
Fransa Mart ayında Montauban ve Toulouse kentlerinde işlenen cinayetlerle sarsıldı. Farklı zaman dilimleri içerisinde gelişen üç ayrı olayın daha sonra aynı kişi tarafından işlendiği önce gazeteler aracılığıyla duyuruldu. Duyuruldu, belki de yetersiz bir tanımlama olacak. ‘Kamouyu önce basın-yayın organlarıyla tezgaha hazırlandı’ demek daha doğru olur. Fransız Le Monde gazetesi ilk startı ‘Montauban’dan Toulouse’a: Aynı katilin izi ortaya çıktı’ başlığı ile verdi. Ardından haberde Montauban’da öldürülen Kuzey Afrika kökenli 3 askerle, Toulouse’da 3 Yahudi öğrenci ve bir öğretmenin aynı silahla öldürüldüğüne işaret edildi. İngiliz Independent gazetesi, katilin yakalanmasına dair Fransız polisinin yürüttüğü arama çalışmalarını daha saldırgan yakalanmadan ‘Fransa tarihinin en büyük insan avı’ olarak dünyaya duyurdu. Ardından tüm gazete ve TV’ler, saldırganın başka bir eyleme girişmeden yakalanması için çok sayıda dedektif ve iç istihbarat ajanının seferber edildiğini yazdı.
Operasyonun kahramanı Sarkozy
Haberler bunlarla sınırlı kalmadı. Fransa’nın dehşete sürüklendiğini yazan gazeteler, bu üç saldırının da ırkçı bir eğilimle düzenlendiği yolundaki görüşe yer verdi. Independent, saldırıların Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin geçtiğimiz günlerde seçim kampanyası sırasında ‘ulusal kimlik ve göç’ konularında yaptığı açıklamaların sonrasına rastlamasına dikkat çekti. Sarkozy, ay başında yaptığı açıklamada, ülkede çok fazla yabancı bulunduğunu ve bu kişilerin topluma entegrasyonu için uygulanan sistemin her geçen gün daha kötü işlediğini söylemişti. Sarkozy’nin bu sözleri, kampanya sürecinde kimlik tartışmasını artırmıştı. Times yazarlarından Charles Bremner, Toulouse’daki saldırının ırk ve din boyutu olsa da, bunun tüm Fransız toplumunu hedef aldığı görüşünü günlerce yazdıklarında işledi. Bu haber silsilesi altında, bir gece operasyonuyla Muhammed Merah, El Kaide üyesi olarak ortadan kaldırıldı. Operasyonun kahramanı operasyonu gerçekleştiren polisler değil, Sarkozy olarak dünyaya duyuruldu.
Olayın ardından Fransız polisi, Neonazi tarzı ve tek başına hareket eden bir saldırgan profili yarattı. El Kaide dünyanın birçok yerinde varlığı bilinen bir örgüt iken Muhammed Merah tek başına bir eylemci olarak, 2002 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi, Nanterre’de sekiz belediye meclisi üyesini öldürüp intihar eden beyaz saldırganı akıllara getirdi.
Fransa basını saldırıyla Fransa seçimleri arasında doğrudan bir bağ kurulmadığını her fırsatta vurgulasa dahi, seçime ırkçı meselelerin karıştırılmasından duyulan rahatsızlık inkar edilemiyor. Bütün bu sürecin öncesine bakıldığında, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy derin bir şekilde halkın gözünden düşmüştü. Fransa ekonomisi krizdeydi. İşsizlik patlama düzeyine geldi. Bir önceki seçimlerde, Sarkozy’nin Fransızların ‘Daha fazla çalışıp, daha fazla kazanabilecekleri’ taahhüdü buharlaşıp uçmuştu. Sarkozy, sadece Fransa için değil AB sınırları içerisinde istikrar vaadinde bulunurken, AB ülkelerinde her ay bir ülke krizle sarsıldı. Tüm bu hengame içerisinde son iki aya kadar Sarkozy yeniden seçime girme konusunda bir gönülsüzlük sergiledi ya da öyle görünmek istedi. Son ana kadar adaylığını açıklamayan Sarkozy, seçim anketlerinde sürekli geriye doğru bir profil gösterdi. Euro krizi sırasında, Fransa’yı uzmanca yönlendiren tecrübeli bir devlet adamı olarak, kendini gösterse de halk tarafından desteklenmedi. Bunun üzerine Sarkozy, göç olaylarını büyük ölçüde azaltma taahhüdünde bulundu. Helal et konusunda polemik yapma ve azınlıklara karşı öfkeyi destekleme suretiyle keskin bir dönüş yaptı. Bütün bunlara rağmen Sarkozy, en büyük rakibi François Hollande’ı başabaş takip etmeyi sürdürdü. Öyle ki, çoğu Fransız siyaset bilimcisi Hollande’ın cumhurbaşkanlığına 6 Mayıs’ta çıkacağını farzediyordu.
Fail aslında kim?
Sonra, 11 Mart’ta Fransa’nın güneyindeki Toulouse şehrinde motosikletli bir adam, Fransız askeri olan İmad İbn-Ziaten’i öldürdü. Medya aslında pek ilgi göstermedi. Ama 15 Mart’ta Toulouse’un 30 mil kuzeyindeki Montauban’da aynı adam yine vurdu, iki askeri öldürdü, üçüncüsünü de ağır şekilde yaraladı. Ziaten gibi bunların her üçü de yabancı kökenli Fransız vatandaşıydı. Sonunda, katil Toulouse’ta bir Yahudi okuluna yaklaştı ve Haham Jonathan Sandler (30), oğulları Arieh (6) ve Gabriel (3) ile Miriam Monsonego’yu (8) acımasız bir şekilde katletti. Fransa şoka girdi. Çoğu kişinin de kafası karıştı. Toulouse ve Montauban’daki olaylar birbiriyle bağlantılı mıydı? Fail, sağcı bir ekstremist mi (aşırı uç görüşte olan kimse), İslamcı bir terörist mi yoksa basit bir deli miydi?
Sarkozy ve Hollande Toulouse’a gitti. Her ikisi de suçun, azınlık gruplarına yapılan bir saldırıdan çok daha fazlası olduğunu vurguladı. Bu Fransa’ya yapılmış bir saldırıydı. Sarkozy, bölücü kampanyasından 180 derece dönüş yaparak, “Terörizm milli birliğimizi parçalayamayacak” şeklinde söz verdi.
Bazı mükemmel polisiye çalışmalar sayesinde, Fransız yetkililer katilin kimliğini hemen belirlediler. Toulouse’ta Cezayirli anne-babadan doğan Fransa vatandaşı Muhammed Merah, ‘El Kaide’ye sempati duyan ve Pakistan’la Afganistan arasındaki sınır yakınlarındaki terör kamplarında biraz temel eğitim almış, önemsiz bir suçluydu. Merah’ın evi, onun sonunda vurularak öldürülmesiyle sonuçlanan yerdi.’ Kuşatma sırasında bile Sarkozy ve Hollande, birbirlerini kendi gayeleri için trajediyi istismar etmekle suçlamaya başladılar. Bu arada, Sarkozy’nin, tabanı için çaresizce kur yaptığı aşırı sağcı aday Marine Le Pen, hükümeti, İslamcı köktenciler tarafından ortaya konan tehdidin boyutunu tehlikeli derecede küçük görmekle suçladı.
Yahudi okulundaki katliam sonrasında yapılan ilk kamuoyu araştırması, Hollande’ın önde gidişinin azalarak yüzde sekize indiğini gösteriyor. Sarkozy’nin yaratmış olduğu ‘Milli Trajedi’ işe yaramaya başladı. Fransa’da da Müslüman göçmenlerdeki hoşnutsuzluk gerçekten tehlikeli seviyelere ulaştı. Fransa topraklarında geniş çaplı ‘terrorist’ saldırıların yaşanabileceği fikri sürekli işleniyor. El Kaide’nin ABD’den sonra Fransa’yı da hedef alacağı diğer bir polemik olarak sürdürülüyor. Tüm bu yaşanan süreçte, Sarkozy güven telkin eden, halkının birliğini koruyacak başkan olarak Fransız halkına sunuluyor.
‘Milli Trajedi’
Her şey, Hollande’ı yenmek için yaşanmış olamaz elbette. Fransa’nın krizi aşmak için bir istikrar sağlaması ve kendi sistemini güçlendirmesi gerekiyor. Bunun için artık her yol mübah hale geldi. Oynanan oyunun baş aktörü Sarkozy ve argümanı ise ‘terör’ saldırılarının yaratmış olduğu atmosfere karşı ‘Milli Trajedi!’ Bu da bir dizi önlemler paketini beraberinde getiriyor. Ve ‘terörizmi yüceltmeye’ cüret eden herkesin yargılanmasına dair yeni yasalar kapıda görünüyor. “Düzenli olarak terörizmi yücelten ya da şiddeti teşvik eden internet sitelerine başvuran herkes, cezalandırılma ile karşı karşıya kalacaktır” denildi. Fransa’daki seçim kampanyası neredeyse ‘İslamofobi histerisine’ dönüştürüldü. AB, ABD, Fransa ve Türkiye istihbaratları 28 Mart günü bir araya geldi. Bu görüşmelerde, ülkeler arası ‘Terör suçlularının iadesini’ AB’de kolaylaştırmak için yeni bir plan oluşturmaya başlandı. Bunun devamında neler gelecek, önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.
Tüm bunlar 11 Eylül sonrasını anımsatıyor. Mesele sadece Nicolas Sarkozy’nin Elysee Sarayı’nda 5 yıl daha oturmasının ötesinde, Fransa’nın güç ilişkileri içerisinde yeni istikrar arayışı, kendi krizine derman bulma çabası olarak da okunabilir. Yükselen etnik gerilimin Fransa’da yeni olaylara neden olması muhtemel bir sonuç olacak.
*Yararlanılan kaynaklar: Le Monde gazetesi, Planet dergisi, Independent gazetesi
SELMA AKKAYA/PARİS
Fransa’da ‘radikal’ operasyonu
Fransa’da önceki gece altı kentte eş zamanlı yapılan operasyonlar sonucunda ‘radikal İslamcı’ oldukları gerekçesiyle 20 kişi gözaltına alındı. Fransız yönetimi, operasyonun Toulouse’taki saldırılarla alakalı olmadığını savundu.
Operasyonlar okul baskının yapıldığı Toulouse kentinin yanısıra Paris, Marseille, Lyon, Le Mans ve Nice kentlerinde yapıldı. Ülke iç istihbarat kurumu DCRI ve ‘terörle mücadele’ ekiplerince ortaklaşa düzenlediği baskınlarda 20 kişinin gözaltına alınmasının yanısıra kalaşnikof da dahil olmak üzere çok sayıda silahın ele geçirildiği belirtildi. Gözaltına alınan kişilerin radikal İslamcı bir gruba üye olduğundan şüphelenildiğini açıklandı. Gece operasyonu Toulouse saldırısı zanlısı Muhammed Mareh’in ölü ele geçirilmesinden sekiz gün sonra gerçekleşti. Ancak Fransız polisi, bu gece operasyonun aynı kapsamda olmadığı açıklamasını yaptı.
Baskından sonra Europe-1 radyo kanalına konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, operasyonların devam edeceğini belirterek Fransa’da olmaması gereken insanların ülke topraklarından atılacağını söyledi. Toulouse’da üç ayrı saldırıda 7 kişinin ölümüne yol açan kanlı saldırılarının Fransa’nın ‘11 Eylül’ olduğunu savunan Sarkozy, “Korkuyu kıyaslamak istemiyorum, ama bu olay Amerika’da, New-York’ta 2001’de yaşanan travmayla benzerlik gösteriyor” diye konuştu.
PARİS