Suriye iç savaşını bana göre en iyi okuyan uzmanlardan biri Fransız akademisyen Fabrice Balanche. Lyon Üniversitesinde jeopolitik üzerine çalışan Balanche, 10 yıl Suriye ve Lübnan’da yaşamış ve Arapça’ya hakim. Şu anda Washington DC’de çalışmalarını sürdürüyor. Washington Institute web sitesinde yayınlanan savaşa dair bol haritalı ve detaylı analizlerini yakından takip ediyordum. Yaklaşık 2 hafta önce kendisiyle Suriye’nin kuzeyindeki durumu ele alan detaylı bir sohbet yapma fırsatımız oldu. Öne çıkan noktaları kendi görüşlerimle beraber paylaşmak istiyorum:


Halklar kardeş filan değil

"Herkes ‘halklar kardeştir’ diyor ama halklar oldum olası bölünmüş ve birbirine karşı güvensiz" diye sözüne başladı Balanche. "2011 yılında Suriye iç savaşı başladığında ‘dikkatli olun, Suriye’yi tanımıyorsunuz, bu Fransız Devrimi gibi birşey değil, mezhepsel bir iç savaş, sonu Irak veya Lübnan’dan farklı olmayacak’ dediğimde Batı’da herkes beni eleştirip Esadcı olmakla suçlamıştı" diyor Balanche. Gelinen durum onu haklı çıkardı.

Dr. Balanche’ın politik analizlerine coğrafya ve demografi bilgisi damgasını vuruyor. Haritanın başına geçmeden bir çelişkinin dinamiklerini çözümlemenin ve öngörülerde bulunmanın mümkün olmadığını savunuyor. "Sürekli haritalar çıkartıyorum, Kürt, Arap, Alevi popülasyonlar nerede, göstermeye çalışıyorum. Ortadoğu bunları anlamadan anlaşılmaz" diyor. 

Biz de sözü fazla uzatmadan haritanın başına geçip sohbetimize başlıyoruz. Gündemimiz Afrin ve Kobanê kantonlarının birleştirilip bir Kürt koridorunun oluşturulması meselesi ve bunun gerçekleşme koşulları. 


QSD Menbic’i, Suriye Ordusu ise El Bab’ı hedefleyecek

Doğu cephesinden başlıyoruz: "Demokratik Suriye Güçleri (QSD), ABD’nin de desteğiyle Tişrin’i aldı ve baraj için bir güvenlik periferi oluşturma adı altında Menbic yönünde ilerledi" diyor. Balanche’a göre bir sonraki hedefin Menbic olması gerekiyor. Hakkında sıkça yazıp çizilmesine rağmen Cerablus’a yönelmenin yanlış olacağını, sınıra çok yakın olduğunu ve Türkiye’nin tehdit edeceğini düşünüyor. "Ancak" diyor, "Suriye ordusu da Rus desteğiyle El Bab’a ilerlerse IŞİD’i bölgede tamamen izole etme imkanı doğar. El Bab ve Menbic arasındaki yolu bir süre açık bırakarak IŞİD güçlerinin Rakka’ya gönüllü çekilmesini teşvik edebilirler". Homs ve Şam’da da rejim karşıtı örgütlerle benzer anlaşmaların yapıldığını hatırlatıyor. 


Batı’da Azez kırsalı ve 

Halep kritik önemde

Sonra Batı cephesine geçiyoruz: "Azez’ı hedeflemek Kürtler açısından akıllıca olmaz" diyor Balanche. "Hemen güneyindeki Tel Rıfat’ın alınması daha mantıklı. Böylece hem Halep’e giden yol açılır, hem de Türkiye sınırına yakın ve kuzeyinde Türkmenlerin yaşadığı Azez’da bir çatışmadan uzak durulmuş olur".

Peki Halep? Balanche, Halep’te koşulların bir Suriye Ordusu-YPG işbirliğini zorladığını düşünüyor. Şehrin kuzeyindeki 500 bin nüfuslu Şeyh Maksut mahallesinde yoğunlaşmış Kürtler, Rusların da hava desteğiyle Afrin’le buluşabilir. El Bab üzerinden de Kobanê ile. Bu durumda İdlib’deki cihadistlerin Türkiye ile bağlantısı kesiliyor. Erdoğan’ın da içinde yeraldığı Sünni ittifak için tam bir kabus senaryosu. 


Peki Kürtler ABD ve Rusya’dan destek alabilecek mi?

Elbette bütün bunların olabilmesi için Rusya-Suriye Ordusu-YPG ittifakının Azez kırsalı, El Bab ve Halep’te başarılı olması, ABD’nin de Menbic operasyonuna razı olması gerekiyor. Bu destek sağlanacak mı?

Balanche Rus desteğine kesin gözüyle bakıyor. "Ruslar, Kürtlerin yeniden şekillenen Ortadoğu’da anahtar konumunda olduğunu düşünüyorlar" diyor Balanche. Özellikle uçak düşürme ile doruğa çıkan Rus-Türk gerginliğinden sonra Putin’in Erdoğan’ı sıkıştırmak için Kürt kartını oynayacağından şüphesi yok.

"Peki Esad Rusların Kürtleri desteklemesine razı olacak mı?" diye soruyorum. "Esad’ın başka seçeneği yok" diyor. "Kürtleri sevmiyor. Ancak Putin akıllıca davrandı. Son dakikaya kadar bekledi ve ardından Esad’a koşullarını dikte etti: 'Suriye’ye kara ordusu yollamayacağız. Senin ordun zayıf. Halep’i, İdlib’i, Suriye’nin kuzeyini geri alabilecek durumda değilsin. Türk sınırını cihatçılara kapamak için Kürtlere ihtiyacımız var. Taviz vermek zorundasın'. O noktada Esad’ın fiili durumu kabullenmekten başka çaresi yoktu."

"Yani Esad kendi aklıyla bu çözüme ulaşamaz mıydı?" diyorum. "Esad’da klasik Suriyeli mentalitesi var", diyor Balanche; "Bıçak kemiğe dayanana kadar uzlaşmaya yanaşmaz"

ABD’nin desteği konusunda ise Balanche o kadar emin değil. ABD’nin önceliğinin Rakka, Kürtlerin önceliğinin ise Afrin-Kobanê arası olduğunu söylüyor. İki taraf da birbirini kaybetmeye hazır değil, ancak işbirliği zayıflayabilir diye düşünüyor.

Türkiye müdahale eder mi? diyorum. "Kesin konuşmak zor" diyor. "TSK’nin Suriye’ye girmek istediğini sanmıyorum. Eğer Türkiye Suriye’ye müdahale ederse Batı’nın desteğini alamaz, yalnız kalır. Putin de karşılık vermekte tereddüt etmez."


Önümüzdeki süreçte ne beklemeli?

Balanche’ın görüşlerini genel olarak paylaşıyorum. 2016 öngörülerimde Demokratik Suriye Güçleri'nin Azez ve Cerablus’a askeri bir müdahaleden kaçınması gerektiğini, bu iki alanı masa başında kazanmaya çalışmanın daha akılcı olduğunu belirtmiştim. Balanche da Ruslar ve Suriye Ordusu'yla koordinasyon içerisinde Azez kırsalı, Halep, Menbic ve El Bab’ı hedefleyen bir operasyonun kantonları birleştirmek için kafi olacağını düşünüyor.

Menbic konusunda ise bir belirsizlik var. Son olarak ABD’nin IŞİD’e karşı yürüttüğü Inherent Resolve operasyonunun askeri sözcüsü Albay Warren, Tişrin’i alan Demokratik Suriye Güçleri’nin Batıdaki ilerlemesinin son sınırına geldiğini söyledi basın toplantısında. Bu ifadeyi ABD’nin Menbic’e yönelik bir operasyonu desteklemediği şeklinde algılıyorum. 

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü John Kirby, YPG’yi desteklemeye devam edeceklerini net bir şekilde ifade etti. YPG Rakka’ya gitmeyeceğine göre tam olarak nerede destekleyecekler acaba? Kirby’nin mi Warren’ın mı dili sürçtü, yakında göreceğiz. 

Her halükarda Suriye İç Savaşı'nın yeni bir kritik dönemecin eşiğinde olduğu kesin. Aynı Kobanê’de olduğu gibi haritada tespiti bile zor olan bazı küçük kasabalarda yaşanacak çatışmalar zincirleme reaksiyon ile bölgesel ve uluslarası güçleri dahi sarsan etkilere yol açacak.