
Almanya’da Kürt dernekleri 1. Bölüm KÖLN
Avrupa’daki yüzlerce Demokratik Kürt Toplum Merkezi, yüz binlerce insanın hayatına dokunuyor; Kürtlerin talepleri, bu merkezlerin örgütlenmesi sayesinde, on binleri harekete geçiriyor. 40 yıllık sabırlı, ısrarlı bir emek, mücadele süreci.... Şimdiki yurtseverlerin içinde de “40 yıllıklar”, birçok yerde halen en çok emek verenler, en iyi çalışanlar…
70’lerin sonunda başlayan bu yolculuk, bugün artık dünyanın tanıdığı bir deneyime, belki de en ilginç diaspora deneyimine dönüşmüş durumda. Kürtlerden daha fazla hiçbir halk, sürgünde ülkesine sahiplik etmedi. Hiç kimse Kürtler kadar mobilize olamadı, örgütlenemedi, sokakları dolduramadı. Avrupa’nın yerleşik halklarından oluşan gruplar da dahil kimse Kürtler kadar farklı merkezlerde aynı anda hareket eden bir organizma yaratamadı.
Süreci “içerden” yaşamak, bazen kanıksamaya, detayları görememeye sebep olabiliyor. Destanın destan olduğu, içinden geçerken anlaşılamayabiliyor. Oysa Avrupa’da tanık olduğumuz bu örgütlülük, birçok yönden ilgi çekici olmakla birlikte, önemli insan hikayelerini de barındırıyor. 40 yıldır çalışmalara emek veren, yanıbaşından bir sürü hevalini cepheye gönderen, daha sonra birçoğunun şehadet haberini alan bir yurtseverin ölçülerini, hayata bakışını anlamadan tüm bu yoğun emek ve mücadele sürecini anlamak mümkün mü? Heval Bagok’u, Xalo’yu, Fakir Ahmet’i, Şeker Amca’yı, Xezal Ana’yı ve daha nicesini… 40 yıldır emek veren, evini ve yüreğini açan, ekmeğinden bölüp partisine veren, yeri geldiğinde her yeri eylem alanına, yeri geldiğinde yangın yerine çeviren, şehitler veren bu emektarları tanımadan, insan ülkesini tanıyabilir mi?
Bir yazı dizisine başlıyoruz… Almanya’nın farklı kentlerinde, bu destansı tarihin izini süreceğiz. İlk günlere tanıklık etmiş, onlarca yıldır emek vermiş yurtseverlerin hikayelerine, anlatımlarına, duygu ve düşüncelerine yer vereceğiz. Bu sırada, hem derneklerin hangi koşullarda, nasıl kurulduğunu ve hem de dönem kadrolarının, çalışanlarının yaklaşımını irdelemiş olacağız. Bunun yanına Almanya’daki Kürt dernekçiliğiyle ilgili tartışmaları, eleştirileri, sorunları, özgün çalışmaları ve DKTM’lerin bugünkü genel durumunu ekleyeceğiz.
İlk durağımız Köln.
Köln, Almanya’daki Kürtler açısından da çok önemli bir kent. İlk derneklerden biri (Köln’ün emektarlarına bakılırsa ilki) burada, 1978 yılında açılmış. Kuruluşundan 38 yıl sonra o dernek, PKK yasağına, türlü engellemelere, saldırılara, “tasfiyecilik” olarak anılan sürecin darbelerine rağmen ayakta kalmış; son dönemde ise yeniden atağa geçmiş. Derneğin tarihine dair tanıklıklara geçmeden önce, bugününü görelim…
Öncelikle bir eleştiri… Köln derneğine girdim, selamlaştım, oturdum. Evvelde tanıdığım bir arkadaşla karşılaşana kadar uzun süre, öyle bir başıma oturmaya devam ettim ve kimse gelip, “sen kimsin, nesin” demedi. Ancak randevulaştığımız arkadaş geldikten sonra, belki DKTM’ye girişimden üç saat sonra, derdimi anlatabildim ve görüşmeler yaptım.
Ayrıca iş çıkış saatine doğru DKTM’de büyük bir hareketlilik başladı. Bir saat içinde salon, onlarca kişinin heyecanlı sohbetlerine ev sahipliği yapar hale geldi. Akşamın geç saatlerine kadar bir toplantı bitti, diğeri başladı. Öyle ki, gazete için görüşmeler yapmaya boş yer bulmakta bile güçlük çektik.
Başka bir dikkat çekici yan ise, kadınların yoğunluğuydu. Belki Viyan Kadın Meclisi’nin de aynı anda Yürütme Kurulu toplantısı olduğundandır, bilmiyorum ama birçok dernekte eksikliği hissedilen kadın emeği, Köln derneğinde çalışmalara damga vuruyor gibi görünüyor. Yazı dizimizin yarınki bölümünde yer vereceğimiz Viyan Kadın Meclisi çalışmaları da bunu ortaya koyuyor zaten.
Bugün, Köln DKTM’nin genel fotoğrafını vermeye çalışalım… Bunu anlamak için de eşbaşkandan daha iyi bir isim olamaz heralde.
İki mecliste 129 kişi
Yıldız Filmci, Köln DKTM’nin iki dönemdir eşbaşkanı. İkinci dönemi henüz başlamış Almanya’ya 1997 yılında, Maraş’ın Pazarcık ilçesinden mülteci olarak gelmiş.
Filmci’nin verdiği bilgiye göre Köln’de, 66 kişilik bir DKTM Meclisi ve buna bağlı 12 komisyon var. Kadın çalışmaları, bu meclisin dışında, kendi iradesi ve inisiyatifiyle örgütlenen 63 kişilik Viyan Kadın Meclisi tarafından yürütülüyor.
Geçen dönemde, YEK-KOM’dan NAV-DEM’e geçişte planlanmasına rağmen insanların Almanya’daki günlük hayatlarına dair sorunlara çözüm üretmekte eksik kalındığını belirten Filmi, bunun gerekçesini ise “olağanüstü yoğunluk” ile açıklıyor. Kobanê’ye çete saldırıları ve seçim çalışmaları döneminde Avrupa’daki bütün DKTM’ler adeta seferberlik ruhuyla çalışmış, her bölgede haftada birkaç eylem, etkinlik düzenlenmişti.
Filmci, bu konuda projeleri olduğunu söylüyor ve bunları şöyle sıralıyor:
* Şu anda 26 kişinin devam ettiği folklor, 5 kişinin devam ettiği gitar ve 6 çocuğun devam ettiği bağlama kurslarının temelini oluşturduğu kültürel çalışmalar arttırılacak.
* Kentte Kürtçe eğitim veren bir kreş açılacak. Proje büyük oranda tartışılmış, somutlaşmasına az kalmış.
* Gençlik çalışmaları yoğunlaştırılacak. Halihazırda bir gençlik komisyonu yok; ancak iki aydır yeniden başlayan çalışmalar onlarca genci harekete geçirmiş.
* İnanç Komisyonu çalışmaları yoğunlaştırılacak, DKTM bütün inançların kendini daha fazla özgür ifade ettiği ve geliştirdiği bir merkeze dönüşecek.
Eşbaşkan Filmci, gençlik çalışmalarıyla ilgili sorunlarının ise en önemli sorunlardan biri olduğuna dikkat çekiyor ve ekliyor: “Meclis bünyesinde gençler olmazsa, kesinlikle meclis işleyişinin tam oturtulmuş sayılamayacağını düşünüyoruz.”
Hannover’deki Newroz kutlaması da dahil olmak üzere son dönem eylemlerindeki yoğun genç katılımının “kendilerini şaşırttığını” belirten Filmci, devam ediyor: “Köln’den de Hannover Newrozu’na çok fazla genç katıldı. Ardından burada meşaleli yürüyüş yaptık, yine çok fazla genç vardı. Rojavalı gençler de yoğun ilgi gösteriyor. Meclisimiz bünyesinde şimdi yeniden gençlik çalışması yapılıyor. Bu, önemli bir hedefimiz. Gençlere alan açmamız gerekiyor. Son derece çok daha çarpıcı biçimde hissediyorum ki, gençler olmayınca tıkanma yaşanıyor. Mecliste gençlik daha yoğun olsaydı, birçok sorunu çok daha kolay aşabilirdik. Var olan mevcut yapı bazen kaldıramıyor, götüremiyor. Bazı şeyler, ancak gençlikle mümkün olabiliyor.”
Tutsaklar gündemleşecek
Peki Alman devletiyle araları nasıl? Yıldız Filmci, dönem dönem engellemelerle karşılaşılsa, mesela sloganlara müdahale gündeme gelse de, iki dönemdir çok ciddi bir sorunla karşılaşmadıklarını belirtiyor. Fakat bu noktada, tutsakları gündeme getiriyor. Öyle ki, eski YEK-KOM Başkanı Ahmet Çelik de Köln’deki cezaevinde kalıyor. Peki Köln DKTM, bu konuda ne yapıyor? Eşbaşkan, şöyle anlatıyor: “Arkadaşların ilk tutuklandığı dönemden itibaren bu konuyu gündemimize aldık. Geçen dönemki yoğunluk sürecinde yaptığımız üç günlük çadır eylemimizin bir gününü tutsak arkadaşlarımıza ayırmıştık. Evet, yaşanan yoğun bir süreç vardı, meclis olarak her şeye yetişemedik ama yine de daha fazla duyarlı olmamız gerekirdi. Şöyle bir kararımız var: Önümüzdeki dönemde yapılacak bütün eylemlerde arkadaşların durumunu gündeme getireceğiz, eylemlerimizde fotoğraflarını taşıyacağız.”
‘Faşist saldırılara hazırlıklıyız’
Son günlerde Almanya’daki bir başka gündem de Türk faşistlerinin, hiç kuşku yok ki Türk devletiyle bağlantılı olarak yaptığı planlamalar… Köln DKTM, daha önceden de böyle sorunlarla gündeme gelmişti; bir saldırı girişimi olmuş, ancak Kürtlerin derneği güçlü sahiplenmesiyle hiçbir başarı elde edememişti. Filmci, bu konuda şunları söylüyor: “Geçen sene birkaç duyumumuz oldu. Ardından bir süre önce sabah DKTM’ye geldiğimizde camlarımızın kırılmış olduğunu gördük. Polise başvurduk ama şimdiye kadar bir cevap gelmedi. Henüz bireysel bir şey miydi, Türk faşistlerinin örgütlü işi miydi, netleşmiş değil. 1 hafta önce de DKTM’nin dış duvarına ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ yazılmıştı. Durum böyle. Geçen sene saldırılacak gibi duyumlar aldık ama saldırı gerçekleşmedi. O duyum ardından gençlerimiz gecelerce dernekte nöbet de tuttu. Hazırlıklıyız yani böyle şeylere.”
DKTM ne yapacak?
Peki DKTM, önümüzdeki dönemde esas olarak neler yapacak, önüne hangi hedefleri koyuyor? Yıldız Filmci, şöyle sıralıyor:
* Alman toplumuyla ilişkilerimiz çok eksik kalmıştı, bu dönemde bu alanda çalışmalarımızı geliştirmek istiyoruz.
* Kültür çalışmalarına daha fazla ağırlık vereceğiz. Gençlerimizin burada girdiği çıkmazları en çok kültürel çalışmalarla aşabileceğini düşünüyoruz.
* Diğer bir mesele, inanç çalışmaları… Komisyonumuz, tüm inançları kapsayacak biçimde daha fazla çalışma yapacak; insanlarımızın ihtiyaçlarını DKTM karşılayacak.
* Geçen dönemde özellikle Rojavalı arkadaşlarımızın ihtiyaçlarına yeterince cevap olamadık. Ama bu dönemde geliştirdik. Derneğimize giderek daha fazla Rojavalı arkadaşımız geliyor. Bunu artıracağız.
Köln’ün güleç emektarı: Şeker Amca
Gerçek adı Hasan Atasever ama Köln’de onu bu isimle bulmaya çalışsak, epey zorlanırız herhalde. Oysa kime “Şeker Amca” deseniz, bir gülümseyip hemen onun yanına götürür sizi.
Şeker Amca’yla Köln DKTM’de karşılaştık. Akşam üzeri derneğe girdi, herkesi tek tek selamladı, şeker verdi ve güler yüzlü takılmalar eşliğinde bir köşeye oturdu. Hemen yanına yanaştık tabii.
Şeker Amca, Kayseri’nin Sarız ilçesinde, 1936 yılında doğmuş. 80’inde ama buna rağmen o kadar güleç, o kadar hareketli, insan şaşkınlığa düşüyor.
İlk günlerini şöyle anlatıyor: “73’te Almanya’ya geldim, işçi olarak. Giessen’de demir çelik fabrikasında, sonra da Hagen’de alüminyum fabrikasında çalıştım. Memlekette 68’lerden de önce devrimcileri duyuyorduk. Temelimiz de zaten duygusal olarak insanlık düşüncesiydi. Bizim kazada Rıza Altun’un akrabaları vardı. Buraya gelince de onlarla tanıştım. Yanlarına gidip gelirken sürekli PKK’den bahsediyorlardı. 1976’da Köln’e geldim. O zaman devrimci diyerekten duran bazı dernekler vardı ama kulak asma. PKK’nin çıkışıyla her şey değişti.”
O dönemlerde PKK’ye hem mevcut Kürt örgütlerinin hem Türkiye solunun hem de devletin çok yoğun saldırdığını hatırlatıyor Şeker Amca ve devam ediyor: “PKK demek, Kürdistan demek, ateşten bir gömlekti. Ama şimdi bakıyorsun, kendini dünyaya tanıtmış. 90’larda bir akın vardı. Bilinçli bilinçsiz çok insan geliyordu. Birçok kişi için dernek, kendini koruma yeriydi. Şimdikiyse hep bilinçlidir. Eskisi gibi duygusal ya da bilinçsiz değil. Gittikçe daha bilinçli, ne diyeceğini bilen bir örgütlülük var. Almanya’ya geldiğimizde kendimizi inkar ediyorduk, şimdi değişti.”
Şeker Amca’ya 2005’te, çalışmalarda 20 senesini doldurmasından dolayı ödül verilmiş. Halen de derneğin emektarlarından biri...
Peki ona neden “Şeker Amca” deniyor? Kendisi anlatsın: “Kitleyle ilişki kurarken hep önce çocuklara şeker verip kapıları açtırmaya çalışıyordum. Çocuklarla iyi ilişki kurunca, kitleden de ayrı bir sempati alırdık. Sonra öyle oldu ki, küçüklere değil büyüklere de şeker dağıtmaktan kurtulamıyorum. 15 yıldır şeker dağıtıyorum. Her derneğe girdiğimde herkese vermeden olmuyor. Onun dışında da gören gelip istiyor artık.”
YARIN:
* Köln Viyan Kadın Meclisi
* Köln’ün emektarlarının hikayeleri
OSMAN OÐUZ