
AZİZ OÐUR/KOBANÊ
Qamişlo’dan Kobanê’ye gitmek için yola çıkıyoruz. Bulduğumuz araçta görev yerine giden YPG savaşçıları, gaziler ve basıncılar var. Cizîr Kantonu’na ait topraklardan geçerken savaşın etkileri pek görülmüyor. Ancak Til Temir, Girê Spî, Eyn Îsa ve Kobanê’ye yaklaştıkça büyük bir savaşın yaşandığı toprakların içinde olduğumuzu hissetmeye başlıyoruz. Kimi zaman taşın bile olmadığı yüz kilometrelerce düzlük arazide YPG daha sonra da YPG’nin de içinde bulunduğu QSD, topraktan oluşturduğu savunma hatlarıyla DAİŞ çetelerini adım adım Rojava ve Kuzey Suriye’den çıkarmış. Kilometrelerce uzanan toprak yığınlarından oluşan savunma hattının bir kaç kilometre güneyinde bir savunma hattı daha. Yani yükseltilmiş kilometrelerce uzunluktaki savunma ve mevzilenme yerleri görülüyor. YPG ve YPJ bayraklarının asılı olduğu karakol ve karargah olarak kullanılan binalar yine etraflarında yükseltilen toprak yığınıyla küçük kaleleri andırıyor.
Kobanê’ye yaklaştıkça toprak yığınlarının yanı sıra yerle bir olmuş beton binalar, delik deşik olmuş ve bir veya iki duvarı kalmış kerpiç evler yolumuza çıkıyor. Belli aralıklarla ve stratejik noktalarda Asayış kontrolleri oluşturulmuş. Gidiş gelişler titizlikle kontrol ediliyor, kimi araçlar durdurulup kimlik ve yük tesbiti yapılıyor.
Toparlanmaya çalışıyor
Yol boyunca göze çarpan başka bir şey de çok ağır bir savaşın içinden çıkmasına rağmen hemen hemen her yerde inşaatların göze çarpması. Biriket atölyeleri de sık karşımıza çıkıyor. Onarılan evlerin yanı sıra yeni yapılan binalar Rojava insanının çok kısa süre içinde toparlandığını gösteriyor. Yol boyunca tahıl siloları görüyoruz, yine devasa bir yapı yolun sonunda görünüyor, onun da çimento fabrikası olduğunu söylüyor arkadaşlar. Yollar kötü değil, bir iki noktada DAİŞ’in köprüleri havaya uçurması nedeniye ana yoldan kısa süreliğine çıkıyoruz. Cadde boyunca kurulan küçük marketler var.
Kobanê’ye yakın kontrol noktasında kalabalık Asayiş birliği var. Muhtemelen görev değişimi yapılıyor. Şoför arkadaş askeri güçler dışında 22.00’den sonra Kobanê’ye giriş çıkışlara izin verilmediğini söylüyor.
Sonra Kobanê’ye ulaşıyoruz. Şehrin girişinde olağanüstü bir şey yansımıyor. Miştenûr Tepesi tam karşımızda, Kobanê özgürleştiğinde devasa bayrağın dikildiği tepeye bir an önce çıkıp yukarıdan Kobanê’ye bakma isteğini bastıramıyorum.
İlerledikçe izler belirgenleşiyor
Yaklaşık 4 saatlik yolculuktan sonra prosedür gereği ANHA ve Ronahî TV’deki arkadaşların yanına gidiyorum, biraz sohbet ettikten sonra akşam serinliğini fırsat bilerek şehri geziyoruz ANHA ve ANF muhabiri arkadaşlarla. İnşa edilen modern konutların arasından geçiyoruz, sonra yapımı devam eden üç, dört katlı evler görünüyor. Şehir içine, yani Kuzey Kürdistan sınırına doğru ilerledikçe Kobanê’de yaşananların izlerini görüyoruz.
Şehrin merkezi kavşakların birinde yapılan ve Arîn Mîrkan şahsında Kobanê direnişinde ölümsüzleşen kadın savaşçıları sembolize eden heykelin yanından geçiyor. Daha sonra büyük bir TEV-DEM bayrağının asılı olduğu Qada Azadî’ye (Azadi Meydanı) uğruyoruz. Yoğun çatışmaların yaşandığı bölgeye yakın da Mahsum Korkmaz’ın (Egîd) anıtını görüyoruz.
Şehitlerin adları yazılmış
Komutan Egîd’in anıtından sonra, öncesinde tek tek görünen yıkıntılar bu sefer yoğun bir şekilde karşımıza çıkıyor. Sadece kolonların kaldığı binalar, yerle bir olan binalar, üst katları yıkılmış ama alt katları dükkan ya da ev olarak kullanılan binalar yoğun bir şekilde görünüyor. Bir kaç yüz metre yürüdükten sonra direniş sürecin başından sonuna kadar Kobanê’de bununan bir arkadaş en büyük çatışmaların yaşandığı alanı göstererek, “Burada, Kobanê’de yaşanan savaş değildi, savaştan öte adını koymakta zorlandığım bir şeydi” diyor. Yıkıntıların yanıbaşında o mıntıkada şehit düşen savaşçıların isimlerinin bulunduğu ve sokakların onların adıyla isimlendirildikleri tabelalar var.
Hangi şartlarda direnildiği görülüyor
Üç katlı binada tamamen yıkılmış duvarlara rağmen direniş siperlerini görüyorum. Oraya çıkmak istediğimi söylüyorum, karşı çıkıyorlar, yıkılabilir diye. Israr edince bu sefer arkadaşlar bana öncülük ederek merdivenleri dahi yıkılmış binaya tırmanıyoruz. Her katta oluşturulmuş siperlerin arkasına geçip ordan bakıyorum. Siper olarak kullanılan malzeme aslında hangi şartlarda direnildiğini anlatmaya yetiyor. Binanın üst katlarına götürülen fıçı ve torbalara, DAİŞ’in roket, top saldırıları ile yıkılan enkaz doldurularak korumasız kalan binada siper olarak kullanılmış. Siperlerin üstüne brandalar çekilmiş, ve sağlam kalan duvarlarda açılan deliklerle savaşılmış. Biraz ilerisinde 11 savaşının ismi, şehit düştükleri binanın yanına tabelaya yazılmış.
Kendisinin bin katıydı
Sadece kolonların kaldığı binaları gösteren arkadaş, o günlere gidercesine anlatıyor: “Kobanê kendisinin yüz, bin katı şeyler yaşadı. Düşünün sınıra vurup gelen arkadaşlar vardı. Karanlıkta el yordamıyla tokalaşıyorduk, yarın görüşürüz umudu ile direniş devam ediyordu ama sabaha akşam elini sıktığımız ama yüzünü göremediğimiz arkadaşın şehit olduğunu öğreniyorduk. Bir çok binada sadece şu kolonlar kalmıştı siper edecek. Ancak biz tek siper olan kolonların arkasından DAİŞ’e karşı savaşırken, Türk askeri arkadan bize ateş ediyordu.”
Şehît Rodî Kütüphanesi
Enkazların bulunduğu bölgede kendine yaşanılacak bir yer bulan Kobanîliler evlerin önünde sohbet ediyorlar, selam verdiğimiz herkes, kadın erkek bizi çay, kahve içmeye, eve geçmeye davet ediyor. Bir kaç kadının ısrarları sonucu oturuyoruz ve çay içiyoruz. Sohbetleri güzel, yaşananların izlerini görmek mümkün ama gözlerindeki umut daha ağır basıyor. Şakalaşıyorlar, sesleri gür çıkıyor ve özgüven sahibi oldukları her hallerinden anlaşılıyor.
Kütüphaneye uğrayalım mı, diyor yanımdaki arkadaş. Şehît Rodî Kütüphanesi. Kardeşi Adnan Hesen, 25 Haziran Katliamı’nda 20 günlük evli olduğu eşi, annesi ve kardeşleriyle katledilen Rodî’nin hayalini gerçekleştirmiş. Başka eve taşınmışlar ve kendi evlerini kürtçe kitapların yoğunlukta olduğu bir kütüphaneye çevirmiş. Okuma salonu da olan evde değişik kültürel ve edebi etkinlikler düzenleniyor.
Devrim şarkıları yükseliyor
Kobanê yoğun ambargo ve yaşanan büyük çatışmadan sonra kendi küllerinden doğuyor tekrar. Dönüşte yanından geçtiğimiz parktan müzik sesleri geliyor. Yanlarına oturuyoruz, kendilerine Dilsozên Kobanê adını veren gençler her gece orda toplanıyor, şarkı söylüyor, şiir okuyor. Şüphesiz şiir ve şarkıların çoğunluğu da direniş ve devrimle ilgili... Bir süre dinliyoruz onları, ordan ayrılırken gençlerden birisi Şehit Ebu Leyla üzerine yazdığı şiiri okuyor; Leyla’nın gözyaşlarını yüreğimle silmeliyim, diyor...