Kobanê 500 bin metrekarelik bir Kürdistan parçası. Tüm Kürdistan'ın yüzölçümünün yüzde 0.5'ni kapsıyor. Küçük bir toprak parçası. Kürdistan’ın küçük bir toprak parçası ama gösterdiği kahramanlık ve direniş iradesi ile tüm dünyanın dikkatini çektiği gibi, diplomasi alanında’da Kürt Özgürlük mücadelesine büyük katkılar sağladı.

Kobanê bir aydan bu yana ırkçı Arap milliyetçilerinin yönettiği İslam maskeli kara faşizme karşı topraklarını koruyor, Kürdün namusuna sahip çıkıyor. Kimi arkadaşlar, yazarlar Kobanê direnişini 2. Stalingrad savunması olarak nitelendiriyorlar. Bence yanlış bir nitelendirme. Kürt direnişi mutlaka bir yerlere benzetilmek zorunda değildir. Bunu söylemekle Stalingrad savunmasını hafife alıyor değilim. Ancak Kobanê ile Stalingrad savunması arasındaki farkları gözardı etmemeliyiz.
Kobanê’nin dört tarafı sarılmış vaziyette. Arkasında dayandığı bir Kürt devleti yok. Kürdistan’da Kobanê için durmadan silah ve cephane üreten fabrikalarda yok. Son dönemlerde ittifak güçlerinin Kobanê’de IŞİD’e yönelik cılız hava saldırıları dışında dış dünyanın desteğide yok.
Kobanê tüm yokluklara karşı vatan topraklarını kendisinden ateş gücü olarak kat be kat fazla olan Kürt düşmanlarının kuklası faşist guruha karşı iman gücü ile savunuyor. Onun için Kobanê direnişini dünyadaki başka direniş destanları ile karıştırmamak gerekiyor. Kobanê direnişinden tüm dünyanın tabii ki özellikle Kürtlerin çıkaracağı dersler vardır. Bu derslerden birincisi sömürgeciliğe karşı direnen mazlum halklar herşeyden önce kendi öz güçlerine güvenmelidirler.
İkincisi sömürgecilere karşı direnen halklar, uluslar kendi öz güçleri yanında dış desteğe de ihtiyaçları vardır. Müteffik güçlerin IŞİD kuşatmasına karşı düzenlediği hava saldırıları bir nebzede olsa Kobanê direnişine nefes aldırmıştır. Kendi bağımsızlığınızı koruyarak her zaman dış dünya ile ilişkileriniz geliştirebilirsiniz. Kürtler kendilerini dış dünyadan ve reel politikadan tecrit etmek zorunda değillerdir. Kürtler IŞİD’in (DAİŞ) Musul'a saldırısı sonunda modern ABD silahlarını tek kurşun atılmadan ele geçirmesini, yine bu modarn silahların IŞİD’in eline geçmesine ABD’nin sesiz kalmasını, bu silahlarla Kobanê’nin kuşatılıp Kürtlerin G. Batı Kürdistan'da rejim güçlerini kovarak oluşturdukları sistemin yok edilmeye çalışılmasını unutmazlar. Onun içinde cılızda olsa kendilerini biraz olsun rahatlatan güçlere abartılı methiyelerde bulunmazlar. Dış desteğe evet ama mesafeli, bağımsız duruşlarınıda elden bırakmazlar.
Üçüncü olarak Kobanê direnişi Kürdistan’ın dört parçasında ulusal bilincin, refleksin yükselmesine neden olmuştur. Kürdistan’ın Kuzeyi, Doğusu, Güney’i Kobanê’yi desteklemek için ayağa kalkmışlardır. Sömürgeci güçler kuzey ve doğu Kürdistan’da Kürtlerin ayağa kalkışlarını sert bir biçimde cevap vermiş, Güney’de Silemanî ve Hewler’deki etkinlikler ise barışçıl bir biçimde geçmiştir. Eğer BAAS rejimi bugün Güney Kürdistan'da iktidarda olsaydı eminimki Silemanî ve Hêwler’de de Kürtlerin barışçıl etkinliklerine saldırılacak, Kürt kanı dökülecekti.
Dördüncü olarak Kobanê direnişi Kürtlerde ulusal birlik ruhunu yükseltmiş, Kürt siyasal parti ve kurumlarını birbirlerine yaklaştırmıştır. PYD Eşbaşkanı Salih Muslim bugün Hewler’de olacak ve umut ediyorum ki G. Batı Kürdistan'da oluşturulacak birlik tüm Kürdistan'ı kapsayacak olumlu gelişmelere neden olacaktır. Kürtlerin birliklerini sağlamaktan öte yolları yoktur. Bu birlik hem siyasal hem de askeri alanda gelişmelidir. Bir taraftan Kürt siyasal partileri özelliklerini koruyarak bir çatı altında birleşmeli diğer taraftan yine askeri güçlerini vatan savunması için tek koodinasyon altında toplamalıdırlar. Ve yine umut ediyorum ki Kuzey Kürdistan'daki destek eylemleri sırasında meydana gelen olaylardan herkes ders çıkartır, 1990’lardaki sürece geri dönüş olmaz.
Müslüman’ın müslamana kanı nasıl haram ise Kürdün kanı da Kürde haramdır.

KURDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 14 Ekim 1989 tarihinde Paris Kürt Enstitüsü tarafından Kürt Konferansı düzenlendi. Konferansa katılan 7 Kürt milletvekili CHP’den ihraç edildi.
* 14 Ekim 1992 tarihinde Malatya Doğanşehirde gerillaya katılmak üzere yola çıkan 23 Kürt genci TSK tarafından katledildi. Bu gençlerin yalnız iki tanesi silahlı idi.
* 18 Ekim 1923 tarihinde TBMM'de İzaley-i Şekavat kanunu çıkarıldı. Bu yasa ile Kürt başkaldırıları bitirilmek isteniyordu. Yasa 1985 yılında Köy koruculuğunun tesisi için yeniden işletildi.
* 18 Ekim 1961 tarihinde 103 sayılı İskan yasası çıkartılarak aralarında yurtsever Kürtlerinde bulunduğu 55 Kürt şahsiyetinin batıya sürgünü için hazırlıklara başlandı.