BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın dile getirdiği 8 komisyonun, AKP'nin iç ve dış politikadaki çıkmazına da çare olduğunu belirterek, "8 komisyon amansız bir hastalığa yakalanmış hastanın kalıcı tedavi reçetesidir" dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, BDP heyetiyle 24 Haziran tarihinde yaptığı görüşmede, yaz boyunca Meclis'in çalışmasını ve çözüme ilişkin 8 komisyon üzerinde yoğunlaşmasını önermişti. Öcalan, daha sonraki toplantılarında da altını çizdiği 8 komisyon önerisini İmralı'da 7 Aralık'ta gerçekleşen son toplantıda da gündeme getirmiş ve BDP'ye 8 komisyonun oluşturulması için hükümetle görüşerek "projelendirme" aşamasına geçilmesi önerisinde bulunmuştu. İmralı'ya giden heyette yer alan BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, komisyonlara ilişkin çalışmalarını DİHA'ya değerlendirdi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın sürecin başında 3 aşamalı bir yol haritası ortaya koyduğunu, AKP Hükümeti'nin ikinci aşamada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini belirten Baluken, Öcalan'ın tıkanıklığı aşmak amacıyla 8 komisyonu önerdiğini hatırlatarak şunları vurguladı: "Hükümet maalesef Suriye, Rojava ve Ortadoğu'daki gelişmeler üzerinden Kürt meselesine karşı güncel konjonktürü kovalayan ve bu yönü ile tasfiye niyetinden vazgeçmeyen bir yaklaşım içinde olarak önerileri hayata geçirmedi. Ama gelinen aşamada Suriye politikasının tamamen çöktüğünü, Türkiye'nin bu politika yüzünden ciddi bir izolasyon yaşadığını, Rojava'da bütün çabalara rağmen Kürtlerin statü sahibi olduğunu artık herkes kabul ediyor. Dolayısıyla şartlar AKP'nin fırsatçı yaklaştığı şartlarda değil."

Şartlar adıma zorluyor

Şartların AKP'ye adım atmayı dayattığını kaydeden Baluken, "Bütün bu gelişmeler AKP'nin öngördüğü şekilde olsaydı, AKP 8 komisyonun hayata geçirilmemesi noktasında direnç gösterecekti ama şu anda şartların dayattığı bir şey var. AKP'nin niyetinden bağımsız olarak iç ve dış politikada içinde girdiği çıkmaza çaredir bu 8 komisyon önerisi. Amansız bir hastalığa yakalanmış hastanın kalıcı tedavi reçetesidir. AKP ya bu reçeteyi kabul edecek ya da görmezden gelirse amansız hastalık içeride ve dışarıda ilerleyerek ciddi bir sonuçla nihayetlenecek" diye konuştu.

100 yıllık geçmişle hesaplaşma

Baluken, komisyonların sadece başlığına bakıldığı zaman bile Kürt sorununun çözümü, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve iflas noktasına gelen Ortadoğu politikasının yeniden soluk alması açısından önemli perspektifleri içerdiğini kaydetti. "100 yıllık Kürt meselesinin geçmişe dair bir yüzleşmesinin yapılması sadece Türkiye'deki Kürt meselesinin çözümü için değil, Ortadoğu'da halklar üzerindeki emperyal planların teşhiri açısından da bizce son derece önemlidir" diyen Baluken, şöyle devam etti: "Dolayısı ile Sayın Öcalan aslında bu komisyonlar ile bir nevi 100 yıl önce elinde haritalarla, cetvellerle halklara gelecek çizmeye çalışan ve bunu da halkları birbirine düşürme üzerinden yapan emperyal planları da boşa çıkarmış oluyor. Çünkü Sayın Öcalan Ortadoğu'daki bütün sorunların kökeninde ulus-devlet anlayışının ve kapitalist modernitenin sömürge anlayışının olduğunu düşünüyor. Gerçekte böyledir. Özellikle bu Lozan Antlaşmaları'ndan sonra Kürtleri ve Kürdistan'ı yok sayan Arap, Türk ve Fars milliyetçiliği üzerine dayanan ulus-devlet yapılarının 100 yıldır bu coğrafyaya halklar açısından acı, gözyaşı ve kan dışında hiçbir şey getirmediğini düşünüyoruz."

Ortadoğu'da sınırlar kalkmalı
Öcalan'ın Misak-ı Milli Komisyonu'nun önemine vurgu yapan Baluken, komisyonun 100 yıllık hegemonik planları boşa çıkaran ve çözümün tek yolu olan Ortadoğu halklarının konfederal birlikteliğinin bir adımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. "Aslında global dünyada sınırların anlamını yitirdiği, ülkeler arasındaki sınırların tamamen ortadan kaldırıldığı, AB gibi üst birlikteliklerin artık dünya tarafından örnek alındığı bir dönemde, bu çözümü öneren tek lider olarak Sayın Öcalan'ı görüyoruz" diyen Baluken, bu nedenle Ortadoğu'da artık sınırların kaldırılması, örülen duvarların yıkılması, tel örgütlerin sökülmesi, mayınların temizlenmesi gerektiğini kaydetti. Baluken, "Bütün bunlar salt Kürt meselesi için değil Ortadoğu'da halkların bir arada demokratik bir geleceği için son derece önemlidir. Gelişmeler de bu yönü ile Sayın Öcalan'ı doğrular nitelikte ilerliyor" dedi.

Hükümetle görüşmeler var
Komisyonlarla ilgili tartışmaların önümüzdeki günlerde daha detaylı olarak kamuoyunun gündemine geleceğini söyleyen Baluken, "Şu anda hükümet ile bazı görüşmeler yapıyoruz" dedi. Hükümetin Ortadoğu ve dış politikasının iflası yaşadığının altını çizen Baluken, "AKP mevcut politikasını sürdürmede zorlanma yaşıyor. Önümüzdeki dönemlerde biz AKP'nin Kürt politikası ve Ortadoğu politikasında bu iflaslardan ders alarak yeni bir arayışa girmek zorunda kalacağını düşünüyoruz. Şimdiden bunun perspektifinin Sayın Öcalan'ın önerdiği Misak-ı Milli Komisyonu başlangıcı ile halkların arada fiziki sınırları kaldırarak bir arada yaşama iradeleri olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'nin önümüzdeki dönemlerde bu komisyon ile ilgili ciddi tartışmalar yapacağını belli bazı adımları atmak durumunda olacağını tahmin ediyoruz" diye kaydetti.

Yasal ve anayasal değişim şart
Misak-ı Milli Komisyonu kadar Hukuk Komisyonu'nun da önemli olduğuna vurgu yapan Baluken, Türkiye'de en önemli sorunun yasal ve anayasal değişikliklerin yapılmaması olduğunu kaydetti. Bu sorunları çözmek amacıyla Hukuk Komisyonu'na acil ihtiyaç olduğunu savunan Baluken, diğer komisyonlara ilişkin ise şöyle konuştu: "AB parlamentosunun Türkiye ile ilgili rapor taslağı açıklandı. Orada da bu eksiklikler bir bir ortaya konuldu. Türkiye'nin de AB hedefi var bu komisyonlar da bu hedef içindir. Örneğin Ekoloji Komisyonu var. Türkiye ve Kürdistan'da doğayı olduğunca talan eden bir yaklaşım vardır. Gelecek nesiller için insan yaşamı tehdit ediliyor. Bu politikaları açığa çıkaracak bir komisyondur. Bugün Karadeniz köylüsünden Manavgat köylüsüne kadar, Bergama'daki çiftçiden Kürdistan'da yaşayan çiftçiye kadar 76 milyonun tamamında doğaya karşı uygulanan bu kapitalist politikalara karşı ciddi bir tepki var. Dolayısı ile Meclis'te bir Ekoloji Komisyonu'nun kurulması devletin politikalarına karşı toplumu ve doğayı koruyan çıok önemli bir görev üstlenecek. Sayın Öcalan adeta bu coğrafyadaki bütün ihtiyaçları çözebilecek bazı temel mekanizmaları formüle ediyor."

Komisyonların işlevi hayati
Baluken, komisyonların tamamının Türkiye açısından çok hayati işlevleri olduğunu vurguladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın ortaya koyduğu komisyonlara hükümet veya devletin salt Kürt sorunu ekseninde yaklaşmaması gerektiğine dikkat çeken Baluken, şunları ekledi: "76 milyonu ilgilendiren çok önemli çözümleri ve perspektifleri içinde barındıran formülasyonlar olarak yaklaşmalıdır. Kadın Özgürlüğü Komisyonu var. Ülkenin en önemli sorunlarından birisi kadın katliamlarıdır. Şu anda Meclis'te bir bütçe görüşülüyor tamamen erkek egemen zihniyetine göre planlanmış bir bütçedir. Bu ülkedeki tüm kadınlar bu uygulamalardan rahatsızdır. Dolayısı ile kadın özgürlüğü komisyonunun ihtiyaç olmadığını sırf Sayın Öcalan önerdi diye karşı çıkılması gerektiğini aklı başında kimse savunamaz."

Öcalan'ın önerdiği 8 komisyon
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın önerdiği 8 komisyon şunlar: Hukuk Komisyonu, Sosyo-Ekonomik Komisyon, Misak-ı Milli Komisyonu, Kadın Özgürlüğü Komisyonu, Ekoloji Komisyonu, Sivil Toplum Komisyonu, Güvenlik Komisyonu, Hakikatleri Araştırma ve İzleme Komisyonu.


ALPER ATALAY/DİHA/ANKARA