2. Ulusal Kürt Kadın Konferansı’n son gününde örgütlenme modelleri tartışıldı. Yürütülen tartışmalarda, konferansın ötesinde kalıcı örgütlenme mekanizmalarının oluşturulması istendi.
Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde gerçekleştirilen 2. Ulusal Kürt Kadın Konferansı dün sona erdi. Konferansın son gününde tartışmalar, ortak örgütlenme modellerine odaklandı. Irak Parlamentosu Üyesi Nermin Osman, PDK Parti Meclisi Üyesi Şirin Ahmedi ve BDP Amed Milletvekili Leyla Zana’nın yaptığı sunum ardından delegeler konuyla ilgili görüşlerini paylaştı.
Leyla Zana, Kürt kadınları olarak örgütlenme ve kurumlaşmaları ile geleceğe iyi bir miras bırakmak istediklerini belirterek, “bunu mücadelemiz, emeğimiz, irademiz ve birliğimizle yaratabiliriz. Bir kadın merkezi buna hizmet edebilir” dedi.

Tartışmalar süreklileştirilsin önerisi
KJB Koordinasyonu Üyesi Zaxo Zagros ise, konferansın bir kadın meclisini hedeflemesi gerektiğini belirtti. Bunun için bir komite kurulmasını öneren Zagros, şunları söyledi: “Bu, kadın parlamentosu biçiminde örgütlenebilir. Gelecek konferansta komite çalışmaları ardından bu değerlendirilebilir. Farklı konularda çalıştaylar düzenlenebilir. Kürdistan’ın dört parçasında ekonomik, siyasi ve toplumsal konularda bu çalıştaylar değerlendirilebilir. Özgürlüğün ufku yok ve daha geniş düşünmemiz gerekiyor.”
PÇDK Eşbaşkanı Necibe Ömer de meclisin geniş tutulmasını ve bu meclise bağlı komitelerin oluşturulmasını önerirken, Tanya Gilî adlı delege, oluşturulacak kadın meclisinde her parçadan temsilin olmasını istedi. Gilî, cezaevinde bulunan kadın siyasetciler ve idam tehdidi altında olan Kürt kadınları için de konferansın karara ulaşmasını önerdi. Nisêbîn Belediye Başkanı Ayşe Gökkan ise konferansın ardından da gruplar ve komisyonlar olarak farklı zamanlarda biraraya gelinmesinin önemine dikkat çekti.

‘Kadın meclisi oluşturulmalı’

Konuyla ilgili tartışmaya katılan Dr. Rabia Abbas da Siyasi İslam konusunda kadınların bilinçlendirilmesini istedi. Kürdistan’dan koparılmak istenen Kirkûk, Xaneqîn ve Şengal’e kadınlar olarak sahip çıkılmasını istedi. KJB delegesi Bese Şîmal de kurulacak bir kadın merkezinin şiddete uğrayan, zulüm altında olan kadınları birinci derecede gözetmesi gerektiğine işaret etti ve şöyle konuştu:
“Bu kadınların yaşayacağı ve kendini eğiteceği alanlar oluşturulmalı. Öncelikli olarak bunu esas almalıyız. Kürt kadınlarına göre bu gerçekliği göz önünde bulundurarak daha gerçekçi davranmalı ve Kürt kadınına toplumsal ve  eğitimsel sistemi de esas almalıyız. Elit bir proje gerçekliğimize cevap veremez. Kadın şehri oluşturulmalı ama bunun stratejisi ve katacakları üzerinde daha derinlikli  düşünmeliyiz. Merkezden önce kadın meclisinin oluşturulması önemli. Tercihimiz meclis örgütlendirilmesinden yana olmalı.”
Haberimizin yayına hazırlandığı sırada ortak kararlara dönük tartışmalar devam ediyordu. Akşam saatlerinde ise sonuç bildirgesinin açıklanması bekleniyordu.

KJB’den 8 maddelik öneriler
2. Ulusal Kürt Kadın Konferansı’na kendi delegeleri ile katılan en büyük Kürt kadın örgütlenmesi olan Koma Jinên Bilind (KJB), önerilerini 8 madde halinde konferans bileşimine sundu. KJB Koordinasyonu Üyesi Zaxo Zagros tarafından sunulan öneriler şöyle:
* Başta kadın örgütleri olmak üzere Kürdistan’ın her parçasında ortak mücadele perspektifiyle hareket edilmeli, diyalog ve işbirliği geliştirilmeli. Ortak organizasyon ve insiyatifler oluşturularak güçlü somut sonuçlar alınmalı.
* Tüm parçalarda genel örgütlenmenin yanısıra özgün kadın örgütlenmesi geliştirilmeli.
* Kadın özgürlük mücadelesinde Arap, Fars, Türkmen, Ermeni, Asuri kadınlarla ortak çalışma ve diyalog geliştirilmesi esas alınmalı. Kadın dayanışması ve birliği partilerin siyasi, dini ve bireysel çıkarlarına kurban edilmemeli.
* Yoksulluğa karşı kadın kooperatifleri geliştirilmeli.
* Tecavüz kültürü ve erkek egemenlikli sisteme karşı kadın merkezleri oluşturulmalı.
* Kadınların ortak talepleri için mücadele etmek toplumsal gelişim için olmazsa olmaz görülmeli.
* Kadın intiharları, cinayetleri, kadın sünneti vb. konularda ortak araştırma komisyonları oluşturulmalı.
* Her türlü şiddete karşı öz savunma örgütleri oluşturulmalı. 


DENGÎR GÜNEŞ/HEWLÊR





‘Parçalılığı düşüncede de aşmalıyız’

Hewlêr’de yapılan 2. Ulusal Kürt Kadın Konferansı’nda hem Kürt sorunu hem de kadın sorunu konusunda önemli tartışmalar yürütüldü, çözüm önerileri sunuldu. Biz de konferans delegelerine konferanstan beklentilerini ve tartışma düzeyine ilişkin görüşlerini sorduk.

Bese Şîmal (KJB Koordinasyonu): KJB olarak resmi düzeyde bu konferansta yer alışımız hem bizim hem de genel ulusal kadın hareketi açısından önemli. Kürt kadını ilk defa kendisine gerekçe üretmeden parçalı ve ötekileştiren anlayışı aşarak bir araya geliyor.  Tartışmalarda fikirler ve paradigmalar çok ciddi çatışıyor. Bir bakıma bu çok doğaldır. Devlet iktidar paradigması kadın hareketleri içerisinde de çok fazla yer bulmuş, bu konuda iktidarcı yaklaşım ve erkek bakış açısı ön plana çıkıyor. Biz iktidar ve devletten uzak, demokratik toplumu esas alan bir paradigmaya sahip bir hareketiz. Tartışmalarda devlet iktidar tartışması çok gündeme girdi. Demokratik sistem ve ekolojik cinsiyet özgürlükçü sistem çok ciddi bir şekilde tartışıldı. Bazı noktalarda şiddetli tartışmalar olsa da, anlamaya ve tanımaya çalışan bir duruş da var. Amacımız, bir çatı altında bir araya gelerek ortak bir örgütlenme modeli ortaya çıkarmak, demokratik kadın örgütlenmesini esas alan bir modeli geliştirmektir.
Bu konferansta Önderliğimizin tecrit durumunu da tartıştık. Buna karşı refleksler gelişti. Devletin Kürtler üzerinde, özgürlük hareketi üzerinde uyguladığı inkar imha siyasetinin etkisinde kalan yaklaşımlar var. Fakat tecridin kaldırılmasına ve Önderliğimizin özgürleştirilmesine, Kürt sorununun çözümünde temel bir güç olmasına dönük tartışmalar yürütüldü.

Cemile Eminoğlu(Bismil Belediye Başkanı): Bu konferanstan beklentimiz hem Kürt hem de kadın olmaktan kaynaklı sorunlarımızı ortaklaştırmak, ortak çözümler bulmak, bunun ilkelerini ortaya koymaktır. Kürtlerin özgür bir statüye kavuşmasının yolu, ulusal birlikten geçer. Bu konferansın ulusal birliğin önünü açacağına inanıyoruz. Bu anlamda dört parçadaki kadınların güç ve görüş birliği de büyük önem arz ediyor. Artık Kürdistan’daki suni sınırları aşarak kendi emeği, iradesi, yöntemleri ile demokratik öze sahip bir çözümün bulunması gerekiyor.Yaşadığımız sorunları ortaklaştırmak, kadın aklı, kadın iradesi ve kadından aldığımız güçle yaşadığımız sistemleri değiştirmek de hedefimiz.

Nermin Osman (Milletvekili): Tartıştığımız sorunlar ne olursa olsun Kürt çıkarları ve birliğini esas alınmalı. Kürtlerin geleceği konusunda ortaya konulan çözüm yöntemlerinin bilimsel ve gerçekçi olması önemli. Bunlar somut ve gerçekçi olmazsa bunun mücadelesini vermek ve bu noktada ortaklaşarak kadın iradesini ortaya koymak da mümkün değil. Düşünce sınırları parçaları aşmazsa, herkes bulunduğu yeri esas alarak, ulusallıktan ziyade yerel düşünürse sorunlar karşısında gücü birleştirmek ve ortak bir çözüm gücü ortaya koymak da zor olur. Her parçanın özgünlükleri olabilir ama bu, ortaklaşmak ve kadın birliğini geliştirmek için engel değil. Somut koşullar göz önünde bulunarak ulusal birliği ve kadın birliğini ve örgütlenmesini geliştirecek yöntemleri bulabiliriz.  Bu konferans bunun zeminini oluşturmak için bir fırsat, bu değerlendirilirse tüm Kürt halkı, geleceği ve çıkarları için de tarihi adımlar atabileceğimize inanıyorum.

Dr. Rabia Abbas (Xaneqîn Özgür Yurttaş Meclisi): Güney Kürdistan’da yarım yaşadığımız bir özgürlük var. Bunun tüm toplum ve özellikle kadınlar üzerinde etkileri var. Kürt kadınları olarak yaşadığımız coğrafya neresi olursa olsun ortak sorunlarımız var. Amed’deki konferansta temel hedeflerimizden biri, kadın birliğinin her geçen gün güçlendirilmesiydi.  Bunu yeterince gerçekleştirdiğimiz söylenemez.
Kürt karşıtlarının en büyük hedefi Kürt birliğini engellemek. Kürt kadını rolünü oynarsa bu politikaları etkisiz kılarak Kürt birliğini geliştirebilir. Öcalan’ın Kürt birliği ve kadın birliğinin geliştirilmesi, kadın özgürlüğü için sergilediği çabaları var. Bu nedenle siyasi düşüncemiz ne olursa olsun tüm Kürt kadınları olarak bu değerleri sahiplenmemiz gerekiyor. Ne olursa olsun her Kürde ve kadına yönelik haksız uygulamalara karşı tavır almamız gerektiğini düşünüyorum. O nedenle tecride karşı da tavır almalıyız. Bu sadece Kuzey Kürdistan’daki Kürtleri değil, tüm Kürtleri ve kadını da ilgilendiriyor. Egemen devletler salt coğrafyamızı değil, düşüncelerimizi de parçalayarak ulusal birliği engellemek istiyorlar. Bunun bilincinde olmalı, Kürtler içindeki siyasal parçalanmayı da gidermeliyiz. Kadın buna öncülük etmeli ve ulusal birliği geliştirmeli. Tüm yetersizliklere rağmen konferansta bu parçalanmanın önüne geçebiliriz.

Necibe Güneş Perinçek (İHD Amed Şubesi): Tüm Kürdistan’dan kadınların bir araya geldiği bu konferansı önemsiyoruz.  Kadın cinayetleri, toplu ölümler, faili meçhul cinayetler, toplu mezarlar ve kadına yönelik şiddet konuları daha güçlü dile getirilmeliydi. Bu insanlığa karşı da işlenen suçlar ve tüm Kürtleri, kadınları da ilgilendiren bir durum. Bunun yetersiz kaldığını düşünüyorum. Yaşananlar nedeniyle çok acı çeken anneler var, bunların duygularını konferansta dile getirebilmeliyiz. Kadının acılarını da paylaşması gerekiyor. Bu da kadın birliğinin oluşturulması için önemli bir adım. Bu parçadaki kadınlar bizi davet ettiler, konferans Güney’de gerçekleştirilmiş olabilir ama dile getirdiğimiz sorunlar tüm Kürdistan’ı kapsamalı. Tüm kesimleri kucaklamalı ve kadın olarak toplumun ve tüm kadınların sorunlarını sorunumuz olarak bilmeli ve sahip çıkmalıyız. Konferans bileşenleri olarak bunu hissetmemiz ve bu noktada sorumlu davranmamız gerekiyor.