‘Yeni bir dönem başlar, ateşkes gündeme girer’ beklentisinde olunmamasını isteyen PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Kürdistan üzerindeki sömürgeciliğin, tarihinin en zayıf dönemini yaşadığına dikkat çekerek, “Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin düzeyinin gereği, özgür bir Kürdistan’ın inşa edilmesini gerekli kılmaktadır. Yürüyüşümüz, bunun yürüyüşüdür” dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Dengê Kurdistan Radyosu’nun sorularını yanıtladı. Dün öğle saatlerinde radyoda, yazılı dökümü de ANF’de yayınlanan uzun söyleşinin bazı bölümlerini özetleyerek paylaşıyoruz.


Kürt düşmanıdırlar

Türkiye Cumhuriyeti’nin inkarcı zihniyetinin bugün AKP devleti sürecinde de devam ettiğini belirten Karayılan, Erdoğan ve AKP’nin zihniyetinde hiçbir çözümün olmadığının anlaşıldığını söyledi. “Kürt düşmanıdırlar. Kürtlüğü ortadan kaldırmak için bütün yöntemleri kullandılar” diyen Karayılan, herkesi Türkleştirmek için sürekli ‘tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan’ dediklerini hatırlattı. Şimdi bu gerçekliğin daha iyi ortaya çıktığını; bunun da 1 Haziran 2004 Atılımı’nın ne kadar da yerinde ve gerekli bir adım olduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Karayılan, şöyle devam etti:


Bağımsız Kürdistan’ı hedeflemek kalıyor

Madem bugün Erdoğan öncülüğündeki AKP devleti çözümü reddediyor ve zorla Kürt halkının bütün değerlerini ortadan kaldırmak istiyor; o zaman önümüzde Devrimci Halk Savaşı’yla kendi çözümümüzü geliştirerek bağımsız Kürdistan’ı hedeflemek kalıyor. Biz esas olarak halkların eşit-özgür bir biçimde bir arada yaşadığı, kadın özgürlüğüne dayalı demokratik-ekolojik bir çözüm biçimi olan Demokratik Konfedaralizmi hedefliyoruz. Ancak Erdoğan’ın öncülüğündeki Türk sömürgeciliği Kürt halkının Rojava’daki kazanımlarına saldırdıktan ve 24 Temmuz’da bütün Kürt halkını hedefleyerek ‘Çöktürme Planı’nı hayata geçirmek istemesinden sonra aramızdaki köprülerin pek anlamı kalmadı. Bunun için biz artık bağımsız bir biçimde kendi sistemimizi inşa etmek durumundayız. Ülkemizi bağımsız olarak demokratik konfederal bir perspektifle inşa edebiliriz. Biz bir ulus-devlet kurmayacağız ama konfederalizmi bağımsız bir biçimde inşa edebiliriz.


Devrimci Halk Savaşı dönemsel değil

Kürdistan Özgürlük Mücadelesi olarak özü itibarıyla bir savunma savaşı olan Devrimci Halk Savaşı’nı çok daha ciddi bir şekilde ele almalıyız. Dönemsel yaklaşmamalı; ‘yeni bir dönem daha başlar, ateşkes gündeme girer’ beklentisinde olmamalıyız. Çözümü, kendi öz gücümüze dayanarak bağımsız bir biçimde geliştirebiliriz. Ortadoğu’nun ve ülkemizin koşulları buna elveriyor. Kürdistan üzerindeki sömürgecilik, tarihinin en zayıf dönemini yaşıyor. Kimi yanlışlar yaşanabilir; eksikliklere girilebilir, olumlu-olumsuz durumlar yaşanabilir ama genel olarak Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, tüm kazanımlarıyla artık belirli bir düzeye ulaşmıştır. Bu düzeyin gereği özgür bir Kürdistan’ın inşa edilmesini gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz yürüyüş, bunun yürüyüşüdür.


10 aylık direniş planlarını çökertti

1 Haziran Atılımı’nın 13’üncü yılında sömürgeciliğin saldırılarına karşı Kürdistan’da savaş ve direniş büyüyerek yürüyor. Savaş artık sadece Kürdistan dağlarında değil, şehir ve ovalarında da yaşanıyor. Bu 10 aylık direniş, düşmanın planlarını alt-üst etti; deyim yerindeyse onların ‘Çöktürme Planı’nı çökertti. Erdoğan önderliğindeki AKP devleti bu savaş sürecinde yenilgiyi tattı. Bunun için AKP’de kriz ortaya çıktı ve Davutoğlu’nu görevden aldılar. Çünkü müdahale edilmezse tamamen düşeceklerini gördüler. Erdoğan kendisi düşmemek için o müdahaleyi yaptı. 

Onlar, gerillaya ciddi darbeler vurarak 2016 baharında büyük hamleler yapmasının önüne geçmek istediler ancak bunu başaramadılar. Çünkü Sur, Cizre, Hezex, Gever, Şırnak ve Nusaybin’de yürütülen direniş bir kalkan oluşturdu. Bu şehirlerde gösterilen direniş, düşmanın bütün planlarının önüne geçti; onu durdurdu ve tıkattı.


Şehir savaşları değişim sürecinde

Şehir savaşları bir bütün olarak bugün bir değişim sürecine girmiştir. Kendini yenilemek, çok daha zengin yöntemleri geliştirmek ve böylece kendisini büyütmek bir hedeftir. Bu yeni dönemde Kürdistan’ın her yerinde halkımızın direnişi gerçekleşecektir. Sonuç almanın koşulları, şimdi her zamankinden daha fazla bulunmaktadır. 

Nusaybin-Şırnak direnişlerinin sonucu ne olursa olsun; devlet orada yenilmiştir. Bu yöntemle ve bu performansla 80 güne yakın bir zamandır sürdürülen direniş, başlı başına devletin baş aşağı gidişini ifade etmektedir. Ancak bu devlet, buna rağmen hiç utanmadan, arlanmadan, ‘biz kazandık’ diyor. Şehirleri yerle bir etmiş, barbar yöntemlerle, kimyasal silahlarla, fosfor bombalarıyla, savaş uçaklarıyla, yani çağın en ileri silahlarıyla, elinde sadece kleş, BKC ve RPG-7 olan öz savunma direnişçilerine karşı savaşıyor; sonuca ulaşamıyor ama kalkıyor ‘başarılıyız’ diyor. Bunu derken hiç de utanmıyor. Dünyanın neresinde, bir devletin kendi sınırları içerisinde, bir halka karşı yürüttüğü savaşta savaş uçakları ve fosfor bombaları kullandığı görülmüş! Bakın; bunlar önce fosfor bombaları kullanarak binaları yakıyor; ardından ise iş makinalarının bir dokunuşuyla binaları toz edip yere döküyorlar. Yani betonu yakan ve dağılmasına neden olan kimyevi maddeler kullanıyorlar. Bir de üzerine, ‘siz yıktınız’ diyorlar. Bu kadar alçaklık ve yalancılık olmaz. Orada direnenlerin tankı mı var, topu mu var? O evleri kim yıktı? Gever halkı dünden itibaren şehrine dönüyor; hendeğin olmadığı, savaşın yaşanmadığı yerlerde de binaların yıkıldığını görüyor.


Bu halkın devleti değil işgalci ve düşmandır

Bu, düşmanlıktır. AKP devleti bu uygulamalarıyla bir kez daha Kürdistan’da sadece işgalci olduğunu göstermiştir. Onlar bu halkın devleti değil, düşmanıdır. Onlar vurarak, göz korkutarak, öldürerek Kürt halkını teslim almak ve köle yapmak istiyorlar. Kürt halkı için AKP devletinin bir anlamı kalmamıştır. Onlar artık halkımızın gözünde sadece vahşi, işgalci, sömürücü ve faşisttir. Halkımız kendini onlardan koruyacak ve bu uygulamaları onların yanında kar kalmayacak. Hesabı sorulacak. Bu tarihi bir hesaplaşmadır. Bunların bu şehirlerin hepsini yıkması ve bir de gidip o şehirlerin harabelerinin üzerine nutuk atmaları ikiyüzlülük ve alçaklıktır.

Bre alçak! Sen kimsin ki insanlıkla böyle oynuyorsun? Bu, senin yanında kar mı kalacak sanıyorsun? Tabii ki bu onların yanına kar kalmayacak. Bunu herkes bilmeli. 

Halkımız, yalnızca Demokratik Özerklik istemiştir. Halkımız sırf bunu istedi diye bu şehirleri yerle bir ettiler. O zaman bu devletten bir şey istemeye gerek yoktur; yapmamız gereken inşa sürecini bağımsız bir biçimde kendimizin gerçekleştirmesidir. Ne gerekiyorsa kendimiz temin etmeliyiz.


Tarihin akışını durduramayacaklar

Onlar olması gereken sonuçtan kurtulamayacak, tarihin akışını durduramayacak ve ödemeleri gereken hesabı ödeyecekler. Bundan kaçamayacaklar. Bugün Türk devleti Kürdistan’da yalnızca kalekollarda ve tank ile panzerlerin zırhlarının içinde vardır. Başka da dışarıda pek bir yerde yoktur. Yani Türk devleti zırhların ve kalelerin içinde temsilini bulmaktadır. Çünkü bu ülkede yabancıdırlar; çünkü bu ülkede vahşet uyguluyorlar; çünkü bu ülkede düşmanlık yapıyorlar ve kan döküyorlar. Bu onların yanına kar kalmayacak. Herkes bunu bilmeli. 


 HABER MERKEZİ