KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 20. yıl dönümünde Uluslararası Komplo’nun önemli oranda dağıtıldığını, ancak yeni koşullarda sürdürülmek istendiğini belirterek, buna karşı da direniş hamlesinin başlatıldığını vurguladı.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı,9 Ekim 1998’de başlatılan ve 15 Şubat 1999’da Öcalan’ın esaret altına alınmasını sağlayan Uluslararası Komplo’nun, 20. yüzyıl başında kurulan soykırım sisteminin devamı olarak gerçekleştirildiğini hatırlatarak, ”Bugünkü ‘Tecridi kıralım, faşizmi yıkalım, Kürdistan’ı özgürleştirelim’ direnişi komploya karşı Önder Apo etrafında ateşten barikat kuran ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ direnişçilerinin fedai ruhu üzerinde yükselmektedir” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan şahsında Kürdistan halkını hedef alan Uluslararası Komplo’nun 20. yıl dönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı. Komploya karşı ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ direniş ruhuyla 20 yıldır büyük bir mücadele yürütüldüğü ve önemli oranda boşa çıkarıldığı belirtilen açıklamada, ”Önder Apo düşünce ve siyasi gücüyle daha da büyürken, Özgürlük Hareketi de gelişmesini sürdürmüştür. Kürt halkı özgürlük mücadelesini Önder Apo çizgisinde bugüne kadar kesintisiz sürdürmektedir. Önder Apo, Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı arasındaki bağlar güçlenirken komplocular arasındaki ilişkilerde önemli sorunlar ortaya çıkmış; uluslararası komplo cephesi önemli oranda zayıflatılmıştır” denildi.
Soykırıma göz yumuldu
Kürtler üzerinde aslında 1. Dünya Savaşı sonrası uluslararası komplo kurulduğu; soykırım gerçekleştirme karşılığında Musul ve Kerkük’ün İngiltere kontrolündeki Irak’a bırakıldığı hatırlatılan açıklamada, bu nedenle uluslararası güçlerin yüzyıldır Türkiye’nin Bakurê Kurdistan’da uyguladığı soykırıma göz yumduğu, 20. yüzyıldaki Ortadoğu siyasi düzeninin bu Kürt soykırımı üzerine kurulduğu belirtildi. Bu nedenle Türk devletinin uyguladığı soykırımda uluslararası güçlerin de suç ortağı olduğu kaydedilen açıklamada, 9 Ekim 1998’de başlatılan ve 15 Şubat 1999’da Öcalan’ın esaret altına alınmasını sağlayan Uluslararası Komplo’nun da 20. yüzyıl başında kurulan bu soykırım sisteminin devamı olarak gerçekleştirildiği vurgulandı.
Sistem önemli oranda dağıldı
Uluslararası Komplo ile Ortadoğu’daki Kürt soykırımı üzerine kurulan bu sistemin sürdürülmek istendiği; ancak bu sistemin, Kürtlerin mücadelesi ve Ortadoğu’da süren 3. Dünya Savaşı ile önemli oranda dağıldığı ifade edilen açıklamada, ”Önder Apo’yu esaret altına alan komplocu güçler cephesinde çatlaklar oluşmuş, parçalanmalar yaşanmıştır. Bunu komploya karşı 20 yıldır büyük bedeller ödeyerek mücadele eden ve 3. Dünya Savaşı’nda özgürlük ve demokrasi hamlesi yapan Kürt halkı sağlatmıştır” denildi.
Güncellenmek isteniyor
Türk devleti başta olmak üzere Kürtler üzerinde soykırım politikası uygulayan ve Özgürlük Hareketi düşmanı olan güçlerin, Kürt soykırımı üzerine kurulu olan Ortadoğu düzenini yeniden kurmak istediğine dikkat çekilen açıklamada, Türk devletinin bunun için Kürt soykırım düzenini tüm dünyaya dayatmaya çalıştığı belirtildi. 1. Dünya Savaşı sonrası Musul ve Kerkük’ü bırakarak Kürtler üzerinde soykırım yürütmek isteyen Türk devletinin şimdi de Türkiye’yi pazarlayıp en kirli ve çirkin işbirlikçilik yaparak Kürtleri soykırıma uğratmak istediği kaydedilen açıklamada, şöyle devam edildi: ”Bu temelde 1999’de Önder Apo’ya karşı gerçekleştirilen komplo günümüzde Kürt Özgürlük Hareketi yönetimine yönlendirilip tamamlanmak istenmektedir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin yönetimi için ABD’nin aldığı tasfiye kararı, Türk devletinin Kürt soykırım politikasını destekleyerek Kürt düşmanlarının Kürt halkının özgürlük mücadelesine saldırısını teşvik etmektedir. Özgürlük Hareketi’nin yönetimi hakkında çıkarılan bu karar Önder Apo’ya yönelik tecritle birlikte düşünüldüğünde, Kürt halkının özgürlük mücadelesine karşı uluslararası komplonun yeni koşullarda sürdürülmek istendiği görülecektir.
Bu karşı direniş hamlesi
Bu gerçekliği gören Özgürlük Hareketi ‘Tecridi kıralım, faşizmi yıkalım, Kürdistan’ı özgürleştirelim’ direniş hamlesi başlattı. Önder Apo üzerindeki tecridi Kürt soykırımının ve halk üzerindeki tecrit ve baskının odaklandığı yer olarak gören Kürt demokratik siyasetçi Leyla Güven, süresiz-dönüşümsüz açlık grevi başlatarak bu hamlenin doğal öncüsü haline gelmiştir. Derin yurtseverlik ruhu ve halk önderi olma sorumluluğu ile tecride karşı mücadelenin tarihsel anlamını görmüştür. Sürecin karakterini güçlü sezgileriyle anlaması Leyla Güven’in güçlü bir halk önderi karakterinde olduğunu göstermektedir. Özgürlük Hareketi tecride karşı kararlaştırdığı hamleyi başlatmadan Leyla Güven’in böyle bir eylem içine girmesi Özgürlük Hareketi’nin de süreci doğru okuduğunun ve zamanında inisiyatif aldığının ifadesi olmaktadır.
Mücadeleyi daha da boyutlandırmalı
Mücadeleyi yükseltmek tarihi bir görev haline gelmiştir. AKP-MHP faşizminin iktidarda olduğu Türk devleti ve Kürt düşmanı tüm güçler, Kürt halkının 3. Dünya Savaşı koşullarında güçlenip statü kazanacağını gördükçe saldırganlıklarını artırmış bulunmaktadırlar. Ancak AKP-MHP iktidarı zayıf bir konumda olduğu gibi uluslararası desteği de istediği düzeyde bulamamaktadır. Bu gerçeklik, mücadele edildiğinde tecridin kırılıp faşizmin yenilgiye uğratılarak Kürdistan’ı özgürleştirilmesinin yakın olduğunu göstermektedir. Bu açıdan gençler ve kadınlar başta olmak üzere tüm Kürt halkı ve demokrasi güçleri AKP-MHP faşizmine karşı mücadeleyi daha da boyutlandırarak başlatılan devrimci demokratik hamleyi başarıyla taçlandırmalıdırlar.
Zorlu ve çok önemli bir dönem
Kürt halkının özgürlük mücadelesi tarihinde zorlu ve çok önemli bir dönemden geçilmektedir. Bu dönemlerde düşmanları yenilgiye uğratıp özgürlüğü kazanmak bedeller ödemekle mümkündür. 40 yıldır mücadelenin sürekli gelişip büyümesi on binlerce şehadetle, gaziyle, yüz binlerce tutukluyla olmuştur. Şehitlerimiz mücadeleyi ayakta tutmakta ve geliştirmektedir. Özgürlük mücadelesi kazanılana kadar bu bilinçle ve fedai ruhla direnilecektir.
Fedai ruh üzerinde yükseliyor
Bugünkü ‘Tecridi kıralım, faşizmi yıkalım, Kürdistan’ı özgürleştirelim’ direnişi komploya karşı Önder Apo etrafında ateşten barikat kuran ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ direnişçilerinin fedai ruhu üzerinde yükselmektedir. ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ direnişçilerinin komploya karşı fedai direnişi olmasaydı ne mücadeleyi ayakta tutabilir ne de bugünkü fedai direniş ruhunu tutturabilirdik. Uluslararası Komplo, 20 yılını tamamlayıp 21. yıla girerken ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ direnişçilerini bir daha minnet ve saygıyla anıyor, tecridi kırıp faşizmi yenilgiye uğratıp, Kürdistan’ı özgürleştirme sözümüzü bir daha yineliyoruz.”
ANF/BEHDİNAN
4 Nisan’a kadar kesintisiz eylem
KJK Koordinasyonu, 15 Şubat’tan 8 Mart, Newroz ve 4 Nisan’a kadar kesintisiz eylemle mücadeleyi yükseltmeye çağırdı.
KJK Koordinasyonu, Uluslararası Komplo’nun yıl dönümü vesilesiyle yaptığı yazılı açıklamada, ”DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde yüzlerce özgürlüğe sevdalı halk öncülerinin bedenlerini açlığa yatırarak yürüttüğü açlık grevi direnişini, tecridin mutlaka kırılacağına olan inancımızla selamlıyoruz” dedi.
Öcalan’ın demokratik-ekolojik-kadın özgürlükçü paradigması ve öngördüğü demokratik ulus modelinin emperyal güçlerin ve ulus devlet statükoculuğunun en büyük korkusu olduğu kaydedilen KJK açıklamasında, şunlar ifade edildi: Bundan dolayı Önder Apo 20 yıldır dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen işkence rejimi altında rehin tutulmaktadır. Faşist Türk devletinin inkar- imha stratejisi son birkaç yıldır ‘Çöktürme Planı’ adı altında özgür Kürt karşıtlığı olarak her boyutta devreye konulmuştur. Rojava Devrimi’ne yönelik tahammülsüzlük ve tehditler, Efrîn’in işgal edilmesi, Başûr’daki referanduma karşı geliştirilen tehdit, Başûrê Kurdistan’ın işgal edilmesi, Şırnak-Cizre- Sur- Nusaybin’de tüm dünyanın gözü önünde genç, yaşlı, çocuk, kadın yüzlerce yurtseverimizin katledilmesi Kürt soykırım stratejisinin sonuçlarıdır. On binlerce seçilmiş siyasi temsilcinin, gazetecinin, aydının ve yurtseverin zindanlara doldurularak ağır bir işkence altında tutulması da. Faşist AKP-MHP iktidarı diktatörlük sistemini tüm Türkiye’ye hakim kılmak için bu saldırılarla en radikal örgütlülüğe sahip olan Kürtleri ezerek diğer demokrasi güçlerini de sindirmeyi amaçlamaktadır. Soykırım siyaseti ekseninde yürütülen tüm saldırıların merkezinde Önder Apo vardır. Bundan dolayı 20 yıldır, özelde son üç yıldır İmralı’da tüm uluslararası hukuk kuralları çiğnenerek mutlak tecrit uygulanmaktadır.
20 yıldır direniş var
Tüm bu vahşi, insanlık dışı saldırılara karşı Önder Apo İmralı’da, kadınlar ve halkımız yaşamın her alanında en ağır bedelleri göze alarak amansız bir direnişi 20 yıldır kesintisiz bir biçimde yılmadan sürdürmektedir. Bu görkemli mücadele faşizme karşı direnen tüm kesimlere moral ve cesaret vermekte, ortak mücadele zeminini güçlendirmektedir.
Önder Apo, özgürce ve insanca yaşamak isteyen herkes adına İmralı’da direnmektedir. İmralı’da Önderlik şahsında herkes tecrit altına alınmaktadır. Bundan dolayı İmralı tecridine karşı mücadele etmek, aynı zamanda kendi özgür geleceği için mücadele etmek demektir. İmralı tecridi kırılmadan Kürt sorununun demokratik çözümü gelişmeyecek, Türkiye’ye demokrasi gelmeyecek, Ortadoğu barışı mümkün olmayacaktır. Bunun için kadınlar, gençler başta olmak üzere özgür yarınlara dair umudu ve amacı olan herkesin İmralı tecridi karşısında mücadele etmesi hayati önemdedir.
Dışarıda eylemler yapılmalı
Leyla Güven ve Nasır Yağız yoldaş başta olmak üzere birçok direnişçinin hayati tehlike sınırına ulaşmış olmaları, çok daha etkili eylemlerin dışarıda yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bakurê Kurdistan başta olmak üzere her yerde kadınlar öncülüğünde çok daha kitlesel, örgütlü, radikal ve tecridi kırmaya odaklı eylemlerin bir an önce geliştirilmesi gereken kritik bir aşamadayız.
Kadınlar ve gençler öncülüğünde tüm halkımızın ‘Tecridi Kıralım, Faşizmi Yıkalım, Kürdistan’ı Özgürleştirelim’ hamlesi temelinde daha radikal eylemlerle açlık grevi direnişini büyütmesi önem taşımaktadır. Bu temelde herkesi Önder Apo ve açlık grevi direnişçileri etrafında kenetlenmeye, 15 Şubat’tan 8 Mart, Newroz ve 4 Nisan’a kadar kesintisiz eylem kararlılığıyla mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. Özgürlük hamlesi faşizmi yıkacaktır.”