Elbette gelecek kuşaklar tıpkı Stalingrad ve Leningrad gibi Kobanê zaferinin insanlık ailesi için hangi anlama geldiğini, neler kazandırdığını anlatacak, yazacak ve kahramanca savaşan Kürt kadınları ve erkeklerinin yere düşürmediği insanlık onurunun hakkını teslim edeceklerdir. 

Dünya insanlık ailesinin başına bela olan çetelerin yeryüzünden defedilmesi, şüphesiz öncelikli meselelerin başında geliyor. Yaşadığımız çağ, dünya insanlığının bir sınavıydı. Son birkaç yıldır Kürdistan, Suriye ve Irak’ta yaşananlar adeta hayal gücünün sınırlarını zorlayan korku filmi gibiydi. Ancak, yaşadıklarımız TV kanalları, sinema salonlarında izlediğimiz filmler gibi değil, gerçeğin ta kendisiydi. 

İnsanlığı çaresiz bırakan, korku imparatorluğunun sınırları içine hapseden bu çeteler, vahşet uygulayarak amaçlarına ulaşmak istediler. Ancak o korkunç büyülerini Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt kadınları, Kürt gençleri bozdu. 

İşte o kahramanlar, bu vahşetin durdurulabileceğini, DAİŞ çetelerinin yenilmez olmadıklarını Kobanê’den, Şengal’e kadar direnişleriyle tüm dünya aleme kanıtladılar. Sadece askeri başarıdan söz etmek yeterli olmaz. 

Kürtler şunu da kanıtladı: Ortadoğu toprakları üzerinde yaşayan dini, dili, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun eşit koşullarda kardeşçe yaşanabileceğini Rojava Devrimi ile DAİŞ’e ve tüm insanlığın katillerine karşı savaşla, mücadeleyle kanıtladılar. Başka bir şey daha kanıtladılar; bu yeryüzünün sadece insanın hakkı değil, kurdun da, kuşun da, ağacın da, çiçeğin de bir bütün doğanın da hakkı olduğunu hatırlattılar ve söylediler. 

Sonuç olarak; 

Hepimiz bu kahramanlara borçluyuz ve bir o kadar minnettarız. Asıl işimiz bundan sonra başlıyor. DAİŞ çetelerinin önlenemez yenilgisi başlamış ve devam edecektir. Önemli olan bu mücadelede insanlık adına savaşan Kürt gençleri ve halkını yalnız bırakmamamızdır. İnsanlığın böyle bir görevi var. Sadece bir hakkı teslim etmek de olmaz, onlarla omuz omuza savaşmak, bu ağır yükün bir ucundan tutmak insanlık görevimizdir. Daha özgür, demokratik ve eşit bir dünya ancak böyle yaratılabilir. 

Bir diğer konu ise şudur: DAİŞ çetelerini insanlığın başına bela eden Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi devletlerle de mücadele etmektir. 

DAİŞ kılığına giren bu üç devletin sağladığı mali ve askeri yardımla DAİŞ çeteleri yüzbinlerce insanın ölümüne neden oldu. İnsanların başları kesildi, hunharca katledildiler, kadınlara, çocuklara tecavüz edildi. Kadınlar esir pazarlarında satıldılar. Milyonlarca insan yerinden, yurdundan oldu, sakat kalanların sayısı da az değil. Telafisi mümkün olmayan yaralar açıldı. Aileler parçalandı, darmadağın oldu. 

Ermeni ve Dersim soykırımlarını anımsatan Şengal görüntüleri halen hafızalarımızda tazeliğini koruyor ve canımızı acıtıyor. Yüzlerce çocuk Şengal dağlarında susuzluktan dudakları ve ciğerleri parçalanarak öldüler. Bunun bir hesabı olmalıdır. 

Rojava’da, Şengal’de, Til Afer’de, Suriye’de, Irak’ta insanlığa karşı suç işlenmiştir. Bunun içinde Türkiye’yi yönetenler de vardır. Mutlaka ama mutlaka bu vahşeti, acıyı kendi iğrenç amaçları için insanlığa yaşatanlardan hesap sorulması gerekmektedir. 

Erdoğan başta olmak üzere sorumluluğu olanların savaş suçları mahkemelerinde yargılanmaları ve bir dönemin kapanması ve yeni bir sayfanın açılması için şarttır. Yoksa kanayan bu yara asla hiçbirimiz için kapanmaz…