- BAE, Umman, Suudi Arabistan ve Katar, İHA saldırılarına karşı lazer silahları satın almak için yarışa girdi. Çin, ABD ve İsrail arasında yeni bir teknoloji yarışı yaşanıyor.
ABD-İsrail ve İran savaşıyla birlikte Körfez ülkeleri İHA saldırılarına karşı “lazer silahlarına” yöneliyor. İnternetteki açık kaynaklardan bilgi toplayan dikkatli gözlemciler bundan kısa bir süre önce BAE’de Dubai Havalimanı'nda Çin yapımı olduğu düşünülen bir lazer sistemi tespit etti. Araçların üzerine monte edilen lazerlerin, İHA düşürebildiği belirtiliyor.
BAE'de hâlihazırda İsrail yapımı "Iron Beam" (Demir Işın) adlı lazer sistemi bulunuyor. İsrail'in, bu sistemi ödünç verdiği ifade ediliyor. ABD yapımı bir lazer silahı satın almaya çalıştığı bildirilen BAE, aynı zamanda Avrupa ve ABD'li şirketlerle kendi lazer silah sistemlerini ortaklaşa geliştirmek için anlaşmalar yaptı.
BAE dışında Umman'ın da Çin yapımı lazer silahlarının alıcısı olduğu ortaya çıktı. Ayrıca Katar'ın da lazer silahları da içeren Türk hava savunma sistemi "Çelik Kubbe"nin bazı unsurlarını satın almayı değerlendirdiği belirtiliyor. Suudi Arabistan'da ise ordunun Çin yapımı lazer sistemlerini test ettiği biliniyor. Riyad yönetimi Çin'in "Silent Hunter" adlı sistemlerinden sekiz adet satın aldı ve ayrıca ABD yapımı lazer silahlarıyla da ilgileniyor.
Savaş başladı, talep arttı
Savaş, Körfez bölgesinde lazer sistemlerine olan talebi de değiştirdi. Bu sistemler Ukrayna'da, Rus dron saldırılarına karşı kullanılırken, Rusya'nın da benzer teknolojilere sahip olduğu ifade ediliyor. Ancak İran savaşı; ABD ordusu, Körfez'deki müttefikleri ve İsrail'in bu ölçekte insansız hava aracı tehdidiyle karşılaştığı ilk durum oldu. Mart ayında yapılan bir savunma konferansında üst düzey ABD'li yetkililer, önümüzdeki üç yıl içinde lazer silahların geniş çapta kullanıma hazır hâle getirileceğini açıklamıştı.
Peki Lazerler gerçekten işe yarıyor mu? Savunma muhabirliği geçmişine sahip ve lazer teknolojilerine odaklanan "Laser Wars" (Lazer Savaşları) adlı bülteni hazırlayan Jared Keller, Nisan ve Mayıs aylarında lazer silahlarının geliştirilme hızının daha önce görülmemiş seviyeye ulaştığını kaydediyor. DW’ye konuşan Keller lazer silahların "mucize çözüm" olmadığına da dikkati çekiyor.
Ortadoğu ülkeleri için bu silahların, çok katmanlı hava savunma sistemlerinin bir parçası olarak etkin bir kullanımının olabileceğini düşünüyor. Lazerlerin bazı ciddi dezavantajları da bulunuyor. Lazer ışınları düz bir hat üzerinde ilerliyor, yalnızca belirli mesafelerde kullanılabiliyor ve etkili olabilmeleri için hedef üzerinde belli bir süre tutulmaları gerekiyor.
Örneğin İsrail'in "Iron Beam" (Demir Işın) sistemi, aynı anda yalnızca 10 kilometrelik alanı kapsayabiliyor. Hızlı hareket eden İHA'lara karşı bu "hedefte kalma süresi" önemli bir sorun teşkil edebiliyor. Ayrıca lazer ışınları nem, yağmur, sis, kum, toz nedeniyle zayıflayabiliyor ya da yön değiştirebiliyor.
Ortadoğu'nun yüksek sıcaklıkları da sistemlerin hassas bileşenlerine zarar verebiliyor ve daha fazla soğutma ihtiyacı doğuruyor. Suudi Arabistan'ın, Çin yapımı lazer sistemlerini test ederken bu sorunlardan şikâyet ettiği bildiriliyor.
Yaşanan İsrail'in Iron Beam sistemi de İran savaşında henüz tam anlamıyla kullanılmadı. Jared Keller'a göre, İsrail'in 100 kilovatlık Iron Beam sistemini BAE'ye göndermesi "pratik ve taktik bir adımdan çok diplomatik bir manevra olabilir."
Jeopolitik boyut da etkili
Ortadoğu'da lazer silahlarına sahip olmanın açık bir jeopolitik boyutu da bulunuyor. Londra King's College Güvenlik Çalışmaları Okulu'ndan Andreas Krieg'e göre BAE ve Suudi Arabistan'ın farklı kaynaklardan lazer silahı satın alması, Körfez ülkelerinin savunmalarını çeşitlendirme çabasının bir parçası.
Krieg, savaş sona erse bile İran ve İsrail'den kaynaklanan tehditlerin ortadan kalkmayacağını görüşünde. Bu nedenle Körfez ülkelerinin diplomasiyi, güçlü savunma kapasitesiyle desteklemek zorunda olduğunu savunuyor.
Lazer silahlar gerçek mi?
Lazer silahlar savaşla birlikte gerçek çatışmalarda daha yaygın hâle geldi. Kaller, lazer sistemlerinin yaygınlaşmasının birkaç faktöre dayandığını söylüyor. Keller'e göre "Birinci faktör, teknolojinin olgunlaşması."
Lazerler, "Yönlendirilmiş Enerji Silahları (Direct Energy Weapons-DEW)" adlı grubun parçası. Bu grupta hedefleri yok etmek veya kör etmek için kullanılan yüksek enerjili lazerlerin yanı sıra, mikrodalga patlamalarıyla hedeflerin iç sistemlerinde arıza yaratan yüksek güçlü mikrodalga silahları da bulunuyor.
Keller'e göre, ikinci önemli neden ise savaş alanında dron kullanımının hızla yayılması. Dünya genelinde hükümetler, daha düşük maliyetli savunma çözümleri ararken lazer sistemlerinin üreticileri, her atışın maliyetinin yalnızca 3 ila 5 dolar arasında olduğunu savunuyor. FRANKFURT