MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle hakkında 20 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Türk yargısı; Lice’ye gitmek, aile içi şiddeti çözmek, analarını acılarını paylaşmayı örgütsel faaliyet olarak değerlendirdi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle ile tutuksuz yargılanan Abdullah Akdemir ve Kayapınar Belediyesi DBP’li meclis üyesi Abdulselam Demirkıran hakkındaki iddianame hazırladı. 88 sayfalık iddianamede, “Örgüte üye olma” ve “Örgüt propagandası yapma” ile suçlanan Dicle’nin 8,5 yıldan 20 yıla kadar, Akdemir ve Demirkıran’ın ise 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis ile cezalandırılması isteniyor. 

Köye gitmek

Akdemir’in çatışmalarda yaşamını yitiren PKK’liler için Lice’nin Birlik (Çeme Alika) köyünde yapılan “Şehit Harun Şehitliği”nin açılışına ve Lice’ye bağlı Ziyaret (Fis) köyünde 2013 yılında kutlanan PKK’nin kuruluş yıldönümü etkinliğine katılması “örgüt faaliyeti” olarak gösterildi. Akdemir’in bu etkinliklere katılmasının “hayatın olağan akışına aykırı” olduğunu savunan savcı, Akdemir’in dinlenen telefon görüşmesinde geçen “Valla Lice’ye köye gitmişiz” sözleri ile cep telefon sinyal bilgilerinin Ziyaret (Fis) köyünden gelmesini birlikte değerlendirildiğinde “örgüt çağrısı ve talimatı” ile etkinliklere katıldığını ileri sürdü. 

Savcılık, Abdulselam Demirkıran’ın DBP’nin 2014 yılanda yapılan yerel seçim çalışmalarına ilişkin tuttuğu notların bulunduğu not defterini ve DBP düzenleyeceği miting bildiri dağıtmasını suç delili olarak gösterdi. 

Demirkıran’ın “kent meclisinde ekonomik alan sorumlu olarak faaliyet yürüttüğünü” savunan savcı, bu iddianamesi not defterine ve gizli tanık ifadesine dayandırdı. 

Aile içi şiddeti çözmek 

Savcı, N.Ş. isimli kadının aile içi şiddete maruz kalan bir kadının sorununun çözümü amacıyla Ceren Kadın Merkezi’ne götürülmesi için MEYA-DER Eşbaşkanı Ayşe Dicle ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen “Ayşe buraya gel tamam. İle gel. Bir kadın sorunu vardır. Onları Ceren’e götüreceğiz ha tamam” şeklindeki konuşması söz delili olarak gösterildi. Savcı bu görüşme için, “Konuşmasından da anlaşılacağı üzere şüpheli Ayşe Dicle’nin ve görüştüğü kişilerin Türkiye Cumhuriyeti içerisinde yer alan mevcut mahkemeleri ve adalet sistemini işlevsiz kılarak örgütün gücünü ön plana çıkarmak amacıyla adalet divanı kurdukları ve çıkan anlaşmazlıkları kurmuş oldukları mahkemelerde çözüme kavuşturmaya çalıştıkları tespit edilmiştir” iddiasında bulundu. 

Acıyı paylaşmak bile

Dicle’nin Facebook hesabında yaşamını yitiren YPJ üyelerine ilişkin yapılan haberleri, yaşamını yitiren PKK’lilerin ailelerinin çocuklarının mezarı başında ağıt yakan annelerin fotoğrafları, mezar taşlarının fotoğraflarını paylaşması “örgüt propagandası” için delil olarak gösterildi. Yine Dicle’nin hesabında paylaştığı, “Kapitalizmi ancak örgütlenerek alt edebiliriz. Kürdistan ekonomisini” başlıklı haber ile PKK ve KCK’nin ideolojisini paylaşarak “örgüt propagandası yaptığı” iddia edildi. Dicle’nin, “Türk askeri düşmanımız değil, Türk analarının acılarını paylaşıyoruz” başlıklı haberi paylaşmasını da suç sayan savcı, Dicle’nin bu paylaşımla “PKK ve KCK’nin silahlı ideolojisini meşrulaştırmaya çalışarak örgüt propagandası yaptığını” savundu. 

Davanın yargılamasına önümüzdeki günlerde Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. 


AMED