
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Kürt halkının Kürt Halk Önderliği ile özgürce yaşayacağı günleri yaracağını belirterek, “Komplocu zihniyeti tarihe gömmenin, Önder Apo’yu özgürleştirmenin, özgürlüklerine kavuşmanın tarihi imkanları ortaya çıkmıştır” dedi.
Besê Hozat, 9 Ekim uluslararası komplosuna ilişkin ANF’nin sorularını yanıtladı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik geliştirilen komplonun amacı neydi?
Uluslararası komplonun amacını özetlemek istersek şu üç temel noktaya dikkat çekebiliriz:
Birincisi; PKK mücadelesiyle Kürdistan’da işbirlikçi-ihanetçi çizgi zayıflamıştı. Komployla işbirlikçi-ihanetçi çizgi güçlendirilmek ve önü açılmak istendi. Böylece işbirlikçi-ihanetçi çizgi tüm Kürdistan’a hakim kılınarak özgürlük eğilimi tasfiye edilecekti.
İkincisi; PKK bölgede güçlü bir devrimci ve demokratik eğilim olarak gelişiyor, bölgenin devrimci demokratik dinamiklerini canlandırıyor, harekete geçiriyordu. Önderlik ve PKK şahsında gelişmeye açık hale gelen bölgenin bu devrimci demokratik dinamizmi boğulmak istendi.
Üçüncüsü, Türkiye sürekli bir çatışma hali içinde tutularak yüzyıla yayılacak bir iç savaş hedeflendi. Böylelikle hegemonik küresel sermaye güçleri Türkiye’yi bölge politikalarında istedikleri biçimde kullanacaklardı.
Komplo geliştiğinde içinde yer alan güçler tamamen pragmatik ve çıkarcı yaklaştılar. Yunanistan ve Avrupa ülkeleri yine Rusya basit ekonomik ve siyasi çıkarlar uğruna bu korkunç suçun ortağı oldular. Bir halkın özgürlük davasını kendi kirli çıkarlarına kurban etmekten çekinmediler. Hepsi büyük insanlık suçu işledi ve Kürt halkı karşısında suçludurlar.
Şimdi görüyoruz ki komploda rol oynayan bütün güçler komplonun geliştiği yerde Önder Apo çizgisinde mücadele yürüten Kürtlerle yoğun ilişki içindedir. Bu ilişkiyi çok yürekten istedikleri, Kürtleri düşündükleri için değil elbette. Mecbur kaldıkları, çıkarları bunu gerektirdiği için geliştiriyorlar. Komplocu güçlerin bu noktaya gelmesi de tarihin garip bir ironisi olsa gerek. Komplocular yenildi fakat farklı bir yüzle oyunlarını sürdürme peşindeler. Bu defa da Önder Apo’nun etkisini kırarak, Kürtlerde ortaya çıkan bu güçlü özgürlük ve demokrasi potansiyelini etkili bir silaha dönüştürmeye, Kürtleri kontrollerine almaya çalışıyorlar. Ve bir de işin ilginç tarafı bugün Türk devleti bütün bu komplocu güçlerle ciddi bir çelişki ve çatışma içerisindedir. Kürtler açısından ise komplocu zihniyeti tarihe gömmenin, Önder Apo’yu özgürleştirmenin, özgürlüklerine kavuşmanın tarihi imkanları ortaya çıkmıştır.
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın esaret süreci ile Kürdistan nasıl bir döneme girdi?
Önderliğimiz şahsında geliştirilen komplo Kürt halkına, Türkiye halklarına ve insanlığa karşı geliştirilen bir komplodur. Gerçekten de böyle bir gerçeği ifade ediyor. Bu komployla Kürdistan’da özgürlük eğilimi, yaratılan özgür Kürtlük tasfiye edilmek istendi. Çünkü Önder Apo önderliğinde PKK hareketi Kürtleri bilinçli, iradeli, örgütlü ve özgür bir halk durumuna getiriyordu. Sömürgeci güçler bundan büyük bir rahatsızlık duydular. Bununla da bağlantılı olarak Kürt sorununu çözümsüz bırakarak, onlarca yıla yayılacak çatışmalı bir süreci amaçladılar. Bu noktadan baktığınızda tabii ki bu komplo Türkiye halklarına karşı da büyük bir komplo olmaktadır.
PKK büyük bir insanlık hareketidir. İnsanlık değerlerini koruma ve yaşatma mücadelesi veriyor. Verdiği mücadele özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesidir. Kürt halkının, halkların, ezilen tüm farklı toplumsal kimliklerin özgürce ve demokratikçe birarada kardeşçe yaşamasını öngörüyor. Kadın erkek özgürlüğünü ve eşitliğini savunuyor, özgür eş yaşamı yaratmaya çalışıyor. Farklılıkların özgür demokratik birliğine dayalı bir toplumsal yaşam sistemi kurmak için kırk yılı aşkındır büyük bir mücadele yürütüyor. Bu anlamda Önder Apo’ya komplo aynı zamanda insanlığa karşı da bir komplo oluyor.
Halkımız ve dostları komploya karşı 19 yıldır amansız bir mücadele veriyor. Kahramanca bir direniş sergiliyor. Halkımızın geliştirdiği bu direniş komplonun sonuca gitmesini engelledi. Halkımız komploculara teslim olmadı, özgürlük yürüyüşünü kesintisiz sürdürerek mücadelesini tüm bölgeye ve dünyaya yaydı.
Önderlik esaretiyle Kürdistan yeni bir sürecin içerisine girdi. Esas olarak komplo ile amaçlanan Önder Apo’nun imhasıydı. Bu başarılamadı, Önderliğimizin yüksek sezgi gücü ve öngörüsü, yoldaşlarımızın fedai duruşu ve halkımızın görkemli direnişi, bu korkunç planı boşa çıkardı. İkinci plan; zamana yaydırılmış bir tasfiyeydi. Bu tasfiyenin adı tecrit politikasıydı. Hareketin ve halkımızın görkemli direnişi bu politikayı geçersiz hale getirse de halen bu politikada ısrar sürmektedir…
Önderliğimizin geliştirdiği demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma komplocuların planlarını alt üst etti. Bu güçler Önderliğimizden kaba bir direniş ve kör bir savaş anlayışı bekliyorlardı. Bu olmadı. Aksine yeni bir zihniyet ve anlayışla özgürlük mücadelesi yaşanan tüm tıkanmaları aşarak devasa gelişmeler kaydetti. Özgürlük hareketi Kürdistan’da, bölgede ve dünyada etkisini daha fazla arttırdı. Bölgesel ve evrensel bir hareket haline geldi. Komplo boşa çıkarıldı. Rojava Devrimi Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini daha üst bir aşamaya taşıdı. Demokratik ulus modeli Rojava somutunda demokratik çözüm seçeneği olarak ortaya çıktı. Ortadoğu devriminin önünü açtı yeni bir sistem alternatifi olmaya başladı.
Önder Apo’nun kadın özgürlük çalışmaları ve yeni paradigma ile bu çalışmalarda sağladığı ideolojik ve felsefi derinlik radikal devrimci demokratik dönüşüme yol açtı. Arap, Asuri-Süryani, Ermeni, Türkmen ve birçok halk kesiminden kadını mücadele içerisine çekti. Bu gelişmeler bölgede kadın devriminin zeminini muazzam güçlendirdi. Kadın, erkek kocanın hakimiyeti altından çıktıkça toplum da erkek devletin hakimiyeti altından çıkmaya başladı. Kadın köleliği üzerine kurulu karılı-kocalı statü paramparça edildi. Böylece kadın cinsel obje olmaktan çıkarak değerli bir insan haline gelmeye başladı. Kuşkusuz kadın köleliğinin derinliğine yaşandığı bu coğrafyada bu gelişmeler muhteşem bir kadın devrimini ve toplumsal devrimi ifade ediyordu, etmeye de devam ediyor.
Yaklaşık 2 yıldır Sayın Öcalan mutlak bir tecridin içerisinde tutuluyor. Böyle ağırlaştırılmış bir tecrit altında tutmalarının temel nedeni nedir sizce?
Komplonun ve devamı olan tecridin de amacı tüm Kürtleri Önder Apo’dan uzaklaştırarak kontrole almak ve kendi çıkarları temelinde kullanmaktır. Öcalansız Kürtler yaratma hevesleri halen tamamen son bulmuş değildir. Halkımız bu kirli ve çirkin oyunu gördüğü için Kürdistan’da ve tüm dünyada görkemli bir direniş geliştiriyor. 19 yıldır soluk soluğa Önderliğinin fiziki özgürlüğü için mücadele veriyor.
KJK 8. Kurultayında ‘Önderliği özgürleştirme’ hamle kararını açıkladı. Hamlenin de 9 Ekim’de başlatılmasının nasıl bir anlamı var?
KJK’nin 8. Genel Kurul’unda aldığı Önderliğe özgürlük hamle kararı son derece önemlidir. Önder Apo’nun özgürlüğü hiç kuşku yok ki kadınların özgürlüğüdür. Komplo Önder Apo şahsında kadına karşı yapılan bir komplodur. Komplonun devamı olan tecrit politikası da Önder Apo şahsında özgür kadın iradesine ve Kürt halkına uygulanmaktadır. Şu anda İmralı’da uygulanan tecrit Türkiye geneline yayılmış durumdadır. Türkiye toplumu ağır bir tecrit, baskı rejimi altındadır. Türkiye yarı açık, yarı kapalı yirmi dört saat işkence altında tutulan bir cezaevine dönüşmüş durumdadır. Kadınlar, halkımız ve demokrasi güçleri bu işkence rejimine karşı yıllardır büyük bir mücadele veriyor. Bu mücadele kendisiyle birlikte önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Kadınların, halkımızın ve dostlarımızın direnişi olmasaydı bugün komplonun boşa çıkarıldığından bahsedemezdik. Uluslararası komplo amacına ulaşmadıysa bu kesinlikle özgürlük hareketinin, kadınların ve halkımızın verdiği mücadele, geliştirdiği fedaice direniş sayesindedir.
Uluslararası komployu boşa çıkaran yıllardır aralıksız devam eden bu görkemli mücadeledir. Komplocu zihniyete karşı bu mücadeleyi yükselterek sürdürmek ve Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü sağlamak özgür ve demokratik yaşamın da güvencesidir. Komployu boşa çıkarmayı başaran halkımız komplocu zihniyeti tasfiye etmeyi de başaracaktır.
Kadınlar öncülüğünde Avrupa’da, Rojava’da, kuzey Suriye’de, Türkiye’de ve Bakur’da, Başûrê Kürdistan’da ve Rojhılat’ta halkımızın ve dostlarımızın geliştirdiği Önder Apo’ya özgürlük eylemlerini saygıyla selamlıyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 9 Ekim uluslararası komplosunu kadınlar, halkımız, Suriye halkları ve dostlarımız görkemli kitlesel yürüyüşlerle çok güçlü bir biçimde protesto ettiler. Komplonun suç ortağı olan AK önünde halkımız kadınların öncülüğünde oturma eylemine geçti. Aynı yerde yıllardır halkımız nöbet eylemi yapıyor. Bu vesileyle tekrardan nöbet eylemcilerini ve oturma eylemine katılan halkımızı yürekten sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Halkımız tarihi bir eyleme daha imza atıyor. Önderliğine layık onurlu bir duruş ortaya koyuyor. Bu değerli çabalar kesinlikle boşa gitmeyecektir, halkımız Önderliği ile özgürce yaşayacağı günleri yaratacaktır. İmralı işkence sistemini yıkacak önderliği ile özgürce yaşayacaktır.
‘‘İmralı işkence sistemini yıkacağız, Önder Apo’yla Özgürce Yaşayacağız’’ sloganı her yerde ortak bir mücadele sloganı haline gelmiştir. Kadınların ve halkların varlık ve özgürlük gerekçesi olan bu anlamlı mücadele sonuç alıncaya kadar sürmeli ve Önder Apo’yla özgürce yaşayacağımız günleri yaratmalıyız.
HABER MERKEZİ