Kürtlük ile bağını koparmamış her Kürt bireyi geçtiğimiz cuma gününden beri müthiş bir tedirginlik ile Kobanê’den gelen ve gelecek haberler ile saniyelerin bile kaçırılmadığı bir hafta sonu geçirdi. Bu tedirginlik o kadar derindi ki YPG komutanın yaptığı açıklama, tedirginliği azaltsa bile bitmiş değil.

Zaten tehlike de henüz bitmiş değil. Kürtler her yerde gene ayakta ve alanlarda. Kobanê’deki direnişe bir ses olmak için, vicdanlarımızı daha fazla kanatmamak için, insanlığın dikkatini Kobanê’ye çekmek için, vicdan hesaplaşmasına başkalarını da katmak için…
Başaracak mıyız?…
Başaracağız, yeter ki birlik ve beraberliğin asgari koşullarını yerine getirelim. Birlik ve dayanışmaya en fazla ihtiyacımızın olduğu dönemden geçiyoruz. Kürt kitlesi yediden yetmişe oldukça politik ve en önemlisi ne istediğini bilen bir kitle. Kürdistan muhalefetini temsil edenlerin işi bu anlamda zor. Kürt siyasetçi ve diplomatları oldukça bilinçli bir kitleyi yönettikleri bilincinde değiller ise zor durumlara düşebilirler. Bu zor durumlar niyet ne kadar iyi olursa olsun, tersine dönüşebilir ve zarar verebilir. Ve hatta niyeti bile sorgulanabilir duruma düşebilirler. Günlük bunun örneklerini yaşıyoruz.
Cumartesi günü, Kobanê ile dayanışma için bir eylemde idim. Eylem süresi içinde gördüklerim ve tanık olduklarımı, eylemin amacı ile birleştirince, orda olmak ile eylemin amacına zarar verdiğim hissine kapıldım. Bu oldukça zor bir durum. Bunu sindirebilmekte oldukça zor. Eylemi organize eden örgütlü yapının kapasite ve potansiyelinden, çok daha iyi bir organizasyon yapacağından hiç kuşkum yok. Ancak bu kadar iyi bir potansiyelden, böyle garip bir organizasyon nasıl çıkar diye sorgulamak gerekir. Gerekli önlemlerin alınması zaruri. Kitleyi rencide edecek davranışlardan uzak durulması, kitlesel dayanışmanın çok önemli olduğu bu günlerde hayati öneme sahip. Komedi gibi organizasyonlar amaca zarar verir. Bir eylem düşünün, her karesinde eylemin organizatörünün bilinç ve bilnçaltını okuyabiliyorsunuz. ‘İnkarın inkarının’ bir eylemde ve bir kişide somutlaştığı bir durum. Oysa Fedkom’un kollektif gücü harekete geçirilse idi inanıyorum ki eylem çok farklı olacaktı.
Birliğe, dayanışmaya zarar verecek tutumlardan basit bir örnekti bu. Tabii daha farklı olanları da var.
***
Çatışmasızlık süreci Kobanê’ye bağlı olarak bitmek üzere. Nerdeyse sevinç naraları atanlar var. Üstelik bu kadar sevinmelerine neden, ‘bak ben haklıydım, AKP ile süreç yürümez, AKP oyalıyor’ anlamında ve vurgu ‘ben’ üzerinden yürütülüyor. Ben haklıydım… En önemlisi bu. Ne patalojik bir ego...
Sanki AKP değil de CHP ile yürütülebilir, ya da TC’ye yeni bir iktidar bulunmalı ve bu iktidar partisi öyle iyi ve öyle dürüst olmalı ki Kürtler ile sorunu çözmeyi yürütebilmeli… Kısacası Kürt gençleri ölmeye devam etmeli ta ki TC’de iyi bir parti iktidara gelene kadar... İyi bir TC partisi nasıl olur, onuda bilmiyoruz ya...
Ya da sanki TC’nin oyalamaya ihtiyacı var. Kürtlerin yokmuş gibi... En başarısız komutan bile iki cephede savaşmayı akıllı bulmaz. Ama söz konusu Kürtler olunca... herkes ile savaştırırlar… Ne farkeder ki nasılsa ölenler Kürtler...
Hele bir de Kürtler arası çatışma... Ne kadar da güzel olurdu değil mi? Tam da birlikte kurtulacağımız günler yaklaşmış iken. PKK’nin bile coğrafi nedenler ile Kobanê’ye göndermekte zorlandığı silahlı gücü, KDP’nin göndermesini beklemek... Olmayınca da Kürt örgütleri arasına nifak sokmak için pusuda bekleyenler... Ne kadar da çokmuşlar… PKK’ye ve KDP’ye küfretmek isteyenler ne kadar da çokmuş… Barzani’ye ya da Öcalan’a küfretmek isteyenler ne kadar da çokmuş… Bazıları ise sosyal medyada küfürle masturbasyon yapıyorlar.
Neyse ki Kürtler bunları iyi tanıyor ve tanıyarak büyüdü bu ‘engerek ve çiyanları’.