"Kirli Savaş Dönemi" olarak adlandırılan "'93 Süreci", 28 Şubat 1997'de sona erdi. '92'den itibaren kontrgerillanın kurumsal altyapısında yapılan değişiklikler "Kirli Savaş"ın gelişini haber veriyordu. 1992'de Özel Harp Dairesi kapatıldı ve yerine Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) kuruldu. Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı "Özel Harekat Grup Amirlikleri"ni koordine eden Özel Harekat Şube Müdürlüğü, 1993'de, eski Özel Harp Dairesi kadrolarının "eğitimi ve yönetiminde" Özel Harekat Daire Başkanlığı'na (ÖHDB) dönüştürüldü. ÖKK ve ÖHDB yeni paramiliter yapılarını kurdu. '93 kontrgerillasının paramiliter örgütlenmesi, Hizbullah'ı, Çatlı'nın faşist şebekesini, asker ve polis kökenli maceracı faşist katilleri, korucu ağalarını, mafya şeflerini, ajanlaştırılan PKK itirafçılarını içine alıyordu. 

"Kirli Savaş" politikası odağında Kürt sorunu bulunmakla beraber, Kürt sorunuyla sınırlı bir politika değildi. Birbiriyle bütünleşen bir kaç amacı vardı. Kürt gerillasıyla Kürt halkı arasındaki bağı koparmak; Türkiye sosyalist hareketinin silahlı devrimci kanadını yok etmek; Alevileri terörize etmek bu amaçların belli başlılarıydı. Bunun için Kürt köyleri yakıldı boşaltıldı; Kürt işadamları öldürüldü; silahlı devrimci örgütlerin kadroları yargısız infazlarla, kaçırıp kaybetme operasyonlarıyla katledildi; Sivas Katliamı, Gazi Katliamı tezgah edildi.

ÖKK-ÖHDB’yi Kirli Savaş içinde koordine eden "kurmay" heyeti (Mehmet Ağar, Veli Küçük, İbrahim Şahin, Korkut Eken) bir süre sonra "ekipleşti" ve "Kirli Savaş" politikasının "çekirdek kadrosu"na dönüştü. Bu "çekirdek kadro"nun yönetiminde yürütülen kontrgerilla operasyonları, SSCB'nin dağılma sürecinde, Kafkaslar ve Yugoslavya'daki emperyalist müdahale süreçlerinden "güç sağlamaya" dönük adımları içerecek biçimde genişledi. 

1996'ya gelindiğinde "Kirli Savaş" siyaseti, oligarşi içinde de ABD-AB-İsrail/Türkiye ilişkileri için de "ilerletici" olmaktan çıktı. Kontrgerilla'nın çekirdek kadrosu ile bir NATO kurumu olan TSK arasındaki uyumsuzluk belirtileri hissedilir düzeylere çıktı. Devlet iktidarı içerisinde denetim altına alınması gereken bir "iki başlılık" ortaya çıkmıştı.

28 Şubat'tan günümüze kadar uzanan siyasi krizler dizisi, kontrgerillanın Kirli Savaş'la başlayan krizinin süreğenleşmesi olarak da okumak mümkün. 

'96-'99 28 Şubat dönemi, kontrgerilladaki iki başlılığın "askerlerin iktidarı" ile bastırılması; 2001-2007 dönemi kontrgerilladaki iki başlılığın bu kez "Ergenekon" / "Fethullah" ekseninde yeniden başgöstermesi ve krize dönüşmesi; 2007-2012 dönemi kontrgerilla içindeki krizin neoliberal İslamcı bloğun (AKP-Fethullah) üstünlüğüyle gemlenmesi; 2012-2013 kontrgerillanın İslamcı kanadının parçalanması ve 2014-2015 Erdoğan-TSK koalisyonunun kurulması ile seyreden 20 yıllık bir "sürekli kriz" tablosudur bu.

"Türk-İslam Sentezi"ne dayanan Kürt düşmanı, demokrasi düşmanı, emek düşmanı bir savaş hükümeti olarak şekillenen bugünkü Erdoğan-TSK koalisyonu, Türkiye kontrgerillasının bu 20 yıllık krizinin son evresine damgasını vurmaktadır. Düzenin en köklü iki gerici odağı, ırkçı devletçiler ve yobaz dinciler yakın tarihimizde nadir gördüğümüz bir biçimde kaderlerini birbirlerine bağlamış bulunuyorlar. Evet bu çok karanlık bir ittifak ama aynı zamanda yıkıldığında kendisiyle beraber kurulu düzeni de yıkıma sürükleyecek bir kara delik.