
Koma Berxwedan müzik grubu yıllar süren uzun bir aradan sonra yepyeni bir albümle sevenleriyle buluşuyor.
1983 yılında Avrupa’da bir grup Kürt devrimci müzisyen tarafından kurulan ve bir isyan müziği topluluğu olarak Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde bir döneme damgasını vuran Koma Berxwedan, Kürt halkının diriliş günü olarak kabul edilen 27 Kasım’da “Bûka Azadiyê” adını verdikleri albümle gümbür gümbür geri dönüyor. Rojava Devrimi’nin Kürtlerin ruhunda yarattığı heyecan, direniş ve kahramanlığı tıpkı geçmişte yaşanan kahramanlıklar gibi iliklerinde yaşayan Koma Berxwedan, o heyecanı sanatıyla yeniden halka taşımak için gecelerini gündüzlerine katarak hummalı bir çalışmanın sonunda “Bûka Azadiyê” albümü ile taçlandırmak istiyor.
Birçok insanın Kürt kimliğini, kültürünü, dilini ve mücadelesini tanımasına ve ulusal mücadelede yer almasına katkı sunan Koma Berxwedan grubunun yeni albüm çalışması yaptığı Neuss kentindeki Mir Multimedia stüdyolarına giderek heyecanlarına ortak olduk.
Yola devam
Yorucu bir çalışma temposu ile gece geç saatlere kadar stüdyodan çıkmayan Koma Berxwedan grubunun üyelerinden Xelil Xemgin, grubun uzun bir aradan sonra yeni bir albüm çıkardığını ancak Koma Berxwedan’ın her gecede, her eylemde, her etkinlik ve direniş alanında yoluna devam ettiğini söylüyor. Grubun yeni bir albüm çıkarma düşüncesinin uzun bir süredir olduğunu belirten Xelil Xemgin, “Değişen şartlar ve gelişen olaylarla birlikte biz de bu süreçte kısa bir zamanda böyle bir albüm çıkarma kararı aldık. Tabi bunda en büyük etken Rojava’daki devrim ve halkımızın ayaklanması oldu. Bu sadece moral açıdan değil aslında sanatsal açıdan da büyük bir yatırımdır, geleceğe de bir yatırımdır aynı zamanda. Biz de bütün sanatçı arkadaşlar olarak bu devrimden hem ruhsal hem de sanatsal olarak oldukça etkilendik. Halkımızın bu yüzyılın en büyük ve görkemli özgürlük şenliğine sanatsal cepheden bu şekilde katılmak istedik” dedi.
Özgürlük umudu giderek gelişiyor
Yaklaşık bir buçuk aydır çok yoğun bir çalışma içinde olduklarını belirten grup üyelerinden Sanatçı Seyîdxan, ülkede çok hızlı bir şekilde gelişen olaylar, süreç ve yaşananlara Avrupa’da yaşayan sanatçılar olarak içinde bulundukları tüm negatif koşullara rağmen düşünsel, fikirsel ve pratikte bu mücadelenin bir parçası olduklarını bilerek yollarına devam ettiklerini söylüyor. Seyîdxan, “Koma Berxwedan 30 yıla yakındır burada çalışmaktadır. Ülkeden kopuk olmasına rağmen grup hiçbir zaman kendisini bu mücadelenin gelişiminden uzak tutacak bir pozisyon içine girmedi. Belki zaman zaman beklentilere cevap olacak ürünleri ortaya çıkaramamış olsak da şimdi gruba baktığınızda hem birer birer solo hem de vokal olarak ikili bir çalışma yürütüyor. Dolayısıyla da biz grup olarak herhangi bir çalışmayı gündemimize aldığımızda mutlaka ülkedeki gelişmelere paralel olarak, orada yaratılan değerleri, mücadeleyi, özgürlük tutkusunu değerlerimizi temel tema olarak seçer ve ona göre de bir biçime kavuşturmaya çalışırız. Yani bu gelişmelere uygun, moral olabilecek, değerleri işleyebilecek ve topluma aktarabilecek bestelerimizi, şiirlerimizi, melodilerimizi seçer ona göre de kendi aramızda bir dizayn yaparız” dedi.
Özgürlüğün sesi
Yıllar içinde halka mal olan ve tarihsel bir misyonu olan Koma Berxwedan’ın her şeye rağmen uzun soluklu bu mücadelede yoluna devam ettiğini söyleyen Seyîdxan, grup üyelerinin solo olarak albümler çıkarıp klipler yaptığını ama albüm çıkarmamış olsalar da önemli süreçlerde grup olarak halkın önüne hep çıktıklarını belirtiyor.
Çok sayıda sanatçıdan oluşan ve bir misyonun temsilcisi olan Koma Berxwedan’ın bugüne kadar yeni bir albüm çıkaramamasının bir eksiklik olduğunu kabul ettiklerini ve bunun bir özeleştiri olduğunu söyleyen sanatçı, “Yine de grubumuz mücadele ile birlikte yoluna devam ediyor. Bu albüm yeniden güçlü bir çıkış oluyor. Bir anlamda da grubun kendi misyonuyla yüzleşmesi bakımından çok anlamlıdır. Aslında bu albüm, Rojava şahsında grubun yeniden kendisiyle yüzleşmesi, direniş özü ve ruhuyla yaşaması, tekrardan değerlerimizi en anlamlı bir biçimde kendi ürünlerinde ifade etmesi sürecidir. Bu albüm bunların bir ispatı oldu” diye konuştu.
Seyîdxan, Koma Berxwedan’ın özgürlüğün sesi olduğunu, bu anlamda kendini iddialı gördüğünü, bu iddiayı sürdüreceklerini bu albümün de bu iddianın küçük bir örneği olduğunu söylüyor.
‘Bûka Azadiyê’ albümünün çok güçlü parçalara sahip olduğunu ifade eden Seyîdxan‚ “Hemen hemen Rojava’nın bütün süreçlerini işleyen, Şengal’den Kobanê’ye kadar bütün direniş ve sembolleri yansıtan içerikte bir albümdür. Müzikal anlamda da öyledir. Arkadaşlarımızın ortak çabası sonucu mümkün mertebe grubun çizgisi, stil ve tarzında hem içerik hem melodilerini ortaklaşarak değerlendirdik. Albümde değerlerimizi basit sözlerle değil de derinliğine işleyen temalar söz konusudur. Albümün hem dinleyicilerimize hem de Rojava’da emek veren halkımıza kısa sürede ulaşacağına inanıyoruz” dedi.
Albümün aranjörlüğünü de yine Koma Berxwedan içinden üç sanatçı, Ali İkizer, Mazlum Rewşen ve Memo Gül üstlenmiş. Kayıtların her aşamasında günlerce bazen gece yarılarına kadar bıkmadan çaba gösteren aranjörlerden Ali İkizer, albümün Rojava Devrimi sürecine denk gelmesinin kendileri için büyük bir moral kaynağı olduğunu ve bunun çalışmalara da olumlu yansıdığını söylüyor.
Albümü Rojava halkına, devrimine adadıklarını söyleyen İkizer‚ “Bu albüm 19 yıldan sonra gelen bir albüm. Bu süre içinde teknik olarak da çok değişiklikler oldu. İnsanlar 19 yıl önceki albümlerin aynısını beklemesin. Çünkü albüm biraz daha modern enstrümanlarla yapıldı. İçinde batı enstrümanları da var ama özünde bu albüm tamamen Koma Berxwedan’ın öz çalışması ve ürünüdür” diyor.
Dünya Kürt kadınına aşık oldu
Albüm çalışmasının son sürat devam ettiği Mir Multimedia stüdyolarında saat gecenin 11’i olmasına rağmen yoğun bir çalışma temposu vardı. Aranjörlerin seslendiği sanatçılar heyecanlı bir telaş içinde bazen solo okumak bazen de koro okumak için telaşla stüdyoya koşuyordu. Bu telaş içerisinde Koma Berxwedan’ın kadın üyelerinden Eylem’e okuması biter bitmez mikrofonumuzu uzattık. Tıpkı grubun diğer üyeleri gibi yorgun ama yine de yüzünden gülümsemeyi eksik etmeyen sanatçı Eylem, Rojava Devrimi’nin aynı zamanda bir kadın devrimi olduğunu söylüyor. Eylem, “Dünya bu kadın devriminden hem etkilendi hem de Rojava Devrimi’yle birlikte Kürt kadınını tanıdı” diyor ve şöyle devam ediyor: “Dünya Kürt kadınını Rojava Devrimi’yle daha iyi tanıdı. Kobanê’nin her köşesinde ölüme kahramanca direnen Kürt kadını ve onun kahramanlığını tanıdı. Aslında dünya sadece Kürt kadınının kahramanca direnişini değil, güzelliğini de tanıdı. Bir anlamda dünya, Kürt kadınına aşık oldu. Bizlerin de Koma Berxwedan’ın kadın sanatçıları olarak Kobanê’deki o büyük serhildanı, o büyük özgürlük direnişini bestelerimize dökmemiz çok önemlidir. Bu tarzı ne kadar başardığımız, başaracağımız ayrı bir eleştiri konusu ama önemli olan kadın rengini, sesini, direnişini Koma Berxwedan’ın albümüne yansıtmaktır. Bunu başaracağımıza inanıyorum.”
Tüketim ve eğlence toplumu haline dönüştürülerek bitirilen insanlığın yanında direnen ve güzelleşen bir toplumun temsilcisi olan Koma Berxwedan direnişin sesi olarak yoluna devam ediyor.
MURAT ALPAVUT /NEUSS