Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın önerisiyle 29-30 Haziran günlerinde Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılacak konferansın hazırlık komitesi, katılımcılar ve tartışma gündemi başta olmak üzere, biçim ve içeriğine ilişkin konulara son halini verdi. Buna göre, daha önce 250 kişilik olarak duyurulan katılımcı sayısı, yoğun ilgi ve başvuru üzerine 300’e çıkarıldı.

Türkiye ve Kürdistan’da demokratik, özgür bir geleceğin inşası, Avrupa’da da halklar arasında demokratik dayanışmanın ve güçbirliğinin sağlanması açısından, Avrupa’da yaşayan Anadolu ve Mezopotamya’dan gelmiş bütün ulusal, inançsal, kültürel, cinsel, sınıfsal göçmenlerin (Kürt, Türk, Ermeni, Pontus-Rum, Asuri-Süryani, Laz, Çerkez, Arap, Roman, Alevi, Ezidi, Hıristiyan, Yahudi, İslami) demokrasi, özgürlük, barış dinamiklerinin temsilcileri olarak, 19 Mayıs günü bir araya gelen çok sayıda örgüt, kurum, siyasi parti, inisiyatif ve şahıs, 29-30 Haziran 2013 tarihleri arasında Brüksel’de Barış ve Demokrasi Konferansı düzenleme kararı almıştı. Avrupa’daki Kürdistan ve Türkiyeli halkların Barış ve Demokrasi Konferansı hazırlık komitesi, ikinci toplantısını da önceki gün Brüksel’de gerçekleştirdi. Başta gündem ve katılımcıların listesi olmak üzere, salon, barınma, yemek, enformasyon belgeleri, basın-yayın çalışmaları, vb. içerik ve teknik altyapı hazırlıklarının bir kez daha gözden geçirildiği toplantıda, çalışmalara son şekli verilerek görev bölümü yapıldı.

Katılımcı sayısı artırıldı

Katılımcılar açısından, daha önce 250 kişilik olarak basın ve kamuoyuna duyurulan sayı, yoğun başvuru nedeniyle 300’e yükseltildi. Yine örgütsel ve kurumsal düzeyde katılım gösterecek yapılara belli sayılarda kontenjan ayrılırken, şahıs düzeyinde katılacaklar da isim düzeyinde netleştirildi. 5’er kişilik konferansın hazırlık sekretaryası ve teknik-altyapı komitelerinin de oluşturulduğu toplantıda, konferansın gündemi de belirlendi.

4 ana oturum yapılacak

Buna göre 2 günlük konferans, dört ana oturum şeklinde gerçekleşecek. İlk gün (29 Haziran’da), ‘Açılış ve Sunumlar’ ana başlıklı birinci oturumda, sırasıyla; “Çağrıcılar adına konferans hakkında sunum, Ankara Konferansının sonuçları hakkında sunum, Amed Konferansının sonuçları hakkında sunum ve Ankara 3. Büyük Alevi Kurultayı sonuçları hakkında sunum” olmak üzere 4 sunum yapılacak. Aynı günün öğleden sonraki oturumuysa, ‘Avrupa’da yaşayan Türkiye ve Kürdistanlı Halklar nasıl bir Türkiye istiyor?’ adı altında yapılacak. Burada da sırasıyla, “Avrupa’da yaşayan etnik ve inanç kimliklerin sorunları ve çözüm önerileri; sürgünlerin nedenleri, sorunları ve geri dönüş projesi; Türk devletinden kaynaklı göçmen işçiler sorunu, emek sömürüsü ve öneriler; Türk devletinden kaynaklı göçmen kadın ve gençlerin özgün sorunları ve öneriler ile AB ve AB ülkelerinin Türkiye politikaları ile oynadıkları olumsuz rol ve talepler” başlıklı sunum ve tartışmalar yapılacak.

İkinci günün programı

Konferansın ikinci günündeki (30 Haziran) iki oturumun ilkiyse “Avrupa’da yaşayan Türkiye ve Kürdistanlı halkların demokrasi ve barış sürecinin inşasında üstlenebilecekleri rol” ana başlığını taşıyor. Bu oturumda, “Demokrasi ve barış sürecine Avrupa’da yaşayan Türkiye ve Kürdistanlı bütün hakların ve yapıların aktif katılımının sağlanmasına ilişkin tartışma ve öneriler ile Avrupa kamuoyu ve siyasetin demokrasi ve barış sürecine duyarlı kılınmasına dönük nasıl bir diplomatik ve lobi çalışmasına ilişkin tartışma ve öneriler” adıyla sunum ve tartışmalar geliştirilecek. Konferansın son oturumu ise, “Avrupa’da yaşayan Türkiye ve Kürdistanlı halkların sürece katılım mekanizmaları” ana başlığı altında gerçekleşecek ve “Demokratik geleceğin inşası ve ortak mücadele için örgütlenme biçimine dönük tartışma ve kararlaşma” adıyla sunum ve tartışmalar yapılacak.
Konferans, sunum ve tartışmalarda ortaya çıkan sonuçların somut karar ve planlamaya kavuşturulması ardından, sonuç bildirgesinin onaylanmasıyla sona erecek.


Gezi Parkı direnişine selam
Sunumları yapacak kurumsal-örgütsel yapılar ve kişilerin de belirlendiği toplantıda ayrıca ikinci haftasında devam eden ve giderek yayılan Gezi Parkı direnişi de selamlanarak, konferans bileşenleri olarak direnişe sahiplenme amaçlı Avrupa’da da eylem ve etkinliklerin yaygınlaştırılması ve aktif-kitlesel katılım için ortak mücadelenin yükseltilmesi mesajı verildi.

Çağrıcılar

Konferansın çağrıcıları: Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu YEK-KOM, Almanya Türkiye İnsan Hakları Derneği TÜDAY, Almanya ve Orta Avrupa Asuri-Süryani Federasyonu, Avrupa Barış Meclisi, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon ), Avrupa Karakoçanlar Derneği, Avrupa Karerliler Derneği, Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu KON-KURD, Avrupa Demokratik Kürt Kadın Hareketi, Avrupa Sürgünler Platformu, Çerkezler Derneği, Demokratik Aleviler Federasyonu (FEDA), Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DIDF), Dersim Ermenileri, Devrimci Proletarya (Yaşanacak Dünya), Ezidi Akademisyenler Topluluğu, Ezidi Dernekleri Federasyonu FKÊ, İsveç Barış Meclisi, Kürdistan Gazeteciler Birliği, Kürdistan İslam Partisi PİK, Kürdistan İslam Toplumu Federasyonu CİK, Kürdistan Komünist Partisi KKP, Kürt Enstitüsü (Hagen), Kürt ve Türk Kadınları Barış İnsiyatifi –Stockholm, Laz Dilini ve Kültürünü Koruma Derneği (LAGEBURA), Öcalan’a Özgürlük İnsiyatifi, Özgürlük ve Dayanışma Avrupa ÖDA, Pontuslu Yunanlıların Avrupa Federasyonu, Sosyalist Kadınlar Birliği SKB ve Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi ile Av. Mahmut Şakar (MAF-DAD), Derweş Ferho (Brüksel Kürt Enstitüsü), Doğan Özgüden (Gazeteci), Günay Aslan (Gazeteci-Yazar), İ. Metin Ayçiçek (Gazeteci-Yazar), İnci Tuğsavul (Gazeteci), Murat Çakır ( Gazeteci- yazar), Mustafa Ayrancı (Hollanda Türkiye İşçileri Birliği), Remzi Kartal ( Kongra-Gel Başkanı), Teslim Töre (Siyasetçi), Zeynel Özen (Siyasetçi) ve Zübeyir Aydar (KCK Yürütme Konseyi Üyesi) bulunuyor.

BRÜKSEL




Güçlenerek müzakare

Amed’de hafta sonu gerçekleşecek "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı'nın çağrıcıları, "Kürtler özellikle bu süreçte birleşerek, tek vücut, tek ses olarak devletle müzakere etmelidir" dedi.
Kürt sorunun çözümüne ilişkin belirlenen 4 büyük konferansın ikincisi 15-16 Haziran tarihlerinde Amed’de gerçekleşecek. Konferansın çağrıcıları arasında bulunan Öze Dönüş Platformu, Azadi İnisiyatifi ve Nûbihar Eğitim ve Kültür Derneği, dört parça Kürdistan’ın ve Kürtlerin özgürlüğü için her kesimden Kürtlerin bir araya gelerek taleplerinde ortaklaşmaları gerektiğini ifade etti. Öze Dönüş Platformu Yönetim Kurulu Üyesi ve konferansın hazırlık komisyonu üyesi Fikri Bozkurt, “Kürtler arasında ortak bir görüşün ortaya çıkması ve birlik beraberliğin sağlanmasıyla beraber Kürtlerin ulus olmaktan kaynaklı haklarının deklare edilmesi açısından bu konferansın önemi büyüktür” dedi. "Her kesimden Kürtlerin bir araya gelerek ortak bir çerçeve ekseninde buluşması ve taleplerini net bir şekilde deklare etmesi gerekiyor” diyen Bozkurt, taleplerini şöyle sıraladı: “Kürtlerin ulus olmaktan kaynaklı hakları anayasal güvence altına alınmalıdır. Kürdistan bir statüye kavuşturulmalıdır. Anadilde eğitim ve anadil önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Kürdistan’daki tüm İslami faaliyetlerin Kürtçe olmasını, kurumların da Diyanetin denetiminden çıkarılarak Kürtlerin denetimine alınmasını istiyoruz.”

Kürtler arasında mutabakat

Kürdistan’da şimdiye kadar tüm Kürtleri bir araya toplayacak bir organisazyon olmadığını kaydeden Bozkurt, “Konferansımızın önemli gündem maddeleri arasında Kürtlerin birlik ve beraberliği yer alıyor. Yani biliyoruz ki bugüne kadar Kürtler kendi aralarındaki ideolojik farklardan, parçalanmışlıktan dolayı büyük acılar çektiler. 4 parça Kürdistan’da Kürtler arası birlik olmamasından dolayı dünya devletleri de ciddiye almadı Kürtleri. Ancak Kürtler artık birliğini sağlıyor. Kürtler özellikle bu süreçte birleşerek tek vücut tek ses olarak devlet karşısında müzakere etmelidir” diye konuştu.
Konferansın Kürtler arasında mutabakat sağlayacağı yönündeki beklentisini dile getiren Bozkurt, Öcalan’ın Amed Newroz’undaki çağrısıyla başlayan sürece sadece Kürtlerin değil tüm halkların dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Bozkurt, “Kürt sorunu sadece Kürtlerin sorunu değil, Kürdistan’daki tüm halkların, etnik azınlıkların, dini azınlıkların hatta cemaatlerin de sorunudur. Bu sürece tüm azınlıkların katılması gerekiyor. Biz konferansın Kürdistan’ın ve halkların özgürlüğü açısından hayırlara vesile olmasını umuyoruz” dedi.

İleri aşama Güney konferansı

Konferansın çağrıcılarından Azadi İnisiyatifi Koordinatörü Adem Geveri de konferansın önemine vurgu yaparak, “Kürtlerin demokratik bir çerçeve içerisinde somut olarak bir statüye kavuşturulması, 30 yılı aşkın süredir büyük bedeller ödeyen Kürt halkının birliği için önemlidir” dedi. Kemal Burkay’ın lideri olduğu HAK-PAR ile Hizbullah’ın partisi HÜDA-PAR’ın konferansa davet edilmelerine rağmen katılmamalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Geveri, “İslami hassasiyeti olan yapılar da bu konferansta yer alıyor. Ulusal mücadelenin en başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için bir birliğin sağlanması çok önemli olsa da maalesef bu çok da mümkün olmamıştır. Yeni başlayan bu sürecin sahiplenilmesi anlamında örgütler, yapılar arasında önyargılar var. Ve bu önyargılar konferansa katılımı da etkiliyor. Aslında doğrudan konferansa karşı olmak değil. Kendi bakış açılarından kaynaklı katılmak istemediler” dedi.
Konferansın demokratik siyasete paralel bir konferans olduğunu söyleyen Geveri, “Bu konferans aşamalardan biridir, bunun daha büyük aşaması Güney Kürdistan’da gerçekleştirilecek olan konferanstır. Ve Kuzey Kürdistan’daki bu konferans ülkenin geleceği için de bir zemin olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

'Konferans doğru anlaşılmalı'

Nûbihar Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Rauf Çiçek ise Kuzey Kürdistan konferansın  Ortadoğu halkları açısından önemine değinerek, “Birinci dünya savaşından sonra şekillenen Ortadoğu’da Kürtler birlik olmadığı için haklarını elde edemediler. 21. yüzyılda Ortadoğu’da yeni bir şekillenme yaşanıyor. Bu yüzyılda Kürtler, 'evet biz de varız, haklarımızı istiyoruz' düşüncesiyle hareket etmeye başladı. Kürtler konferansta, Kürdistan’da yaşayan diğer halklarla beraber kendi taleplerini dile getirerek çözümü tartışacaktır” diye konuştu.
Kürdistan’ın ve Kürtlerin bugünkü durumunun 21. yüzyılın Kürtlerin yüzyılı olacağına işaret ettiğini ifade eden Çiçek, 15-16 Haziran tarihlerinde Amed’de gerçekleşecek olan konferansın doğru anlaşılması gerektiğinin de altını çizerek sözlerini şöyle tamamladı: “Konferansın diğer halklara karşı Kürtlerin bir birlik oluşturulması olarak algılanmaması gerekir. Tam tersine Ortadoğu’daki tüm halkların eşit bir yaşam kurmasının yolu Kürtlerin birlikteliğinden geçiyor. Bu anlamda da konferansın doğru anlaşılması önemlidir.”