Kobanê sadece bir direniş alanı ve direnişin zafere ulaştığı bir alan değildir. Kobanê aynı zamanda bir direniş ve başarma ruhudur. Bu bağlamda Kobanê ruhu her alanda, tüm çalışmalarda en aktif bir şekilde olmaz denilen ortamlarda bile, büyük bir coşku, özveri, irade ile mücadele etmedir.
Bugün hepimiz Kobanê’de ortaya çıkan destansı direnişi kutluyor, yanında olduğumuzu da belirtiyoruz ama her yerin nasıl birer Kobanê haline getirilmesi gerektiğini yeterince dile getirmiyor ya da yaşamımızı ona göre örgütleyemiyoruz.
Unutmayalım ki Kobanê neredeyse dört cephesi kuşatılmış bir haldeyken, imkanların en kıt olduğu bir ortamda büyük bir inanç ve moralle direndi. Kürt halkı ve diğer halklar, sol-sosyalist güçler de bu direnişe katkı sundu. Ortadoğu’nun DAİŞ çetesi ve arkasındaki tüm gerici güçleri neredeyse bir cephe haline gelerek -özelde de TC devletinin öncülüğü ve desteğiyle- aylarca aralıksız saldırılar düzenlediler. Türk devletinin yetkilileri “Kobanê düştü, düşecek” diyerek sevinçten “çiftetelli” oynamaya hazırlandı. “Haydi Kanton’unuzu savunun” diyen sesler de biliniyor. Ve tabii büyük güçlerin Kobanê’nin ayakta kalamayacağını söylemeleri de unutulmuş değil. Ayrıca ''Oralarda devrim mevrim diye bir şey yok, sadece konjonktüreldir” diyen ve direnişin çökeceğini bekleyenler de az değildi. Yine özelde Kuzey Kürdistan'da faşizan ve gerici DAİŞ yapılarına açıkça arka çıkan ve bu bağlamda da Kobanê’nin düşmesi için dua edenler de vardı. Kobanê tüm bu kötü niyetlere, kirli oyunlara direndi, savaştı ve her şeye meydan okuyarak başardı. Kobanê zafer için inancın, insan iradesinin teknik donanımdan daha önemli olduğunu kanıtladı.
Bir yoldaşımızın dile getirdiği gibi; “Unutma, en güzel göz, toprağına bakan ve ona sevdalanan gözdür'' ve yeter ki o göz körelmesin, o yürek kararmasın, o inanç kırılmasın, o sevda tükenmesin. Gerisi de dayanma gücü, emek ve çalışmadır, direnmedir. Etini dişine takarak inadına da meydanlarda bu toprakların özüne denk bir şekilde durmaktır ve mücadele etmektir.
Ya da bir başka yoldaşımızın ifade ettiği gibi; “An. An ol, anda yarat, anda çoğalt, anda gül, anda kuşat, anda gerçekleş, anda anlamlandır. Anlamlı anı yarat. An ile tarih yaz. Devrimcilik an be an yaratmaktır.”
Kobanê an be an yaratmaktır. Bunu da ancak inananlar başarabilir, beyin ve yürek gözlerini açanlar yapabilir. Özcesi; Kobanê sadece bir zaferin adı, halkların buluşması değil. Kobanê sadece inadına direnmek de değildir. Kobanê, bu ruha bağlı kalmamız, bu ruhu her alana taşırmamız gereken, bir direniş ölçüsü, başarının somut örneğidir. Kobanê, özgürlüğe koşan, şartlar ne olursa olsun diz çökmeyen, şikayet etmeyen, imkansızlıkları imkana çeviren, umutsuzluğu umuda, karamsarlığı kararlılığa çeviren, kara kışları yeşil bahara dönüştüren yaşam duruşunun da adıdır. Bu nedenle Kobanê demek; yeniden insanla, toprakla, ülkeyle buluşmaktır. Kobanê insanlık, yurtseverlik, ortak mücadeledir, tarihi bilmektir. Tüm bunların bilinci ve özgürlük tutkusuyla, Kobanê’deki kadın gerilla ve militanlar gibi tilililerle, zılgıtlarla faşizmin üstüne ikirciksiz bir şekilde yürüyerek destanlar yazmasını bilmektir.