
Savaş artık Kobanê'nin sınır köylerine dayanmıştı. YPG/YPJ ve halktan oluşan savunma güçleri, doğuda Alîşeran, Tilejbe, Şêran, Helince ve oradan güneyde Miştenûr tepesiyle birleşen bir hat oluşturmuştu. Bu hat batıya kadar devam ederek şehri yarım ay şeklinde kapatmıştı. Kuzey sınırı da zaten Kuzey Kürdistan'dı. Burada da Pirsus sınırı boyunca halk sınır nöbetindeydi. Buradaki nöbet önemliydi, çünkü DAİŞ çoğu zaman bu sınırlardan cephane ve eleman alıyordu.
Savaşın dengesi yoktu
Doğu cephesine giderken fotoğraf makinesi, kamera vb. kullanmamız sınırlandırılmıştı. Bu sürede sadece gözlem ve not alma imkanı vardı. Çok şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Kuşkusuz hiçbir savaş normal değil ama ilk gözlemlediğim şeylerden biri bu savaşın bir dengesinin olmadığıydı. Çünkü DAIŞ çetelerinin elinde sadece savaş uçakları ve helikopterler eksikti. Tanklar, toplar, havanlar, doçkalar, hummerle ve her türlü silahları mevcuttu.
Kobanê'nin kısa bir sürede düşeceği hesaplanıyordu. Başta Türkiye olmak üzere hiçbir güç, YPG/YPJ'nin ve Kobanê halkının böyle bir direnişi geliştirebileceğini tahmin bile edemiyordu. Bir-iki günde düşeceğinden neredeyse emindiler. Savaş, sınır köylerine dayanmış, on güne yakın bir sürede yüzlerce köy boşaltılmış ve talan edilmişti.
İkinci Şengal'i önlemek
YPG/YPJ güçleri bir taraftan amansız bir direniş sergilerken diğer taraftan sivilleri güvenli bölgelere taşımaya çalışıyorlardı. Bu durum işlerini daha da zorlaştırıyor, savaş taktiklerini sekteye uğratıyordu. Aksi bir durum, ikinci bir Şengal'e sebebiyet verebilirdi. Bu nedenle daha çok köylerdeki sivillerin güvenli bir şekilde taşınması en hayati işleriydi.
DAİŞ, havan ve füzelerle vurduğu köyleri yerle bir ediyor ardından da zırhlı araçlarla köyün içine girip bütün evleri yıkarak ilerliyordu. Tilejbe tepesinden seyrettiğimiz köyler artık ovanın bir parçasıydı. Böyle bir askeri üstünlüğe karşı köylerde kalmak imha anlamına geliyordu.
Serzore Köyü'ndeki direniş
En amansız direnişlerden biri de Serzore Köyü'nde oldu. Yoğun saldırıların yaşandığı köyde 13 YPG/YPJ savaşçısı kalıyor. En son bir ev kalana kadar köyü bırakmıyorlar. İki gün boyunca savaş aralıksız devam ediyor. Son gece aralarında en genç olan ve hafif yaralanan arkadaşlarını köyden çıkardıktan sonra direnmeye devam ediyorlar. Havanlar ve roketlerle ev dövülüyor. Yine sonuç alamayınca artık son çare olarak zırhlı araçlarla evi yıkıyorlar. Evde kalan 12 YPG/YPJ savaşçısı telsizlerden arkadaşlarıyla vedalaşıp son ana kadar savaşıyor. Bu kahramanca direnişler olmasaydı köylerdeki yüzlerce sivil insan DAIŞ'in katliamlarıyla yüz yüze kalacaktı. DAIŞ'in ilerleyişini geciktirmek ve köylüleri güvenli bir şekilde boşaltmak için her şey göze alınmıştı.
Silahların etkisi olmuyordu
DAİŞ güçleri tanklar, toplar, füzeler ve doçka araçlarıyla ovadan konvoylar halinde ilerleyerek köyleri viraneye çeviriyordu. YPG/YPJ güçlerinin elindeki silahlar bunların yanında oyuncak gibi kalıyordu. Tanklara karşı sıfır mesafede kalaşnikof ve B7 ile mücadele ediyorlardı. Tanklar zarar görmüyor, YPG/YPJ'lilerin mevzilerini yıkana kadar ilerleyebiliyordu. Çoğu tank aslında YPG/YPJ'lilerin fedai eylemleri sonucunda imha edilmişti. Yoksa ellerindeki silahların zırhlı araçlara hiçbir etkisi yok gibiydi.
Uçaklar vurmaya başladı
Uçaklar ilk vurduğunda çeteler Kobanê kent sınırına varmış; bütün gücüyle şehre doğru ilerliyordu. Doğu cephesinde ilk etkili hava harekatı Kobanê'de kentin bitişiğinde olan Helince'de yapılmıştı. Fakat artık DAİŞ şehre girmişti. Binlerce insan şehirde mahsur kalmıştı. Kobanê, dört taraftan kuşatma altındaydı. Doğu, batı ve güneyden DAİŞ, kuzeyden de Türk devleti kapatmıştı.
Artık insanlık mücadelesiydi
Savaş artık inanılmaz boyutlara varmıştı. Artık insanlık mücadelesine dönüşmüştü. Bütün dünyanın gözü artık YPG/YPJ direnişindeydi. Savaşın sadece Kürtler ve Kobanê ile ilgili olmadığı tüm dünya kamuoyuna yansımaya başladı. İnsanlığı savunma savaşı haline gelmişti.
Devletsiz bir toplumun çok sınırlı olanaklarla DAİŞ gibi bir güce karşı koyabilmesi dünya açısından şaşırtıcı olduğu kadar inanılmazdı da.
Savaşın başından beri buna tanıklık eden biri olarak şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim: Hava saldırıları başladığında DAİŞ en nitelikli savaş gücünü kaybetmişti. Artık saldırıları durmuş ve savunma hattı oluşturmuştu. Önceki kadar etkili saldırılar gerçekleştiremiyordu. Yeni takviyelere ihtiyacı vardı. İşte tam da böylesi bir zamanda hava harekatı devreye girdi. Bundan sonrası artık DAIŞ için bir baş aşağı gidişti. Bırakalım bayram ve Cuma namazı kılmalarını cenaze namazlarını bile kılamadan püskürtülmüşlerdi...
Hava harekatı ve ardından Pêşmerge'nin de gelişiyle beraber inisiyatif tamamen YPG/YPJ güçlerinin eline geçti.
Tam temizlik zaman alır
Gelinen aşamada kentin yüzde 50'si harabeye dönmüş durumda. DAİŞ kentin doğusunda dar bir alanda sıkıştı. Fakat kent savaşında ev ev sokak sokak temizlik yapılması gerektiği için tamamen temizlenmesi zaman alabiliyor. Kobanê'ye gelen DAİŞ üyelerinin ölmek dışında bir seçenekleri kalmamış. Geri çekilemiyorlar, çünkü başları kesilecek. Ya sonuna kadar savaşacaklar ya da kaçıp başka yerlere gidecekler. Nitekim son günlerde kaçışlarında gözle görülür oranda artış var. Artık talan etmesi olanaksız ama bu, savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Kentin tamamen kurtarılması biraz zaman alacağa benziyor. Görüştüğüm YPG/YPJ komutanları, bunu kent savaşının özgünlüğüne bağlıyorlar.
SELAHATTİN ASLAN / DİHA/KOBANÊ