Euro Bölgesi’ni sarsan ekonomik kriz için Brüksel’de toplanan Euro Bölgesi’nin devlet ve hükümet başkanları, Yunanistan’a ‘tam destek’ verdiklerini açıklayarak, piyasaları rahatlatma yoluna gitti. Uzun vadeli politikalar üretmeyen liderler, Almanya’ya boyun eğdi. Avrupa Birliği ve Uluslararası Para Fonu’nun hazırlayacağı 109 milyarlık kurtarma paketinin yanı sıra, özel sektör de 2014 yılına kadar 50 milyar Euro’luk katkıda bulunacak. Almanya Başbakanı Angela Merkel, pakete özel alacaklıların da katılması konusunda ısrarlıydı.
Brüksel’de 8 saat boyunca tartışan Euro Bölgesi liderleri, ekonomik krizin yayılmaması için alınacak önlemleri masaya yatırdı. Özellikle borçları 350 milyar Euro ile iflasın eşiğindeki Yunanistan’a verilecek ikinci yardım paketinin şartlarını tartıştı. Yapılan bütün tartışmalar sonucu Yunanistan’ı tam anlamıyla uçurumun kenarından almayan liderler, ‘çok önemli’ kararlar aldıklarını savundu.
Detayları resmi olarak Eylül’de belirlenmesi düşünülen Yunanistan’a yardım paketinde, Avrupa Birliği ile Uluslararası Para Fonu’nun sağlayacağı 109 milyar Euro’luk yardım var. Yine zirvede, hükümetlerden gelecek paranın yanı sıra özel sektörün de 2014 ortasına kadar 50 milyar Euro’yu bulması tahmin edilen tutarda katkıda bulunacağı belirtildi.
Yine bankalar ve sigorta şirketleri, ellerindeki Yunan tahvillerini gönüllü olarak daha düşük faiz oranlarıyla daha uzun vadeli tahvillerle değiştirecekler. Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF) olarak adlandırılan Euro Bölgesi’nin kurtarma fonu, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) krizle mücadele kapsamında gerekli görmesi halinde ikincil piyasada tahvil satın alabilecek.

Ekonomistler şaşkın
Liderler ayrıca, kredi derecelendirme kuruluşlarının Yunanistan’ın “geçici temerrütte (iflas)” olduğunu ilan etmeleri halinde - ki bu beklenen bir durum - hasarın sınırlanması için detaylı tedbirler de aldı.
Reuters haber ajansına konuşan bazı analistler, borçların azaltılmasının orta vadede yeniden yapılandırmadan kurtulmak için yeterli olup olmadığını sorguluyor.
Bazı ekonomistler, Avrupalı liderlerin Euro Bölgesi kurtarma fonunun büyüklüğünün artırılmasına karar vermemeleri karşısında şaşırdıklarını belirtti. Piyasa koşullarının bozulması ve İtalya gibi daha büyük bir Avrupa ekonomisinin borç yükünü taşımakta zorlanması durumunda kurtarma fonunun hızla düzenlenebileceği belirtildi.
Ancak Euro Bölgesi liderlerinin, piyasaları rahatlacak açıklamalar yapması dikkat çekti. Ekonomik krizin yayılmasını önlemek için hiçbir karar almayan liderler, Euro Bölgesi’nin Yunanistan’ın arkasında olduğunu söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Bir Euro Bölgesi ülkesi olarak Yunanistan’ı destekleme kararı aldık. Bu, güçlü bir taahhüt” iddiasında bulundu. Sarkozy EFSF’ye sağlanan yeni yetkilerle ilgili olarak, “Avrupa Para Fonu’na yönelik ilk adımlar üzerinde anlaştık” dedi.
Zirve’nin galibi olan Almanya Başbakanı Angela Merkel ise, sonuçtan oldukça memnun. Almanya Başbakanı Merkel, zirvede alınan kararları “kurtarma paketi” olarak adlandırmanın doğru olmayacağını söyledi. Merkel, “Yapılan, kontrollü bir şekilde Yunanistan’ın istikrarlı ve rekabet edebilir bir konuma dönüşünün sağlanmasıdır” diye konuştu.

Papandreu memnun ama..
Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy de, Euro’nun istikrarı için ortak bir karara varmış olmaktan memnun olduğunu kaydetti. Rompuy, Yunanistan’ın borçlarının sürdürülebilirliğini sağlamak, borç krizinin yayılmasının önüne geçecek tedbirler ve Euro Bölgesi’nde kriz yönetiminin gözden geçirilmesi olmak üzere toplam üç karar aldıklarını söyledi.
150 milyar Euro’luk yardım paketiyle biraz olsun nefes alacak olan Yunanistan’ı zirvede temsil eden Başbakan Yorgo Papandreu, Avrupa’nın ilgili kuruluşları ve birlik üyesi ülkelerden gördüğü destek için teşekkür etti. Paketin Yunanistan’ın borçlarını sürdürülebilir kıldığına dikkat çeken Papandreu, “Paketin, Yunan halkı üzerindeki borç yükünü de hafifleteceğini” ileri sürdü.
Ancak Yunanistan halkı hayat öpücüğünün, dikensiz gül bahçesi olmadığının farkında. Krizin uzun soluklu olduğunu bilen Yunan halkı, yaşanan krizden hükümetin yanlış politikalarıyla kendilerini sorumlu tutuyor.
Bu arada Zirve’de, derin mali krizden geçen İrlanda ve Portekiz’in durumu da ele alındı. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, bu ülkelerin de daha düşük faiz oranlarına sahip kredilerden yararlanacağını, ancak sözkonusu ülkelere dönük paketlerde özel bankaların katılımının olmayacağını açıkladı.

Sarkozy, “özel bir durum” olarak nitelediği Yunanistan’ın kurtarılması için alınan önlemlerin başka hiçbir üye ülke için geçerli olmayacağına dikkat çekti.

BRÜKSEL





ABD’de bütçe planı tamam

ABD’de borçlanma tavanının artırılarak temerrüde düşülmesinin önüne geçmek için 2 Ağustos’tan önce anlaşma sağlanması yönünde yürütülen görüşmelerde kritik bir aşamaya gelindi.
ABD Başkanı Barack Obama ve Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi Başkanı John Boehner’in harcamalarda ciddi kesintiler yapılmasını öngören bir bütçe planı üzerinde çalıştıkları, ancak vergi reformunun daha sonraya bırakabileceği belirtildi.
Obama, “Bütün bu planların detaylarıyla ilgili olarak önümüzdeki günlerde bol miktarda sıkı pazarlık olacak. Ancak şu an itibarıyla önemli büyüklükte ve anlamlı bir anlaşma sağlamak için elimizde fırsat var” dedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney ise yaptığı açıklamada, açıkların azaltılması yönünde dengeli bir anlaşma sağlamak adına yapılan görüşmelerin hız kazandığını belirtti, ancak ısrarla, “Anlaşmaya çok yakın değiliz” dedi.
Obama radyoda yaptığı açıklamada, sağlanacak herhangi bir anlaşmanın savunma ve diğer alanlardaki harcamalarda kesinti yapılmasının yanı sıra bazı vergi artışları da içermesi gerektiğini belirtmişti.

Demokratların büyük bölümü refah seviyesi yüksek olan kesimin daha çok vergi ödemesi gerektiğini savunurken, Cumhuriyetçiler de vergi artışlarına karşı çıkıyor.

WASHINGTON