Tam Paris eski havasına dönüyor denilen anda Rebublique Meydanı'na binler toplanmışken, saat 18:15'de bölgede patlayan bir şeyin sesinin duyulmasıyla polis havaya ateş açıyor. Aslında ortada bir saldırı yok. Polis yaşananlardan hareketle panik yaşıyor. Rebublique Meydanı'da az öncesinde "korkmuyoruz, buradayız, yarın da Bataclan'da şarkılarımızı söyleyeceğiz" diyen binler birbirini ezerek sokaklara dağılıyor... Koşuyorlar, geride ayakkabılar, ezilen çiçekler ve sadece canlı yayın araçları kalıyor. Panik havasını bakanlık ve polis yetkililerinin canlı yayınlarda yaptığı açıklamalar durduruyor. Korku ve endişe Paris'i sarmışken, François Hollande, her fırsatta "savaş" kelimesini kullanmaya devam ediyor.  Artık her şeyin farklılaşacağı tıpkı ABD'nin 11 Eylül'den sonrasında olduğu gibi bir kez daha anlaşılıyor. Charlie Hebdo saldırısı toplumun kafasında karikatür sorunundan kaynaklı özel bir hedef olduğu düşünülmüş, Cuma günü yaşanan saldırıdan sonra artık hedefin herkes olabileceği fikri çoktan yerleşmiş durumda. 


Fransa'da doğanlar işin içinde

Şu an olağanüstü hal var. Çünkü geçmişteki gibi saldırganlar artık dışarıdan değil Fransa'da büyüyenler. 

Birer birer, istihbarat ve polis güçlerince gözaltılar yaşandığı haberleri birbirini izliyor. Politikacıların dilinde özellikle Paris'i çevreleyen bölgelerde yaşayan göçmenler hedefte. Milliyetçi Cephe lideri Marine Le Pen, "Fransa'nın camileşmesinin sonuçlarını yaşıyoruz" cümlesi... Fransa'daki göçmenler radikal örgütlerin kaynağı olarak görülmeye, öyleki metrolarda yabancıların içeri girmesiyle gözlerin onlara çevrildiği bir ruh hali topluma yayılmış durumda. 

Devlet "savaş" derken, aşırı sağ suçun kaynağı "yabancılar" diyor. Fransız solu ise hükümetin Suriye politikasının sonuçlarının yaşandığını belirtiyor. Hatta televizyon ekranlarında Sol Parti ve Komünist Parti yöneticileri açıktan hükümeti, Charlie Hebdo'dan sonra yaşananlardan ders çıkarmamakla suçluyor. 


İstihbarat sınıfta kaldı 

Hükümetin neler yapacağı merak konusu. Ama güvenlik önlemlerinin bundan sonra artacağı kesin. Kontroller, sınırların kimlik kontrolünün süreklileşeceği, eylem yasaklarının sıklaşacağı yönünde bir eğilim şimdiden seziliyor.  Hükümet Suriye'ye müdahalenin yolunu açmak için her türlü olanağı arıyor. Muhtemel bir Suriye seferi yolda. Bunun havadan mı karadan mı olacağı henüz netleşmiş değil. Diğer taraftan istihbarat konusunda uzman olarak dünyaya bir imaj veren Fransa bir kez hada sınıfta kalmış oldu.  Ciddi bir güvenlik zaafiyeti olduğu açık. Bir ay öncesinden güvenlik tedbirlerinin en üst seviyeye çıkarıldığı, radikal gruplarla bağlantılı olduğu belirtilen kişilerin takip edildiği ve eylem hazırlıklarının olduğu belirtilirken, izlendiği ve fişlendiği belirtilen kişilerin eylemi birebir yapan kişiler olarak çıkması, akla bir dizi soruyu beraberinde getiriyor.

Asıl kilitlenilen nokta ise Suriye'ye nasıl bir müdahalenin yapılacağı. Hükümet, yaşanan saldırıyı kaybedilen güveni yeniden ayağa kaldırmanın aracı haline getirmeye başladı bile. Tüm yaşananların hangi siyasal ve bölgesel sonuçlara yol açacağını önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız. Ama bugünden Fransa toplumunun artık kendini dünkü gibi güvende görmediği, ölümün, saldırının her yerde ve her an olabileceği duygusuyla uzun bir süre yaşayacağı açık.  



SELMA AKKAYA / PARİS