Kobanê’de Kürtler tarihin en önemli askeri zaferlerinden birini kazandılar. 15 Eylül 2014’te başlayan IŞİD saldırıları kırıldı ve 135 günlük kahramanca direniş sonucunda kendisine Irak Şam İslam Devleti-IŞİD diyen güç yenilgiye uğratıldı. Kürt savunma güçleri YPG-YPJ birlikleri karşısında yenilip Kobanê’den çekildiğini IŞİD de kabul etti.

Şimdi herkes Kürtlerin Kobanê zaferini tartışıyor. Tüm Kürt halkı ve demokratik güçler 21. yüzyılın ilk çeyreğinin en büyük zaferini kutluyor. Hem söz konusu kutlamaların ve hem de tartışmaların daha uzun süre devam edeceği anlaşılıyor. Çünkü 135 günlük Kobanê direnişi ve kazanılan zafer siyasal dengeleri altüst etmiş bulunuyor.

Genel hava Kürtlerin Kobanê’de kazandığı zaferden yana. Başta Türkiye toplumu ve demokratik güçleri olmak üzere Ortadoğu’nun ve dünyanın tüm demokratik güçleri Kobanê zaferini destekliyor. Zaten "1 Kasım Dünya Kobanê Günü” ilan ederek IŞİD’e karşı direnişi desteklemişlerdi. Şimdi kazanılan zafere de tüm özgürlük ve demokrasi güçleri sahip çıkıyor.

Peki Kürtlerin Kobanê zaferinden rahatsız olanlar yok mu? Var elbette, olmaz olur mu? Örneğin şoven Türk milliyetçiliğinin temsilcisi olan MHP’liler rahatsız ve de karşıt. Açıktan söylemeye çekinseler de CHP’liler de karşıt konumda. Tabi bir de AKP var ki, aslında Türkiye’deki Kobanê karşıtlığının bayraktarlığını AKP’liler ve özellikle de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yapıyor.

Şöyle bir geriye dönüp dört ay öncesine bakalım. Faşist IŞİD çeteleri 15 Eylül'den itibaren Kobanê’ye saldırmaya başladığında ne demişti Tayyip Erdoğan? "Şengal’de kaçıyorlar da, sanki Kobanê’de kaçmıyorlar mı? Orada da kaçıyorlar ve neredeyse Kobanê düştü düşecek” demişti. Demişti de bu sözlerin yarattığı tepki 6-8 Ekim olaylarını ortaya çıkartmıştı.


Kobanê zaferi AKP'yi korkuttu 

Tabi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sadece bu sözlerle de yetinmemişti. Kobanê düştükten sonra sıranın Efrîn’e geleceğini belirtmişti. "Niye hep Kobanê diyorsunuz da Halep demiyorsunuz” diye Kobanê direnişine sahip çıkanları suçlamıştı. Dahası "Kobanê’nin bir stratejik öneminin olmadığını” ve "Suruç’un Kobanê ile ilişkisinin bulunmadığını” buyurmuştu. 

Bir de doğruluğu o zaman epeyce tartışılsa da, ABD ile KDP’nin Kobanê’ye dönük yaptıklarının hepsinin kendi önerisi olduğunu belirtmişti. Bu konuda o kadar ileri gitmişti ki, dinleyen herkeste sanki Kobanê savaşını Tayyip Erdoğan yürütüyormuş gibi bir izlenim yaratmıştı.

Şimdi aynı Tayyip Erdoğan, kazanılan Kobanê zaferini kutlayanlar için "Çiftetelli oynuyorlar” diyor. Yani bu sözlerle Kobanê zaferini ve kutlayanları hafife almaya çalışıyor. Dahası "O evleri yıktınız, şimdi nasıl yapacaksınız?” diyerek kendine göre Kobanê direnişinin anlamsız ve yararsız olduğunu ifade etmek istiyor. Yani "Teslim olmalıydınız” demeye getiriyor.

Şurası çok açık ki, Kobanê’de IŞİD faşizminin yenilmesine ve Kürtlerin zafer kazanmasına Tayyip Erdoğan çok üzülmüş ve de korkmuş görünüyor. Kürtlere zaferi ve mutluluğu layık görmüyor. Sokaklarda Kürt gençleri ve kadınları Kobanê zaferini kutluyorlar ve bu temelde sevinç yaşıyorlar diye Tayyip Erdoğan adeta kahroluyor. Bu kadar Kürt karşıtlığı ve düşmanlığını görünce doğrusu insan şaşıyor!

Hepsi bu kadar mı? Elbette değil, AKP’nin tutumunu ifade eden başka şeyler de var. Örneğin Kobanê zaferi ardından AKP adına yapılan bir açıklamada "Kuzey Irak’tan sonra bir de Kuzey Suriye ile karşılaşmak istemiyoruz” deniyor. Yani Rojava Kürdistan’a ve Suriye’de Kürt kimliğinin kabul edilip Kürtlerin bir statü elde etmesine karşı çıkılıyor.

Tabi bu son açıklama AKP’nin baklayı dilinin altından çıkarması oluyor. Yani AKP gerçeği ve AKP’nin Kürt düşmanı politik duruşu ortaya çıkıyor. Gerçek böyle olunca, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Diyarbakır’daki yapmacık tutumlarının bir anlamı olabilir mi? Kürtleri kandırmak için Kürtçe konuşmaya çalışmasının ve sözde Kobanê’yi selamlamasının bir değeri kalır mı?

Zaten bazı Kürt çevreler hemen şu soruyu sordular: Madem ki Kürtçe öğrenmeye çalışıyorsun, o halde Cizre, Yüksekova ve Bağlar’da Kürtçe eğitim yapan okulları niye kapatıyorsun? Yine madem ki Kobanê ile Suruç ve Urfa’nın bir ilişkisi yoktu, o halde sen niye Rojava Kürtlerinin statü kazanmasına karşı çıkıyorsun?


IŞİD'in yenilgisi AKP'nin yenilgisidir

Dikkat edilirse, AKP’nin tutumu hem karışık ve hem de Kürt karşıtı ve düşmanlığı temelindedir. AKP’nin Kürt halkının varlığını kabul etmediği ve Kürdü inkar eden zihniyet ve siyaseti olduğu gibi sürdürdüğü açıktır. Kobanê’de IŞİD’in yenilgisinden büyük üzüntü duyduğu ve söz konusu bu yenilgiyi kendi yenilgisi olarak gördüğü ortadadır.

Baştan beri söylenenler ve yapılanlar dikkate alınırsa, aslında IŞİD’i Kobanê’ye saldırtanın ve Kobanê savaşını yürütenin AKP olduğu açığa çıkmaktadır. Çünkü, bu söylenenlere ek olarak bir de AKP’nin IŞİD çetelerine verdiği açık askeri destek var ve AKP de bu gerçeği artık inkar edemez durumdadır. Dolayısıyla Kobanê’de Kürtlere karşı savaşanın aslında AKP olduğu anlaşılmaktadır.

Zaten IŞİD adlı gücün Kobanê’ye hangi amaçla saldırdığı ve gücünü böyle bir savaşta niçin tükettiği anlaşılır ve izah edilir bir durum değildir. Savaş süresince zaman zaman biz de bu duruma dikkat çekmiş ve bu temelde bazı soruları sormuştuk. Sanıyoruz ilgili çevreler tarafından bu durum daha çok tartışılacak ve söz konusu saldırının arkasındaki gerçekler açığa çıkacaktır.

Çünkü Kobanê’yi almanın IŞİD açısından stratejik bir önemi yoktur. Diğer yandan, Kobanê’de tükettiği gücü başka bir yerde kullansa önemli askeri sonuçlar alabilirdi. Bağdat’ı, hatta Şam’ı bile ele geçirebilirdi. Fakat böyle yapmak yerine IŞİD Kobanê’ye saldırdı ve gücünü tüketti. Belli ki kendisi saldırmadı, aslında başkaları tarafından saldırtıldı. 

Peki IŞİD’i Kobanê’ye saldırtan güç veya güçler kimler olabilir? Bu soru nereden ele alınırsa alınsın, verilecek tek cevap AKP Hükümeti olacaktır. Çünkü Rojava’daki Kürt varlığını ve statüsünü kabul etmeyen AKP’dir. Kobanê saldırısının "Kobanê’yi Kürtsüzleştirme” amacına yönelik olduğu dikkate alınırsa, buradaki AKP varlığı daha iyi görülür. 

AKP hükümetinin Kobanê’den kaçan halka kapıları açmasının da bu amaca ve plana bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Dikkat edilirse, Kürt güçlerinin Kobanê’yi ele geçireceği anlaşılınca, AKP hükümeti hemen Kobanêli mültecileri kamplara zorla yerleştirmeye başladı. Aslında şimdi de bir tür tutuklu veya rehine gibi tutmaya çalışıyor. Tayyip Erdoğan’ın "Eviniz yok” demesi de "Gidemezsiniz” anlamına geliyor.

Kuşkusuz tüm bu hususları Kürtlerin ve demokratik güçlerin çok iyi anlaması gerekiyor. Evet, AKP çatlasa da patlasa da, demokratik insanlığın desteği temelinde Kürtler direndiler ve tarihin en anlamlı zaferini kazandılar. Ortadoğu halklarının başına bela edilen IŞİD faşizmini ve arkasındaki güçleri yenilgiye uğrattılar. Kobanê’de yenilen IŞİD, yenilen AKP oldu.

Fakat unutmayalım ki, yenildi diye AKP’nin oyunları ve saldırıları bitmedi. Derler ya Osmanlı’da oyun çok! Kuşkusuz Osmanlı’nın padişahlık sistemine özenen AKP’de de oyun çoktur. Dolayısıyla ne yapacağı ve nereden saldıracağı belli olmaz. O nedenle çok daha duyarlı ve hazırlıklı olmak, Kobanê zaferini AKP’nin sonunu getirecek 7 Haziran seçim zaferiyle tamamlamak gerekir.