
* PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Kobanê‘yi düşürmeye yönelik kapsamlı bir saldırı yapıldığını belirterek, bütün Kürdistan halkının seferberlik ruhuyla direnişe katılmasını istedi.
* Karayılan, “Yani maddi ve manevi destek iyidir ama bu tek başına yetmez; bizzat katılmak gereklidir. Slogan atma ya da daha değişik yöntemlerle destek sunmanın elbet faydası var ama bu aşamada artık yetmez” diye konuştu.
* Karayılan, ABD öncülüğündeki koalisyonun ‘iyi Kürt, kötü Kürt’ politikasından vazgeçmeden, çifte standartlı politikalarını bırakmadan DAİŞ’e karşı doğru dürüst bir mücadele geliştiremeyeceklerini söyledi.
* Rojava’da ve Şengal’de direnen güçlere herhangi bir destek verilmediğini hatırlatan Karayılan, “DAİŞ vahşetine karşı direnenlere destek sunmayan uluslararası güçler bunun vebalinden hiçbir zaman kurtulamayacaktır” dedi.
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Kobanê için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın daha önce yaptığı seferberlik çağrısının bugün de geçerli olduğunu söyledi. Kobanê’de başlayan bu savaş süreciyle birlikte Türkiye’nin renginin de netleşeceğini kaydeden Karayılan, “Aslında Kobanê’deki bu savaş süreci bir yerde Türkiye’nin aynası olacak ve Türkiye’nin gerçek duruşu bu süreçte görülecektir” dedi. Karayılan, tampon bölge gayretini “çok tehlikeli olur” diye değerlendirerek, ekledi: “Tampon demek Kürdistan’ın işgali demektir.”
PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Batı Kürdistan’ın Kobanê bölgesine yönelik 15 Eylül’de DAİŞ tarafından başlatılan büyük saldırı dalgasına ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı.
15 Eylül gününden bu yana DAİŞ çetesinin Kobanê Kantonu’na dönük çok kapsamlı saldırıları var. Bu saldırılar nasıl başladı ve ne amaçlanıyor?
Bu yıl itibarıyla öncelikle Mart ayında Kobanê’ye karşı kapsamlı bir saldırı başlattı. Ancak haftalar süren direnişle bu saldırıları kırıldı ve hiç bir ilerleme kat edemedi. Musul’u devraldıktan sonra 2 Temmuz günü tekrardan Kobanê’ye dönük kapsamlı bir saldırı başlattı. Bu saldırı dalgasında da DAİŞ fazla bir ilerleme kat edemedi, başarısız oldu.
Ardından DAİŞ Irak’ta yeniden bir hamle başlattı; Şengal, Hewlêr, Mexmûr ve Kerkük’e dönük yönelimleri gerçekleşti. Burada belli bir ilerleme sağladı ve moral aldı. Buradaki mevziilerini pekiştirmesiyle beraber Irak’taki güçlerini ve özellikle de ABD’nin Irak Ordusu’na bıraktığı zırhlı araçları Kobanê’ye götürerek Kobanê’ye dönük bu sefer daha da kapsamlı bir saldırı hazırlığını yürüttü. Yani Kobanê’de 15 Eylül gecesi başlayan saldırı, üçüncü saldırıdır. Bu saldırı öncekilere göre çok daha kapsamlı, mutlak surette Kobanê’yi düşürmeye yönelen bir saldırı durumundadır.
Bu konuda tüm Kürdistan halkı ve Kürdistani siyasi çevreler ile tüm demokratik kurum-kuruluşlar, yine uluslararası kamuoyu ve uluslararası güçler bilmeli ki DAİŞ’in şu an Kobanê’ye dönük geliştirdiği bu yeni saldırı harekatı şimdiye kadar geliştirdiği en kapsamlı saldırı hareketidir. Hem Suriye’den aldığı Sovyet tankları ve hem de Irak’tan aldığı Amerikan tankları, yine Grat füzeleri ile envai türden top çeşitlerini Kobanê halkına karşı kullanarak, yani teknik gücünü arttırarak Kobanê’yi düşürmek istemektedir.
Bunun gerçekleşme ihtimali var mı?
Bu çok tehlikeli bir durumun ortaya çıktığını gösteren bir husustur. Tüm gücünü toplamış, yarım daire halindeki bütün cephelerden ağır top atışı ve tanklar desteğinde ilerlemek istiyor. Hem doğudan, hem batıdan ve hem de güneyden saldırıya geçerek Kobanê’yi kıskaca alma ve ezmeyi planlamış bulunuyor. Elbette burada bir Şengal durumu yaşanmaz ama eğer ki Kobanê halkının ve oradaki YPG güçlerinin, yine beraberlerinde bulunan ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) güçlerinin geliştirdiği direnişe destek sunulmazsa direne direne de olsa Şengal benzeri katliamlar yaşanabilir. Bu nedenle farklı bir şekilde, yani direniş temelinde ikinci bir Şengal faciasıyla karşılaşmak istenilmiyorsa derhal harekete geçilmelidir. Kim, neyi, ne kadar yapabiliyorsa yapmalıdır. Kürt halkı gerçek anlamda bir seferberlikle Kobanê’de gelişen büyük direnişe destek sunmalıdır.
Öcalan’ın daha önce seferberlik çağrısı olmuştu…
Önder Apo’nun seferberlik çağrısı bugün de geçerlidir ve Kobanê’nin güvenliği kalıcı olana kadar da geçerli olacaktır. Bu temelde tüm Kürdistan halkını Kobanê direnişiyle dayanışmak amacıyla seferberlik komunu daha etkili kılmaya ve büyük bir seferberlik ruhuyla direnişi güçlendirmeye çağırıyoruz. Bütün duyarlı uluslararası güçler ve demokratik çevreler Kobanê’de gelişen insanlık direnişine sahip çıkmalı, destek sunmalıdır. DAİŞ Kobanê’de bir vahşeti pratikleştirmek istemektedir. Buna karşı ise öz gücüne dayanan, büyük ve anlamlı bir direniş vardır. Bu bir insanlık direnişidir, bu bir kahramanlık direnişidir. İnsanlıktan yana ve insanlık değerlerine sahip çıkan tüm çevreler bu direnişe sahip çıkmalıdır. Doğru; Temmuz ayında Kuzey Kürdistan’ın Kobanê direnişine sahip çıkmasının önemli etkileri oldu ama düşman tam yenilmedi. Düşman o zaman kırıldı, şimdi yeniden güçlenerek Irak ve Rakka’daki tüm tekniğini Kobanê etrafına yığarak vahşice kapsamlı bir saldırı başlatmıştır ve 3 günden beri büyük bir direniş sergilenmektedir. Başta Kuzey Kürdistan olmak üzere tüm Kürdistan halkı, Kobanê’de insanlık adına yürütülen bu büyük kahramanlığa sahip çıkmalıdır; her türlü desteği sunmalıdır.
Basına yansıyan haberlere göre uluslararası güçler toplantılar yapıyor, planlar açıklıyor ve bunu yaşama geçirdiklerini iddia ediyorlar. Peki bu güçlerden Kobanê direnişine veya Rojava Devrimi’ne dönük herhangi bir destek ulaştı mı?
Burada büyük bir paradoks var. Bir taraftan 15 aydan beri Rojava’da DAİŞ saldırılarına karşı Kürt halkının kendi öz gücüne dayanarak geliştirdiği bir savaş ve direniş, öbür taraftan ise ABD’den, Avrupa devletlerine ve bölgesel güçlere kadar herkes DAİŞ’e karşı savaşmak için her gün toplantılar yapıyor, konseptler oluşturuyor, açıklamalarda bulunuyor. Bu güçler her fırsatta DAİŞ’e karşı direnen-savaşan güçleri destekleyeceklerini söylüyorlar ama şimdiye kadar bizim bildiğimiz tek bir metelik bile Rojava Devrimi’ne gitmemiştir. Rojava Devrimi şimdiye kadar kendi öz gücüyle direnmektedir. DAİŞ’in elindeki ABD ve Rusya tanklarına karşı Kobanêli gençler el bombası ve kleşlerle (kaleşnikoflarla) direnmektedirler. Yürekleriyle savaşmaktadırlar. Çağın en gelişmiş teknolojisini eline geçirmiş bulunan bu canavar faşist güruha karşı halkımız iradesiyle ve yüreğiyle direniş geliştirmektedir. Bu, insanların vicdanını çatlatan bir durumdur. Bir tarafta milyarlar dönecek, diğer tarafta ise oradan buradan topladığı paralarla kaçakçılardan el bombası ve kleş temin ederek direnen bir insanlık gerçeği olacak! Günümüzde insanlık bu paradoksu aşmadan hiç bir zaman hakikate ulaşamayacaktır.
Şengal’de de benzer bir durum mu var?
Aynı durum Şengal için de geçerlidir: Peki, Şengal’deki Êzîdî halkımız insan değil mi? Soruyorum; şimdiye kadar Şengal’deki halkımıza ne gibi bir destek sunulmuştur? ABD ve Avrupa Şengal’e hangi desteği sundu? Nerede destek sundu? Açık ki herhangi bir destek yok. “Destek sunuyoruz” söylemlerinin hepsi palavradır. Bunlar, uluslararası kamuoyunu yanıltma söylemlerinden başka bir şey değildir. Direnen kesimler herhangi bir şey görmüyorlar. Biz devletlerin peşmergeyi desteklemelerine karşı değiliz. Desteklemeleri gerekiyor da. Yalnız biz Şengal halkına ve Şengal direnişine herhangi bir destek geldiğini duymadık. Aynı şekilde Kobanê halkı da topun ağzında ve Kobanê halkı da bugün bütün gücüyle direnmekte; ancak Kobanê halkına da herhangi bir destek gitmiş değildir. Bu direnişi Kürt halkı ve hareket olarak biz destekliyoruz. Yine bizimle birlikte destekleyen başka Kürt partileri de vardır. Bunun dışında orada direnen yiğitleri destekleyen kimse yoktur. Bu, insanlık vicdanının ne kadar köreltilmiş olduğunu gösteren bir durumdur. Bugün dört bir yandan çağın en gelişmiş teknolojisiyle Kobanê halkına karşı saldırıya geçen DAİŞ çetelerine karşı ne yapılacak, sessiz mi kalınacaktır? Şimdiye kadar büyük bir sessizlik var.
YPG ve Rojava Devrimi’ni kim destekliyor?
Benim bildiğim bu faşist güruha karşı direnen YPG’ye ve Rojava Devrimi’ne kimse herhangi bir destek sunmuş değildir. Kısmen biz destekliyoruz. Bizim de o kadar olanağımız yoktur. Biz de kendi öz gücümüze dayanan bir hareketiz. Yani şimdiye kadar Kürt halkı sömürgeci güçlere karşı direnişte olduğu gibi bu DAİŞ denilen uluslararası çeteye karşı direnişte de kendi yağında kavrulmakta ve kendi öz gücüyle bu direnişini sürdürmektedir.
Günümüzün egemen güçleri, Şengal’de yaşanan katliamın vebalindan kurtulamazlar. Yarın Kobanê’de direniş içinde de olsa yaşanabilecek olan vahim sonuçlardan bu güçler sorumlu olacaklardır.
Neden bu güçleri sorumlu tutuyorsunuz?
Çünkü DAİŞ’i kuvvetlendiren bu güçlerdir. Soruyorum; DAİŞ kimin denetiminde bu gücü kazandı ve DAİŞ bugün kimin silahlarıyla Kürt halkına karşı savaşıyor? Şimdiye kadar bu DAİŞ’i güçlendiren kimlerdir? DAİŞ bu silahları nereden buldu? Açık ki bu çete güruhu uluslararası ve bölgesel bir konsept temelinde güçlendirilmiş ve bölge halklarının başına bela haline getirilmiştir. Bu çete güçleri en çok Arap halkının başına bir beladır, en çok İslamiyet için bir lekedir ve bugün Kürt halkına karşı da düşmanlık yapmaktadır.
ABD öncülüğündeki uluslararası güçler ne yapabilir?
Başta Amerika olmak üzere artık DAİŞ’e karşı harekete geçmek istediğini iddia eden güçler ‘iyi Kürt, kötü Kürt’ politikasından vazgeçmeden ve bu çifte standartlı politikalarını bırakmadan DAİŞ’e karşı doğru dürüst bir mücadele geliştiremeyeceklerdir. Dişiyle, tırnağıyla ve tüm gücüyle DAİŞ vahşetine karşı direnen Rojava Devrimi’ne destek sunmayan uluslararası güçler tarih karşısında bunun vebalinden hiçbir zaman kurtulamayacaktır.
Kobanê halkı ne yapabilir, nasıl bir yol izleyebilir?
Kobanê halkı onurlu bir halktır, tarihi boyunca boyun eğmemiş, direniş göstermiş bir geleneğin takipçisidir. Ama burada bir zaaf var. Mesela Kobanê halkı direnişi destekliyor, kendisi direnişe katılıyor ama direniş kuvvetlerini daha da güçlendiren profesyonel katılımı yapmıyor. Yine Kobanê gençleri eğitim görüp profesyonel asker olma temelinde YPG saflarına katılmıyor. Kendi köyünü savunuyor, silahını alıp meydana çıkıyor, çatışıyor ama böyle klasik-amatör çatışmayla DAİŞ’e karşı direniş başarıya ulaştırılamaz. Değerli Kobanê halkı ve gençliği şunu bilmeli: DAİŞ’e karşı başarılı olabilmeleri için YPG’ye katılmaları ve eğitim temelinde profesyonel asker olmaları halinde başarılı olabilirler. Şimdi Kobanê’de böyle bir zaaf vardır. Yani insanlar direniyor, çatışıyor ama bunu amatörce yapıyor. Halbuki YPG’ye katılıp eğitimini görerek profesyonel bir asker biçiminde bir katılım gösterse, bu direniş çok daha güçlenir ve başarıya ulaşır.
Bu vesileyle değerli-yurtsever Kobanê gençliğine çağrı yapıyorum: YPG’ye katılın, profesyonel asker olun. Siz profesyonel asker olmakla düşmanı püskürtebilirsiniz. Bu alçak çete gücüne karşı profesyonelce savaşmak gerekiyor. Bunun için YPG saflarına katılın. Yine Kobanê’de bulunan bütün siyasi çevrelerin direnişi destekleme kararını aldıklarını duydum. Bu çok iyi bir adımdır. Elbette ister Arap olsun, ister Kürt olsun ya da başka bir halktan olsun, kim olursa olsun Kobanê’de yaşayan herkes bu saldırılara karşı el ele vererek direnmelidir; orada demokratik-ulusal bir tutum sergilenmelidir. Yalnız unutmayalım, direnişin başarması için profesyonelce savaşmak gerekiyor. Bunun yolu da YPG’ye katılmak, onun eğitimini almak bu biçimde savaş tarzında derinleşmektir.
Kuzey Kürdistan halkı da önceki saldırı dalgasında kısmen destek sundu, şimdi daha fazla ne yapabilir?
Kuzey halkı da destek sundu; çadırlar açtı, erzak gönderdi ama güçlü bir katılım yapmadı. Kuzey gençliğine çağrımdır; gidin bizzat savaşçı olarak katılın. Kuzey halkı iki sefer toplu bir biçimde sınırı geçti ve Kobanê’ye gitti. Bu iyi bir moral ve destek oldu ama gidenler öyle savaşa katılabilecek pozisyondaki insanlar değildi. Yani Kuzey’den gidip Kobanê direnişine bizatihi katılma vardır fakat bu yeterli değildir. O katılım gösteren onurlu insanları selamlıyorum. Ancak yeteri kadar bir katılım gerçekleşmiş değildir. Bu açıdan yaptığımız çağrıyı yineliyoruz: Bütün Urfa ve bütün Kuzey Kürdistan gençliği direnişe katılın, savaşa katılın. Profesyonel bir direnişi geliştirmek için gerekli eğitimi alın ve böylece Kobanê direnişiyle omuz omuza zafere ve başarıya yürüyen bir tarzın ve katılımın sahibi olun.
Yani maddi ve manevi destek iyidir ama bu tek başına yetmez; bizzat katılmak gereklidir. Slogan atma ya da daha değişik yöntemlerle destek sunmanın elbet faydası vardır ama gelinen aşamada bu artık yetmez. Bu açıdan Kobanê’deki direnişin başarısı için daha nitelikli katılıma ihtiyaç vardır.
Sonuç olarak; biz Kobanê’deki bu kahramanlık direnişinin büyük kayıplar pahasına da olsa başarıya gideceğine inanıyoruz. Yine yurtsever Kürdistan halkının Kobanê halkını yalnız bırakmayacağına, Kobanê halkının da yek vücut olarak büyük bir direniş sergileyeceğine olan inancımız tamdır. Ama bunun için nitelikli katkıya ve katılıma ihtiyaç vardır. Ayrıca DAİŞ’e karşı gerçekten savaşmak isteyen, insanlığa sahip çıkmak isteyen ister Arap, ister Kürt; ister Türkmen ister farklı halklardan olsun bütün halkların Kobanê direnişiyle dayanışması gerekmektedir.
Rojava sözkonusu olduğunda neden özellikle YPG veya Rojava güçleri değil de PKK vurgusu yapılıyor, burada amaçlanan nedir?
Genelde Rojava’da ve bugün Kobanê’de sergilenen direniş ve orada yürütülen savaş PKK’nin yürüttüğü bir savaş değildir. Orada halkın kendi öz evlatlarından oluşan bir direniş örgütlenmesi vardır ve bu örgütlenme bugün bir devrim yapmıştır. Yine az önce de belirttiğim gibi Kobanê’de hükümet dışında var olan bazı partiler de bugün direnişe katılma kararı vermişlerdir. Yani şu an Kobanê’de topyekun bir direniş söz konusudur ve Kürt halkının topyekun bir refleksi olarak YPG bu direnişi ortaya koymaktadır. Ama orada bazı çevreler tarafından sanki orada doğrudan PKK varmış ve PKK direniyormuş gibi bir imaj yaratılmak isteniliyor. Bu doğru değildir. Aslında bunlar Rojava Devrimi’ne karşı bir blokajı geliştirmeyi amaçlayan çarpıtmalar sonucu ileri sürülen iddialardır. Şu doğru; biz bu direnişi desteklemekteyiz ve arkasındayız. Nasıl ki biz Güney Kürdistan’daki direnişin, Kerkük, Mexmûr ve Şengal’deki direnişin arkasındaysak, Kobanê’deki, Efrîn’deki ve Cizîrê’deki direnişin de arkasındayız. Ama fiziki koşullar elverdiğinden dolayı biz Şengal’e doğrudan HPG olarak müdahale ettik. Kobanê içinse aynı fiziki koşullardan bahsetmek mümkün değildir. Orası gerilla örgütlenme sahalarına çok uzaktır. Aynı şekilde tabur veya alaylarla müdahale etme koşulu da yoktur. Biz bu yüzden ‘tüm Kuzey Kürdistan gençleri yetişmeli ve katılmalı’ diyoruz. Dikkat edin; Şengal için aynı şeyi farklı bir şekilde söyledik ve öz gücümüzle müdahale ettik. Fakat Kobanê için bunun fiziki koşuları uygun değildir ve zordur. Bu yüzden Kuzey halkımız ve gençliği devreye girmelidir.
Oradaki direniş, Kobanê halkının direnişidir. Bundan dolayı tüm Kürdistan halkı, ilerici-demokrat Türkiye halkı ve toplumsal çevrelerin tümü bu direnişe destek sunmalıdır. Çünkü orada DAİŞ’e karşı bir insanlık ve insanlık onurunu kurtarma direnişi vardır.
Geçtiğimiz hafta YPG güçleri ile Suriyeli muhalif gruplar arasında ‘Volkan El Fırat’ adında ortak operasyon gücü kuruldu. DAİŞ saldırısının bununla bağlantısı var mı?
Kuşkusuz devrim düşmanı olan güçler için en tehlikeli şey, YPG’nin diğer muhalefet güçlerini birleştirmesidir. YPG ile ÖSO adı altındaki muhalefet güçleri her tarafta gerçekten güçlü bir birlik kurarlarsa Suriye’nin gerçek muhalefeti de böylece güçlü bir biçimde ortaya çıkabilir. Hem siyasi açıdan, hem de askeri açıdan bu böyledir. Şimdi belli ki DAİŞ, Kobanê’nin bir hançer gibi yüreğine saplanmış olmasını hazmedemiyor ve Kobanê’yi silip süpürerek intikam almak istiyor. Bu açıdan çok sert bir savaş olacaktır. Belli ki gözü dönmüş; diğer alanlarda savaşı kaybeden DAİŞ güçleri Kobanê‘de intikam almak istiyor. Kobanê’nin, kurmuş olduğu İslam Devleti’nin toprakları olduğunu iddia ediyor. Bu saldırılarının önemli nedeni orada bulunan ÖSO güçleridir. Çünkü Kobanê’de ÖSO güçleri YPG ile ittifak yapmış ve birlikte direnme kararını almıştır. Belli ki DAİŞ bundan çok korkmaktadır. Bu son saldırısının daha da kapsamlılaştırılmasının esas önemli bir nedeni de budur. Yani Kobanê’nin kahramanlık direnişi sadece kendisiyle sınırlı kalmayacak, aynı zamanda DAİŞ’nin hayal ettiği devleti kökten parçalayacak, örneğin Rakka’yı ellerinden alacak bir harekete dönüşebilir. Volkan El Fırat’ın amacı Fırat boyu egemenlik sağlama yani Cerablus’u, Minbic’i ve Rakka’yı almaktır. Bu, DAİŞ’in kurmuş olduğu İslam Devleti’nin temelden ortadan kaldırılması demektir. İşte bunun için DAİŞ tüm gücünü yoğunlaştırarak Kobanê üzerine yürümüştür.
Türkiye’nin DAİŞ’e sunduğu destek de son haftalarda yoğun bir şekilde gündeme geldi. Türkiye’nin bundan sonrası için tutumu nasıl olabilir?
Şimdiye kadar Türkiye üzerinden DAİŞ’e aktarımların yapıldığı ve bu temelde DAİŞ’in güçlenmiş olduğu biliniyor. DAİŞ’e sadece Türkiye değil uluslararası ve bölgesel güçler de katkı sunmuştur. Uluslararası güçlerin ağırlıklarını koymaya başladıkları bu aşamada Türkiye eski konumunu sürdürür mü, sürdürmez mi, bu konuda şu an itibarıyla bir şey söylenemez.
Ancak şunu söylemek mümkün: Kobanê’de başlayan bu savaş süreciyle birlikte Türkiye’nin rengi de ortaya çıkacaktır. Aslında Kobanê’deki bu savaş süreci bir yerde Türkiye’nin aynası olacak ve Türkiye’nin gerçek duruşu bu süreçte görülecektir. Türkiye’nin Kobanê’de yaşanan bu savaş sürecine yaklaşımının iki konuda bir netleşmeyi yaratacağı açıktır:
l Türkiye’nin Önder Apo’yla başlattığı çözüm sürecine ne kadar samimi yaklaştığının göstergesi olacaktır.
l Gerçekten DAİŞ ile ilişkisini kesip DAİŞ’e karşı tutum alıp almayacağı ya da farklı bir tutum takınıp takınmayacağı Kobanê’de yaşanan bu süreçle birlikte netleşecektir.
Türkiye’nin destek vermeye devam ettiği iddiaları var…
Aldığımız bilgilere göre Türk devleti sınıra belli bir güç yığınağı geliştiriyor. Ayrıca en son DAİŞ’e doğrudan yardım yaptığı, trenle cephane taşıdığı yönünde bilgiler de var. Bu ciddi bir durumdur. Basına yansıyan bu bilgi eğer doğru değilse Türk devleti net ve inandırıcı açıklamalar yapmak zorundadır. Çünkü bu konuda ortaya atılan iddialar var. Bizim açımızdan bu nokta çok önemlidir. Türk devletinin bu saatten sonra Kobanê’de halkımızın gelişen direnişine karşı tutumu, özellikle çözüm süreci denilen sürecin durumu açısından da önem arz etmektedir. Bu nedenle Türk devletinin bu konudaki tutumunun anlaşılması önemli olmaktadır. Yine sınır hattında belli bir askeri hareketlilik vardır; bu hareketliliğin ne amaçla yapıldığının anlaşılması da önemlidir. Biz de izliyoruz.
Tampon böge oluşturulmasından bahsediliyor, ne yapılmak isteniyor?
Eğer gerçekten bahsedilen bir tampon bölge oluşturmaksa çok tehlikeli bir şey olur. Tampon demek Kürdistan’ın işgali demektir. Bu yeni bir direniş dönemine yol açar. Yani Türk Ordusu’nun kalkıp da ‘tampon kuruyorum’ diye Rojava Kürdistanı’nı işgal etmeye kalkışması tüm Kürt halkına karşı yeni bir savaş başlatma anlamına gelir. O vakit zaten çözüm süreci diye bir şey kalmaz. Fakat bunlar tartışılırken neyin kastedildiği tam anlaşılmıyor. Sonuç olarak Türkiye’nin politikası da önümüzdeki bir kaç günde netleşecektir. Türkiye’nin Kobanê direnişine karşı yaklaşımı hem onun çözüm sürecine, hem de DAİŞ’e karşı gerçek tutumunu ortaya çıkaracaktır. Bu bakımdan Türkiye’nin netleşecek yeni tutumu önemlidir.
ANF/BEHDİNAN