• Sol Parti sandıktan birinci çıkarsa Elif Eralp’in önündeki asıl mesele zafer değil koalisyon olacak. Berlin’de yapılacak seçimin sonucunu konut politikası; konut alanında hangi adımların atılacağını ise Yeşiller ile SPD’nin tercihi belirleyecek.

ROJHAT AZADÎ/BERLİN

Berlin’de 20 Eylül’de yapılacak eyalet seçimleri yaklaşıyor. Tagesspiegel’in 5 Ağustos tarihli anket ortalamasında Die Linke (Sol Parti) yüzde 20.2 ile ilk sırada yer alıyor. Onu yüzde 18.9 ile CDU, yüzde 17.9 ile AfD, yüzde 16.9 ile Yeşiller ve yüzde 12.4 ile SPD izliyor. Bu oranlar seçim sonucu değil son araştırmaların ağırlıklı ortalaması. Ancak hiçbir partinin tek başına hükümet kurmaya yaklaşamadığını açıkça gösteriyor. Partiler AfD ile işbirliğini dışlıyor, CDU da Sol Parti’yle koalisyona kapıyı kapatıyor. Geriye iki seçenek kalıyor: Sol Parti-Yeşiller-SPD ya da CDU-Yeşiller-SPD. Her iki koalisyon için de Yeşiller ile SPD’nin desteği gerekiyor.

Kira 9 yılda yüzde 75.3 arttı

Bu iki koalisyon seçeneğini birbirinden ayıran en belirgin başlıklardan biri konut politikası. Konunun seçimde bu kadar ağırlık kazanmasının nedeni özellikle yeni ev arayanların karşılaştığı fiyatlar. Berlin Yatırım Bankası’nın 2025 raporuna göre ilanlardaki ortalama kiralama bedeli 2016’da metrekare başına 9 Euro’yken 2025’te 15.78 Euro’ya çıktı. Dokuz yıllık artış yüzde 75.3. Bu veri kentte yürürlükte olan bütün kira sözleşmelerinin ortalamasını değil yeni kiraya sunulan konutlarda istenen bedeli gösteriyor. Mevcut evinden ayrılmak zorunda kalan biri, bu nedenle bir anda çok daha pahalı bir piyasayla karşılaşıyor. Ayrılık, aile büyümesi, iş değişikliği ya da tahliye nedeniyle taşınmak, Berlin’de ağır bir mali yüke dönüşebiliyor.

Kiracılar lehine politika

Sol Parti’nin Berlin Eyalet Başbakanı adayı Elif Eralp, seçim kampanyasının merkezine konut sorununu yerleştiriyor. Sol Parti, hükümetin ilk 100 gününde eyalete ait konutlardaki kiraların bir yıl dondurulması, sonraki artışları yılda yüzde 1 ile sınırlamayı ve evden çıkarılmak istenen kiracıların tahliyelerini durdurmayı vaat ediyor. Programda ayrıca eyalet düzeyinde kiracıları koruma dairesi kurulması ve büyük özel konut şirketlerinin portföylerinin bedeli ödenerek özel şirketlerden alınıp devlete bağlanması yer alıyor. Böylece yıllardır mahalle inisiyatiflerinin taşıdığı talepler, doğrudan hükümet pazarlığının konusu haline geliyor.

Halkın talebi kamulaştırma

Kâr amacı güden büyük şirketlerin elindeki binlerce konutun kamuya geçmesi, 2021’de Sol Parti tabanını aşan bir destek bulmuştu. “Deutsche Wohnen & Co enteignen-Deutsche Wohnen ve diğerlerini kamulaştır” isimli halk oylamasında 1 milyon 35 bin 950 kişi “evet” oyu vermişti. Bu sayı geçerli oyların yüzde 59,1’ine karşılık geliyordu. Aynı gün yapılan ve daha sonra usulsüzlükler nedeniyle tekrarlanan Temsilciler Meclisi seçiminde ise Sol Parti yüzde 14.1 oy almıştı. İki oran arasındaki fark, kamulaştırma talebinin parti sınırlarını aştığını gösteriyor.

Referanduma rağmen sonuç yok

Ağustos 2021 tarihli BerlinTrend araştırması da aynı tabloyu ortaya koydu: Toplum mülkiyetine geçişe olumlu bakanların oranı Sol Parti seçmenlerinde yüzde 90, Yeşillerde yüzde 74, SPD’de yüzde 69 ve CDU’da yüzde 57 olarak ölçüldü.

Halk oylamasının üzerinden neredeyse 5 yıl geçti ancak sonuç hâlâ uygulanmış değil.

Referandumun ardından hükümetin bir yasa hazırlaması ve bu yasayı hayata geçirmesi gerekiyordu. Bu amaçla bir uzman komisyonu kuruldu. Komisyon, 2023’te açıkladığı çoğunluk görüşünde, büyük konut şirketlerinin portföylerinin kamulaştırılmasının Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna vardı. Böylece kamulaştırmanın önündeki en önemli hukuki tartışmalardan biri aşılmış oldu.

Ancak bunun ardından da somut bir kamulaştırma gerçekleşmedi. CDU ve SPD’nin kurduğu Berlin hükümeti, Mart 2026’da bir kamulaştırma çerçeve yasası çıkardı. Fakat bu yasa, herhangi bir konutun mülkiyetini kamuya devretmiyor. Önce kamulaştırmanın nasıl yapılacağını belirleyen hukuki çerçeveyi oluşturuyor ve uygulama için 24 aylık bir süre öngörüyor. Referandumda ortaya çıkan siyasi iradenin gerçek bir mülkiyet değişikliğine dönüşmesi hâlâ bekleniyor.

Kamulaştırma Berlin sınırlarını aştı

Sol Parti’nin yanı sıra Yeşiller de 2021’deki halk oylamasının uygulanmasını açıkça destekliyor. SPD programı bu konuda sessiz kalırken, SPD’nin Berlin Eyalet Başbakanı adayı Steffen Krach kamulaştırmaya karşı çıkıyor. CDU da aynı adımı kesin biçimde reddediyor. Tartışmanın sınırları yalnızca Berlin’de çizilmiyor. Federal hükümette yer alan CDU/CSU ile SPD, 2 Temmuz’da büyük özel konut şirketlerinin toplum mülkiyetine geçirilmesini yasaklayacak bir düzenleme hazırlama konusunda anlaştı. Henüz böyle bir yasa yürürlükte değil. Kamulaştırmaya karşı çıkan Krach da Berlin’in konut politikasına federal düzeyden müdahale edilmesini eleştirdi. Federal girişim yasalaşırsa seçimden sonra kurulacak Berlin hükümetinin hareket alanı doğrudan daralacak.

AfD’nin derdi göçmenler

AfD ise konut sorununu farklı bir eksene taşıyor. Parti, kira artışını göçle ilişkilendiriyor ve destekli konutların dağıtımında Berlin’de doğanlara ya da kentte uzun süredir yaşayanlara öncelik verilmesini istiyor. Aynı zamanda kiracı koruma kurallarının gevşetilmesini, sosyal konut üretimi yerine kira yardımlarının öne çıkarılmasını savunuyor ve kamulaştırmayı reddediyor. Böylece konut sayısı, kira düzeyi ve mülkiyet yapısı üzerine yürütülen tartışmayı, kimin konuta daha fazla hakkı olduğu tartışmasına dönüştürüyor.

Berlin’de düğüm Yeşiller ile SPD’de

20 Eylül’de yalnızca seçimin birincisi belirlenmeyecek. Sol Parti adayı Elif Eralp seçimi önde bitirirse Yeşiller, halk oylamasını uygulamayı hedefleyen Sol Parti koalisyonu ile CDU ortaklığı arasında karar verecek. SPD’nin de seçim programında açık bıraktığı kamulaştırma meselesinde hangi çizgiyi izleyeceği netleşecek. Berlin’in konut politikasının yönü seçim gecesinde değil, kurulacak koalisyonun sözleşmesinde ortaya çıkacak. 2021’de verilen sözün uygulanıp uygulanmayacağını, kamu konutlarındaki kiraların nasıl sınırlandırılacağını ve kiracıların ne ölçüde korunacağını bu sözleşme belirleyecek.