- Amed’de koçerler artık otlak için para ödüyor. 28 yaşındaki Mehmet Ali Karacadağ, “Fiyatlar böyle artmaya devam ederse biz de bu işi bırakmak zorunda kalacağız” diyor. Eskiden peynir ya da koyun verilen otlatma hakkı, bugün 50 bin ile 250 bin lira arasında değişen ücretlerle yapılıyor.
BARAN DESTAN/AMED
Ağustos ayının kavurucu sıcaklığında, Amed şehir merkezinden yaklaşık 35 kilometrelik uzaklıkta bir otlak alanda koçerlerle bir araya geldik. Koçerler, kışı ve baharı geçirdikleri otlatma alanı “warge”den ayrılıp Temmuz’da “welatê deştî” olarak da belirtilen “Kaniya Goma” yerleşkesindeki otlak alana yerleşmişler. Bölgenin tanınan ailelerinden Karacadağ ailesi de burada konaklıyor.
Yüzyıllardır göç yolunda hayvanlarını serbestçe otlatan koçerler, bugün geldikleri topraklarda yeni bir durum ile karşı karşıya çünkü otlatma artık karşılıksız değil. Zira Amed’de ovadaki otlak alana her yıl Temmuz ayında gelen koçer aileleri, köylülerin talep ettiği paralar yüzünden kadim mesleklerini bırakma noktasına gelmişler.
'Koyunu sahipsiz bırakamayız’
İlk olarak köklü bir aile olan Karacadağ ailesinin en yaşlı ferdi Cafer Karacadağ’la sohbet ediyoruz. Soyadını da yaşadığı bu topraklardan alıyor. 90 yaşındaki Cafer Karacadağ'ın 19 çocuğu var. Geleneğe dönüşmüş bu kadim mesleğini artık çocuklarına devretmiş. Kendisinden önceki kuşaklar da koçerlik yapmış, mevsim değiştikçe, yerlerini ona göre değiştirmişler.
Koçerliği bugün sürdürenlerden biri, 28 yaşındaki oğlu Mehmet Ali Karacadağ. Sabah beşte başlayıp gece yarısına kadar süren bir gün akışı var koçerler için. 250 baş koyunu kardeşiyle nöbetleşe otlatıyorlar; gündüz nöbeti kardeşinde, akşam ise kendisinde.
“Koyunları hiçbir zaman sahipsiz bırakamıyoruz” diyor Mehmet Ali. “Düğünde de olsa cenazede de olsa, onları dışarıda bırakamayız. Babam ölse bile koyunları yalnız bırakıp gidemem.”
En zorlu vakit akşamlar çünkü koyunlar sahipsiz köpeklerden korkuyor. Bu yüzden de gece boyu tetikte kalmak gerekiyor. Mehmet Ali en çok gece uykusuzluğundan yakınıyor. Uyuduğunda uyanık kalabilmek için bir yöntem geliştirmiş: İpin bir ucunu koyunun başına, diğer ucunu kendi eline bağlıyor. Sürü ürktüğünde ya da kaçmaya çalıştığında ipin çekilmesiyle uyanıyor.
Eskiden peynir, bugün para
Eskiden koçerler, geldikleri bölgede muhtara ya da köyün büyüğü olan ve Kürtçede "keya" olarak anılan kişiye otlatma karşılığında peynir ya da koyun verirmiş. Bugün ise para isteniyor. Toplanan para genellikle köy imamının kontrolünde toplanıyor; kimi köyde caminin ihtiyaçlarına kimi köyde ise doğrudan hanelere harcanıyor. İstenen ücretler bölgeden bölgeye, kişiden kişiye değişiyor. Mehmet Ali'nin ifadesiyle bu 'tamamen vicdanlara bağlı' gelişiyor. Amed çevresinde mevsimlik 50 bin ile 250 bin lira arasında rakamlar konuşuluyor. Akrabalarının gittiği Welatê Jor'da (Erzurum ve Bingöl tarafları), koyun başına 800 lira isteniyor. Bu maliyeti karşılayamayan akrabalarından bazıları koçerliği tamamen bırakmak zorunda kalmış.
Ödenen miktar, köyün elindeki arazi büyüklüğüne göre de değişiyor. Örneğin beşbin dönümlük arazisi olan bir köy, bu toprağı sezonluk olarak koçerlere tahsis ediyor ve bedeli buna göre belirliyor.
"Eskiden böyle bir şey yoktu, bu son yıllarda ortaya çıktı" diyor Mehmet Ali Karacadağ. Fiyatlar bu şekilde artmaya devam ederse kendilerinin de mesleği bırakmak durumunda kalacağına dikkat çekiyor. Yem ve saman fiyatlarının yükselmesi ise zaten hayvanları açık arazide otlatmayı bir tercih değil, zorunluluk haline getirmiş.
Karacadağ'dan Deşti'ye 60 kilometre
Aile Temmuz ayında Amed'e iniyor, Ekim’e kadar burada kalıyor. Ekim’de deşt dedikleri yerlerden ayrılıp Karacadağ'a dönüyorlar; kışı ve baharı orada, otlatma için kullandıkları “warge” denilen yaylada geçiriyorlar. Koyunlar bu 60 kilometrelik yolu kamyonlarla kat ediyor. Taşıma sırasındaki baskı ve sıkışmadan kaynaklı hayvanların bacaklarında kırıklar oluşabiliyor. Yine de sıkıntılara rağmen bu yolu geçmişteki gibi hayvanlara yürütmemeyi tercih ediyorlar.
Bahar dönemi en güç geçen zaman. Zira yağmur ve hastalıklar yüzünden hayvan kayıpları oluyor, ilaç fiyatlarının yüksekliği bu kayıpları telafi etmeyi zorlaştırıyor. Yaz gecelerinde ise sinekler yüzünden uyumak neredeyse imkansız. Soğuk havalarda korunmak içinse Mehmet Ali, keçe, yün veya keçi kılından yapılan 'kulav’ı üstüne geçiriyor.
'Biz de bu işi bırakmak zorunda kalacağız’
Ortaokul mezunu olan Mehmet Ali, “gözümü açtığımdan beri bu işin içindeyim” diyor. Babası ve dedesi de koçerlik yapmış. Mehmet Ali Karacadağ, “Fiyatlar bu şekilde artmaya devam ederse, biz de bu işi bırakmak zorunda kalacağız. Babamın ve dedemin bıraktığı koçerliği böyle bırakmak istemiyoruz ama elimizden bir şey gelmiyor. Kara kara düşünüyoruz” sözleriyle içinde oldukları zor duruma işaret ediyor.
Ayrılırken yolda ben de düşünüyorum. Karacadağ ailesinin ayak bastığı bu topraklar, bugün bir hesap defterine dönüşmüş. Oysa Kürdistanlı koçerlerin, yüzyıllardır bu topraklarda, bu yaylalarda hayvanlarını otlatırken ve yaşarken mevsim değişikliğinin dışında, bir hesapları yoktu.