Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rahim Özmen ve Diyarbakır Baro Yönetim Kurulu üyesi Av. Cihan Aydın, devlet tarafından silahlandırılıp resmen görevlendirilmiş 80-85 bin kişilik bir "siviller ordusu"na dönüşen koruculuk sisteminin köye geri dönüşler öncesinde önemli bir engel teşkil ettiğini belirtti. Köye geri dönüşlerin öncesinde halklar arasında bir iç barış çalışması yapılmadığı takdirde Kürtlerin kendi içlerinde bir çatışma olacağını ifade eden Özmen, "Köye geri dönüşler ilk başladığında Lice'nin bir köyünde köylüler askerler eşliğinde köylerine geri döndü. Askerler gittikten sonra korucular tarafından birkaç köylü öldürüldü. Bu yüzden iç barış öncelikle sağlanmalıdır" dedi. Koruculuk lağvedilmeden köye geri dönüşleri sağlamanın zor olduğunu kaydeden Özmen, "Kürtlerin bir kısmı devletin yanında oldukça, Kürtlerin kendi aralarındaki çatışmaları devam eder. Korucular bugün faili meçhuller konusunda kayıp yakınlarına yardımcı olarak çözüm sürecinde bir diyalog içerisinde olmalıdır. Korucular toplumsal bir sorundur. Çünkü korucularda gidip devlete seve seve müracaat etmedi. Birçoğu köyünü terk etmemek için koruculaşmayı kabul etti. Koruculuk Kürtler ile devlet arasında bir sorundur. Devlet bu korucuları en azından şu an için silahsızlandırıp köye geri dönüş sürecini bir şekilde yürütebilir" diye konuştu.


Yasanın ismi dahi sorunlu
Diyarbakır Baro Yönetim Kurulu üyesi Av. Cihan Aydın ise, 5233 sayılı "Terör ve Terörden Doğan Zararların Karşılanması Yasası"nın yetersiz ve ihtiyaçları karşılamadığını belirtti. Çıkarılan yasanın isminin dahi sorun teşkil ettiğine dikkat çeken Aydın, "Kamuoyu gibi bizim de beklediğimiz toplumsal bir barış yasası ya da köye geri dönüşün formüle edilmesi gerekirdi. Yasanın ismi, biçimi, çıkarılma amacı, bir bütün olarak göz önüne alındığında maalesef bu yasa beklentilere cevap vermedi. Devletin evini yaktığı yurttaş, sadece yıkılan evini istiyor. Çünkü verilen tazminatlar bir evin odasını yapacak kapasitede değil. Köy yakma başvuruları olduğu zaman Türkiye AİHM'e başvuru yapan ülkeler arasında birinci sıradaydı, 10 binlerce başvuru vardı" dedi. Yasa ile AİHM'e yapılan başvuruların önünün alınmak istendiğinin altını çizen Aydın, "Asıl amaç geçmişle yüzleşme olmalı. Hakikat komisyonları oluşturularak zorunlu göçün ve yerinden edilmenin çözülmesi gerekiyor. Kendi yurtlarından edilen yurttaşların geri dönüşleri sağlanmazsa bu sorunların hiç birinin çözülmesi mümkün değildir" diye konuştu. Aydın, göçün toplum sorun olarak kabul edilerek yasanın revize edilmesini istedi.