Brüksel’de yapılacak konferansın katılımcılarından Türkiye/Almanya İnsan Hakları Derneği (TÜDAY) Başkanı İlkay Yılmaz, Avrupa’da ilk kez toplumun bu kadar geniş katmanlarının demokratik temel hak ve özgürlük taleplerine sahip çıkmak üzere bir araya gelebilmesinin umut verici bir gelişme olduğunu söyledi.

Aynı zamanda Almanya Demokraitk Güç Birliği aktif bileşenlerinden ve ‘Kürt Kimlik Kampanyası’nın yürütücülerinden olan Türkiye/Almanya İnsan Hakları Derneği’nin (TÜDAY) Başkanı İlkay Yılmaz, sorularımızı yanıtladı.

Halkların Demokrasi ve Barış Konferansı’na TÜDAY olarak hazırlıklarınız nelerdir?  

En az iki kişinin konferansa katılmasını kararlaştırdık. Süreci yakından takip ettiğimiz için bu konferansa da, Kürtlerin ve Türkiyeli demokratik güçlerin beklentilerini içeriden gözlemlemek ve dinlemek üzere katılacağız.

Sizce bu konferansı önemli kılan hususlar nelerdir?

Sürecin nasıl ilerlediğini, ne gibi zorluklarla karşılaşabileceğimiz ve olası bir aksilik ya da sabotaj durumunda ne gibi reaksiyonlar öngörüldüğünü içeriden dinlemek üzere katılmayı önemsiyoruz. Barıştan sonra nasıl bir demokratikleşme beklediğimizi de tartışabilmemiz gerektiğini düşünüyoruz.

Kimlik kampanyası ve Demokratik Güç Birliği çalışmalarında aktif yer aldınız? Bu girişimlerin konferansa yansımaları nasıl olacak?

Kimlik kampanyasını 12 talep etrafında 200’e yakın dernek ve kişi ile birlikte yürüttük, 60 bin kişi de imzalayarak bu kampanyaya destek verdi. Bu kadar çok kurum ve insanın desteklediği bir kampanya olması itibariyle çok önemli bir başarı olduğunu düşünüyoruz. Şimdi kampanyayı birlikte yürüttüğümüz ve destekçisi olan bu kurum ve kişilerle yeniden iletişime geçip, yeni anayasa ve barış süreci ile ilgili fikirlerini almanın hayati bir önem taşıdığını düşünüyoruz.

Konferansa hemen hemen bütün kimlik ve inanç grupları katılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu, bizi çok sevindiriyor. Böylece bütün değişik inanç ya da politik grupların demokratikleşmeye ne derece ihtiyaç ve özlem duyduklarını görüyoruz. Toplumun bu kadar geniş katmanlarının demokratik temel hak ve özgürlük taleplerine sahip çıkmak üzere bir araya gelebilmeleri bile çok umut verici bir gelişmedir.

Konferansta nasıl bir ortaklaşma sağlanabilir?

Herkesin beklenti ve taleplerini özgürce ifade edebilecekleri koşullar yaratılmalıdır. Bu konferans asgari düzeyde de olsa bütün taleplere ve beklentilere yanıt olabilirse bir ortaklaşma sağlanabilir. Yeterki herkes sağlıklı koşullarda düşüncelerini ifade edebilsin ve tartışabilsin.


Konferans sonrasında bu ortaklaşma nasıl devam ettirilebilir?
Birlikte alınan kararlar mutlaka uygulanmalıdır ve konferansın bütün bileşenleri ayrı ayrı bunun takipçisi olmalıdırlar. Konferans bileşenlerinden herhangi birinin varsa eleştirileri mutlaka dinlenmeli ve bu eleştiriler ışığında varsa eksiklikler, düzeltmeler yapılmalıdır. Bu kadar farklı grup ya da görüşü birarada tutmak kolay değil fakat bunu başarmak zorundayız. Tek bir kişiyi bile kaybetme lüksümüz yok. O yüzden çok sabırlı olmalı ve farklı görüşlere de mutlaka açık olmak zorundayız.

MURAT ALPAVUT/KÖLN




‘Demokrasi için biraraya gelinmeli’

Brüksel’deki konferansa Almanya Ermeni Merkezi Konseyi de katılacak.
Almanya Ermeni Merkez Konseyi Başkanı Azad Ordukhanyan, Konsey adına konferansa katılımı çok önemsediğini belirtti.
Azad Ordukhanyan şunları söyledi: “Konferansın ayrıntılarını tam bilmesem de Konseyimizin bu konferansa katılımını aynı derecede önemsiyorum. Açıkçası Türkiye hükümetinden hiçbir beklentim yok. Bu hükümeti de yaptıklarından dolayı kınıyorum. Bu hükümet de diğer hükümetler gibi, biz Ermenilere faşizan bir şekilde yaklaşıyor. Ben Erdoğan Hükümeti ile Atatürk dönemi ve Jön-Türkler dönemi arasında herhangi bir fark göremiyorum. Ki aynı zihniyeti, aynı düşmanlığı, aynı siyaseti izliyor ve yaşıyoruz.
Tam tersine o yılların bir devamıdır. Günümüzün Türkiyesi’nde İslamlaştırma ve Türkleştirme hergün geçtikçe daha da vahim bir bir hal alıyor. Diğer halklar baskı altına alınmak isteniyor.”
Bütün bu uygulamalara karşı bütün demokrat ve devrimci örgütlerin, kurumların buluşması ve bir araya gelmesi gerektiğini belirten Almanya Ermeni Merkez Konseyi Başkanı Azad Ordukhanyan, “Bu güçlerin bir araya gelmesi Türkiye’de demokrasinin gerçekleşmesi için çok önemlidir. Bugün Türkiye nüfusunun yarısı etnik olarak Türk değildirler. Milyonlarca insan farklı halktan ve farklı inançlardan geliyor. Fakat bu ağır Türkleştirme ve İslamlaştırma, demokrasi, tarih ve kültürel gelişme açısından bir tehlike oluşturuyor. Buna karşı kesinlikle mücadele edilmelidir” dedi.

 NİHAL BAYRAM/MAINZ




60 örgüt katılıyor

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın önerdiği konferansların üçüncüsü hafta sonu Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapılacak. 60 örgütün temsilcisinin katılacağı konferansla ilgili açıklama yapan Tertip Komitesi, 4 oturum halinde yapılacak konferansta, ortak mücadele için örgütlenme biçimine dönük kararlaşmaya gidileceğini söyledi.


Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapılacak olan 'Halkların Demokrasi ve Barış Konferansı'nın programı açıklandı. Tertip Komitesi'nden yapılan açıklamaya göre Ankara ve Amed'de yapılan konferansların bir devamı olacak Brüksel'deki konferansa 60 farklı örgütsel yapı katılacak.
Tertip Komitesi'nin dünkü yazılı açıklamasında "İçinden geçtiğimiz tarihsel süreçte halklarımızın özgür geleceğinin inşası için önemli bir barış fırsatı yakalanmıştır. Bu tarihsel süreç, halklarımızın özgür ve ortak geleceği açısından bir dönüm noktasıdır. Bunun kalıcı bir demokrasiyle sonuçlanmasının herkesin ortak özlemi olduğuna inanıyoruz.
Bu temelde, Kürt sorununun çözümüne ilişkin devam eden 'barış ve çözüm süreci'nin geliştirilmesi ve toplumsal demokrasinin sağlanması için Ankara ve Diyarbakır'da yapılan konferansların devamı olarak Avrupa'da 'Barış ve Demokrasi Konferansı' 29-30 Haziran günlerinde Brüksel'de yapılacaktır.
Avrupa’da yaşayan Kürdistan ve Türkiye kökenli çeşitli halklar, inanç grupları, toplumsal kesimlerden 60 farklı örgütsel yapının temsilcilerinin yanı sıra cok sayıda şahsiyetin delege olarak katılacağı konferansa katılmaya davet ediyoruz" denildi.
Tertip komitesi, 29 Haziran Cumartesi günü sabah saat 9:30'dan itibaren delege ve misafir kayıt işlemlerinin yapılmasından sonra konferans dört oturum halinde devam edecek. İlk oturumda açılış ve sunumlar olacak. Bu bölümde çağrıcılar adına süreç ve konferans hakkında sunum, Ankara ve Amed'deki konferansları ile Ankara'da yapılan 3. Büyük Alevi Kurultayı sonuç bildirgeleri hakkında sunum yapılmasıyla başlanacak.
- 3:30 ile 19:00 saatleri arasında
- Avrupa’da yaşayan Türkiye ve Kürdistanlı halklar nasıl bir Türkiye istiyor?sorun tespiti ve çözüm önerileri,
- Avrupa’da yaşayan etnik ve inanç kimliklerin sorunları ve önerileri,
-  Avrupa yaşayan sürgünlerin sorunları ve geri dönüş projesi,
- Türk devletinden kaynaklı göçmen işçiler sorunu, emek sömürüsü ve öneriler,
- Türk devletinden kaynaklı göçmen kadın ve gençlerin özgün sorunları ve öneriler,
- AB ve AB ülkelerinin Türkiye politikaları ile oynadıkları olumsuz rol ve talepler.
Konferans ikinci gün sabah 09:00'da başlayacak. Saat 12:30'a kadar sürece oturumda;
- Avrupa’da yaşayan Türkiye ve Kürdistanlı halkların sürece katılım mekanizmaları,
-  Demokrasi ve barış sürecine Avrupa’da yaşayan Türkiye ve Kürdistanlı bütün hakların ve yapıların aktif katılımının sağlanmasına ilişkin tartışma ve öneriler,
- Avrupa kamuoyu ve siyasetin, demokrasi ve barış sürecine duyarlı kılınmasına dönük diplomasi ve lobi çalışmasına ilişkin tartışma ve öneriler,
- Evrensel demokratik ilke ve sözleşmelerin Türkiye’ye uyarlanması için tartışma ve öneriler.
- 4:00 ila 16:00 saatleri arasında oturumlarda da;
- Avrupa’da yaşayan Türkiye ve Kürdistanlı halkların demokrasi ve barış sürecinin inşasında üstlenebilecekleri rol,
- Demokratik geleceğin inşası ve ortak mücadele için örgütlenme biçimine dönük tartışma ve kararlaşma,
- Planlama ve karar tasarıları, tartışıldıktan sonra da sonuç bildirgesi açıklanacak.

BRÜKSEL