Kötü koşulların düzeltilmesi talebiyle isyan ettikleri için 34 işçinin tutuklandığı 3. Havalimanında koşullar aynı, üstelik yetiştirin baskısı arttı.
3. Havalimanı inşaatında işçileri isyan ettiren çalışma koşulları ve baskılar devam ediyor. Şantiye iş cinayetlerine ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı 14 Eylül’de yapılan ve onlarca işçinin tutuklanmasıyla sonuçlanan eylemden bu yana jandarma ve polis ablukasında. Eylemden sonra servislerin artırılması dışında hiçbir bir şeyin değişmediğini aktaran işçiler, “Tahta kuruları kanımızı emmeye devam ediyor” dedi.
Binlerce inşaat işçisi, iş cinayetlerine, tahta kurularına, kötü yemeklere, yağmur altında servis beklemeye, ücretlerin bir kısmının elden verilmesine sigorta primlerinin eksik yatırılmasına karşı 14 Eylül’de iş bırakarak eylem yapmıştı. Eylemin ardından işçilerin şantiyede kaldığı kampa gece baskını düzenleyen polis, yüzlerce işçiyi gözaltına almış, gözaltına alınanlardan 24’ü tutuklanmıştı. Tutuklananlardan 4’ü İnşaat-İş sendikasının yöneticileri. Havalimanı işçilerine yönelik bu saldırı tepkilere neden oldu, bazı yerlerde dayanışma eylemleri yapıldı, serbest bırakılmaları için imza kampanyaları düzenleniyor. İktidarın bu talebe yanıtı ise tutuklamalar devam etmek oldu. Önce yağmur altına uzun süre servis bekleyen işçilerin alkışlı protestosuna müdahale edilerek 3 işçi tutuklandı. Geçtiğimiz hafta önce 6 işçi daha, ardından Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut tutuklandı.
Her yerde polis var
Evrensel’den Vedat Yalvaç’ın görüştüğü işçiler devam eden tutuklamaların ve baskıların, inşaat işçilerinin birliğine ve örgütlenme çabasına tehdit anlamına geldiğini düşünüyor. Bir işçi, “Adamlar tutuklamalarla mesaj veriyor, sizi sendika falan kurtarmaz diye” derken, başka bir işçi kamp alanındaki baskıları şöyle anlatıyor: “Ne olduğunu biz de bilmiyoruz. Sabah geldiğimizde şok olduk mesela. Herkesi servislerden indirip aradılar, kimlik sordular. Resim istiyorlar herkesten. Bir gerekçe de göstermiyorlar. ‘Ne oldu, ihbar falan mı var?’ diye sorduğumuzda ‘Devam edin’ deyip geçiştiriyorlar. Her yerde, şantiye alanında da kamp alanında da çok yoğun şekilde polis var. Bir tek koğuşlarımızda yoklar. Köpeklerle terminallerin içinde geziyorlar, arama yapıyorlar...”
Eylemler sonrası yağmurlu günler için servis bekleme yerleri yapıldığını, ancak yetersiz kaldığını belirten bir başka işçi, “Yemekler ise yine aynı. Değişen bir düzen yok. Bir tek servisleri çoğalttılar. Onları da muhtemelen açılışa kadar idare edecekler, ondan sonra eski düzen devam edecekler” diyor.
İş kazaları da sürüyor
İşçilerden biri, iş kazaları yaşandığını, ancak jandarma ve polis ablukası nedeniyle akıbetlerinden haberdar olamadıklarını söylüyor: “Son günlerde iş kazalarını biz de duymuyoruz. Kaza olduğu anda polis ve jandarma yığılıyor. Olay yerine kimseyi yaklaştırmıyorlar. Ne oluyor, ne bitiyor, düştü mü, öldü mü, başka bir şey mi oldu bilmiyoruz.”
Koğuşlardaki tahta kurusu çilesi de sürüyor. Bir işçi şöyle anlatıyor: “Küçükken çiçek geçirirsin ya, herkeste yaralar oluşuyor. Ben burada gördüm tahta kurularını, görmez olaydım.Yara yaptım tüm vücudumu kaşımaktan. Psikolojik olarak da kaşınıyorsun. Ben buraya geldim geleli neredeyse beş çanta giysi attım tahta kuruları yüzünden. Attığım bataniye sayısı 10’u geçti tahta kurusu yüzünden. Yatağı da değiştirmek gerekiyor ama öyle bir şansımız yok. İlaçlama için gidip ‘tahta kurusu var’ diyoruz. Sorumlunuz gelsin, diyorlar. Sorumlumuz da taşeron. Kendi taşeronum mesela adam bana malzemeyi sağdan soldan git bul diyor. Malzemesi yok, bu adam bana nasıl yatak getirsin! Bir çok taşeron böyle. Tanıdık olursa belki temiz yatak bulabiliyorsun... Zaten bu şekilde tahta kurusunu bitiremezler. İş elbisesine bulaşıyor, servislere bulaşıyor, koğuştan koğuşa bulaşıyor... Ya komple şantiyeyi yenileyeceksin ya da bir hafta boyunca kimseyi çalıştırmayarak her yeri ilaçlayacaksın. Başka kurtuluş yolu yok.”
Zorla fazla mesai
Hükümetin 3. Havalimanının açılış tarihi için “29 Ekim’e yetiştirilecek” inadı sürerken, “yetiştirme baskısı” ile işçiler fazla çalışmaya zorlanıyor. Bir yandan da açılışın 31 Aralık’a ertelendiği iddiaları dolaştığından söz eden bir işçi, şunları söylüyor: “Bir bölüm açarlar, gösteriş yaparlar ondan sonra devam. Yetiştirmek için sürekli akşam mesaiye bıraktırıyorlar. Bazı grupları sabahlatıyorlar. Mesaiye kalmayan adamı işten çıkarıyorlar...”
İşçiler, Türk-İş’e bağlı Yol-İş Sendikası’nın 3. Havalimanı şantiyesinde çalışan 6 bin üyesi olduğu söylentileriyle ilgili ise şöyle diyor: “Üyeleri olabilir. Yol-İş Sendikasının şapkasını takanları görüyoruz bazen. Ama sanmıyoruz o kadar üyesi olduğunu. 6 bin üyesi olan bir sendikanın burayı titretmesi lazım. Hiç bir etkinlikleri yok.”
İş cinayetleri artar
Havalimanı şantiyesindeki iş cinayetleri sayının 37’ye çıktığını ifade eden İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi Koordinatörü Murat Çakır, yetiştirme baskısının bu sayıyı artıracağına dikkat çekti. Çakır, şunları ifade ediyor: “Kazaların bir kısmı yansısa da basına yansımayan binlerce iş kazası yaşanmıştır. 37 tane ölüm diyorsak birkaç tane ağır yaralanma, binlerce genel yaralanma ve yüzlerce sakatlanma yaşanmıştır. Çünkü içeride 600 tane taşeron firmanın olduğu iddia ediliyor. İkinci olarak 29 Ekim’de göstermelik bir açılış yapılacağı söyleniyor. Zaten taşeron çalışmada işçi sağlığı ve iş güvenliği koşulları daha da azalıyor. Bir de çalışma hızını ve saatleri yükselttildiğinde, iki yılda yapılacak iş 6 ayda yaptırıldığında bu yoğun çalışmayı gerektirir. Böyle bir durumda da bütün kurallar askıya alınır. Böyle bir durumda da rutin olarak ölümlü iş kazalarının yaşanması doğal.”
İSTANBUL
Fabrika önünde protesto
Muş’ta pancar çiftçileri fabrikanın özelleştirilmesinden sonra geçilen randevulu sistemle mağdur oldu. Üreticiler şirket yönetimine tepki gösterdi.
Özelleştirildikten sonra ismi Muş Şeker Üretim Sanayi A.Ş. olan Muş Şeker Fabrikası’na şeker pancarı teslim etmeye gelen çiftçiler, çalışmaların ağır ilerlediğini belirterek eylem yaptı. Fabrika bahçesinde traktör ve kamyonlarla yol kapatan çiftçiler, şirket yönetimine tepki gösterdi. Kendilerine randevu verilmesine rağmen günlerdir beklediklerini belirten çiftçiler, pancar yüklü traktör ve kamyonlarla fabrika bahçesindeki yolları trafiğe kapattı.
Pancar tarlada kalır
Uzun kuyrukların oluştuğu fabrika bahçesine toplanan çiftçiler, şirket yönetimine tepki gösterdi. Çiftçilerden Ceyhan Danış, “Onların istediği şartlarda getirdiğimiz halde, 48 saattir burada bekliyoruz. Yukarıdaki bantlar boş durduğu halde çalışma yapmıyorlar. Eğer bu sistemle devam ederse, çiftçinin pancarı tarlada kalacak. Pancarlarda en ufak bir çamur olduğu zaman teslim almıyorlar. Yarın yağmur yağdığı zaman pancarların tamamı çamurlu olacak ve hiçbirimizin mahsulünü teslim almayacaklar. Eğer özelleşmişse ve randevulu sisteme geçilmişse, bizi zamanında göndersinler. Bu şekilde çalışamıyoruz, biz mağdur oluyoruz. 210 dönüm alanda pancar ekmişim, bana daha randevu verilmemiş. Memleketin hava şartları ortada. 11’inci aydan sonra pancar sökümü yapılmaz. Çiftçinin pancarı tarlada kaldığı zaman ne yapacağız” diye konuştu.
Daha önce böyle bir sorun yaşamadıklarını belirten Ekrem Erikli ise “Ben şu ana kadar böyle bir sistem görmedim. Milleti perişan ettiler. Çavuşlara söylüyoruz, yetkililere söylüyoruz ama bir sonuç alamıyoruz. 4 bine yakın çiftçimiz var bu çiftçilerimiz mağdur durumda. Geçen yıl burada 4 bant çalışırken, bu yıl tek bant çalışıyor. Dünden beri burada bekliyoruz, aç susuz bekliyoruz” dedi.
Hakkımızı almadan gitmeyeceğiz
MELİKE CEYHAN MA/İSTANBUL
Ücretlerini alamadığı gerekçesiyle 17 gündür çalıştıkları inşaat önünde eylem yapan işçiler, “17 gün değil, 17 yıl da olsa hakkımızı almadan gitmeyeceğimiz” dedi.
Bostancı’da Köroğlu Grup İnşaat ve Rising İnşaat Mimarlık ve Restorasyon tarafından yapılan apartman inşaatında çalışan 15 işçi, ücretlerini alamadığı gerekçesiyle inşaatın önünde başlattığı oturma eyleminin 17. gününe girdi. İş durdurarak oturma eylemi başlatan işçiler, haklarını alana kadar eylemlerine devam edeceklerini söyledi.
Senetler karşılıksız çıktı
20 yıldır inşaat işçisi olarak çalışan Raif Yılmaz (38), 11 ay önce Köroğlu Yapı’da işe başladıklarını belirtti. 14 arkadaşıyla birlikte apartmanın temellerini attıklarını anlatan Yılmaz, “Patron senet vererek, zamanı geldiğinde gidip alabileceğimizi söyledi. Senetler karşılıksız çıktı. Bir hafta içinde çözeceklerini söylediler. Ses çıkmadı. Yeniden konuşmayı denedik. Yurt dışında olduğunu söylüyor. Bizi kandırıyor, oyalıyorlar. Bu işi tamamen bitirip kaçacaklar. 17 gündür direnişteyiz. Çalıştık, emeğimiz var. Emeğimizi almadan buradan ayrılmayacağız” diye konuştu.
Kendilerine toplam 120 bin TL ödeme yapılması gerektiğini kaydeden Yılmaz, 10 bin TL alacağının olduğunu vurguladı. Ödemesi yapılmadığı için üç aydır kirasını ödeyemediğini ifade eden Yılmaz, “Kalabalık bir aileyiz. Tek çalışan benim. 15 gündür faturamı ödeyemiyorum. Ekonomik kriz sadece bize var. Zenginlere bir şey olmuyor. Bu haklı direnişimiz hakkımızı alana kadar devam edecek” dedi.
Buradan ölüm çıkar
Sabah saat 8.00’den akşam saat 21.00’e kadar aylarca çalıştığına vurgu yapan işçilerden Tuncay Toran (32) da şunları söyledi: “Taşını, boyasını komple biz yaptık. Sigortamızı asgari ücretten bile yatırmamışlar. Sürekli giriş çıkış yaparak ayda birkaç gün yatırmışlar. ‘Ödemeyi iş bitiminde yapacağız’ diye bizi kandırdılar. Defalarca konuşmamıza rağmen tek bir çözüm yok. Buraya gidip geldiğimiz için başka bir yerde çalışamıyoruz. Kiramızı, faturalarımızı ödeyemiyoruz. Burada çalışan fayansçı arkadaş yol parası olmadığı için buraya gelemiyor. Arkadaşımızın ev sahibi tarafından eşyaları dışarı atıldı. Herkes gitse de ben burayı bırakmam. Benim buradan ölüm çıkar ancak.”
Apartmanın inşaatında çalışmak üzere memleketten arkadaşlarını getirdiklerini dile getiren işçilerden Mehmet Tecima (33) ise şunları dile getirdi: “Arkadaşlarımızın da parasını vermediler. Eşimizin kulağındaki küpeyi satıp getirdiğimiz kişinin parasını verdik. Krizi bahane ediyorlar. Kriz inşaat işçisine var. Biz yiyecek ekmek bulamazken patron Kıbrıs’ta balayına gitmiş. 8.750 TL alacağım var. Paramızı alamadığımız için zor durumda kalıyoruz. 16 gün değil 16 yıl da olsa buradan hakkımızı almadan gitmeyeceğimiz.”
7 kömür sahası satılıyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, 7 kömür sahasının özelleştirmeye açılacağını duyurdu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) alanlarında yıllık ek 3 milyon ton, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) alanlarında ise ek 15.6 milyon ton kömür üretileceğini belirterek, “TKİ ruhsatlarında 25 ila 30 yıllık projeyle 72.3 milyar liralık yerli kömür ekonomiye kazandırılacak” dedi.
Bakan Dönmez, söz konusu dönemde kömür sahalarından kamuya 21 milyar lira gelir akışı sağlanacağını, devredilen kömür sahalarında özel sektörün ise 15 bin 500 kişilik istihdam sağlayacağını kaydetti. Bakan Dönmez, TTK’nın ruhsat alanlarında yaklaşık 203 milyon tonluk bir üretim sahasının yatırımcılara açılacağını belirterek, böylece sözleşme süresi boyunca 25 milyar liralık ithal kömür ikamesi sağlanacağını söyledi.