Uyku saatlerinden içtiği su miktarına kadar kayıt altına alınan ve en kalitesiz gıdalar verilen Napolyon’a ayrılan bütçenin sürekli kısıtlanması nedeniyle bir süre sonra gıda olarak et verilmesi de yasaklanır.

Selma AKKAYA

Saint Helena adını Bizanslı Azize Helena’dan alan, Atlas Okyanusu’nun güneyindeki şu an 5 bin kişilik nüfusa sahip küçük cennet olarak tabir edilen bir ada. Britanya’ya bağlı bir vali tarafından yönetilen Saint Helena ilk kez 16. yy’ın başlarında, 1502 yılında Portekizli denizciler tarafından keşfedilmiş ve devamında Birleşik Krallık’ın Bermuda’dan sonraki en eski koloni yerleşim birimi olarak tarih kitaplarında yer alıyor. Yüzyıllar boyunca İngiliz yayılmacılığına liman özelliği yapan ada, asıl olarak  Napolyon’un adıyla dünya tarafından tanındı. Bir döneme damga vurmuş Napolyon’a uygulanan tecrit ve izolasyon ile bir doğa harikası ada, ”Napolyon, bir şeytan olsaydı dahi oradan sağ çıkamazdı” diye geçmiştir!

24 yaşında tuğgeneral, 30’unda Fransa’nın diktatörü ve dünyaya kafa tutan Napolyon’un ”Birinci konsül” olarak ilan edilişi, aslında devletin iflasına denk gelir. Otuz yaşındaki genç devlet başkanı genç Korsika kökenli Napolyon, 1799 yılında yönetimi eline geçirdiğinde, ülke Rusya’dan ithal edilen buğdaya muhtaç bir tarım ülkesiydi. Sadece birkaç yıl sonra Napolyon yeni uygulamalarıyla hem tahıl hem de şaraptan artı ürün elde etmeyi başarmıştır artık. İşte bu aşamada onun artık bir satış pazarı yaratması gerekiyordu. Bütün bu sorunların yanında üç yıldır İngilizler ile bir savaş sürüyordu. Buğday piyasasını elinde tutan pazar sadece Rusya’da vardı. İngilizlerin koyduğu ambargoları delmek, ürettiği ürünleri Avrupa piyasasına satmak için 1808’de İspanya’ya ve 1812’de Rusya’ya karşı savaşa girişti. Aynı dönem Napolyon’un Fransa’nın kendi ekonomisini kurtarmak için koyduğu gümrük vergileri, Fransa’nın daha önce Avrupa’da hakim olduğu serbest ticaret ağını da alt-üst etmiştir artık. Askeri zekası, dönemin ekonomisini oluşturmasına yetmedi. Bu dönem tahttan ilk kez feragat etti ve Elba adasına sürüldü. Mart 1815’te Napolyon, adadan kaçmayı başarıp Paris’e dönerek yeniden tahta oturdu. Hemen bir ordu toplayan Napolyon, Belçika’ya saldırdı. Kazandığı önemsiz birkaç zaferden sonra Wellington’un komutasındaki İngiliz ve Gebhard Von Blücher komutasındaki Prusya Kuvvetleri tarafından 18 Haziran 1815’te Waterloo’da büyük bir yenilgiye uğratıldı. Bu kez 1815 yılında İngiltere ile yaptığı Waterloo Savaşını kaybeden Napolyon Bonaparte, Amerika’ya kaçmak istedi. Kaçmayı başaramayan Napolyon çareyi İngilizlere sığınmakta buldu. İngilizler ise onun için geri dönülmeyecek cehennemi, cennet olarak tabir edilen adada oluşturmayı tercih etti.

Napolyon adaya götürüldüğünde 821 beyaz ada sakini, 820 kişilik bir garnizon, 618 Çinli sözleşmeli işçi, 500 ücretsiz Afrikalı ve 1.540 köle bulunuyordu. Helena, İngiliz vali  Hudson Lowe tarafından yönetiliyordu. İşte bu aşamadan sonra adaya her yeni emirle askeri birlikler yerleştiriliyordu. Kıyıda bir filo sürekli hazırda bekletilirken, dev bir orduyu yöneten, yıldan yıla Avrupa’nın haritasını değiştiren, hanedanlıklar kuran ve yıkan Napolyon, artık bir esirdi. Adına cezaevi denilmese de adanın kendisi Napolyon için askeri güçlerin konumlandırılışı ve uygulamalarıyla cezaevine dönüştürüldü. Baktığı her noktada artık bir asker görüyordu. Gökyüzünü bile askerler kaplamıştı adeta. Asker kuşatması altında, kırık dökük eski eşyaların olduğu, ahırı andıran bir mekana sıkıştırıldı. Etrafındaki gardiyanlar tarafından her dakikası kayda alınan Napolyon’dan sorumlu ada valisi Hudson Lowe, onun kaçma planı yapabilme olasılığı üzerine sürekli İngiliz hükümet tarafından uyarılırken, o yaşadığı bu korkuyla oluşturulan baskıyı her gün derinleştiriyordu. Philip Primrose, 1900 yılında Napolyon’un St. Helena sürecini yazdığı kitapta, ”Tarih Napolyon’a yapılan uygulamalardan hep vali Lowe’yi sorumlu tutsa da asıl Saint Helena’da inşa edilen baskı mekanizması İngiliz hükümetinin eseridir” der.

Lowe yönetimindeki ada adeta özel bir sisteme geçirilmiştir. Napolyon’un ve arkadaşlarının bulunduğu ada zamanla 10 bin askeri güç tarafından korunur hale getirilmiş, Victor Hugo’nun deyimiyle, bir köpeğin geçtiği yere bile iki asker dikilmiştir. Deniz ve sarp adeta granitten kayalıklarla çevrili ada içerisinde Napolyon’un, iki küçük pencereden gördüğü dünya bütünüyle İngiliz askerlerine çıkarken, yazmak için dahi verilen kağıtlar bir şantaj aracına dönüştürülmüştü. Uyku saatlerinden, içtiği su miktarına kadar kayıt altına alınan ve en kalitesiz gıdalar verilen Napolyon’a ayrılan bütçenin sürekli kısıtlanması nedeniyle bir süre sonra gıda olarak et verilmesi de yasaklanır. 6 yıllık bu tutsaklık sırasında uygulanan izolasyon ve tecrit, psikolojik baskının ardından 1821 yılında Napolyon yaşamını yitirir. 5 Mayıs 1821’de ölen Napolyon’un cenazesi 1840 yılında Paris’e getirilerek İnvalides’e gömülür. 1961’de yapılan testlerde Napolyon’un saçında bulunan anormal orandaki arsenik, imparatorun zehirlendiği iddialarını gündeme getirmişti. Napolyon’un ölümü üzerine sayısız senaryo yazılmış olsa da yapılan araştırmalar sonucu, geçirdiği mide kanseri nedeniyle öldüğü güçlü bir ihtimal olarak tarih kitaplarına geçti.

Aynı dönem adada kendisiyle tutulan arkadaşı Gourgaud, Napolyon için tuttuğu notlarda şöyle der: ”Gökyüzü ve yeryüzünde baktığı her noktada gözleri İngiliz askerlerine çarpsa da o onurunu korudu. Egzersiz eksikliği onu hasta ediyor. Aşağılık saldırıları var ve  bacakları şişiyor. Ancak geçen yıl, yaşama arzusunun yeniden başladığını hissetti. Ancak asıl mesleği onun bahçesi. Bitkileri diker, kazar, dünyayı hareket ettirir. Bütün gecelerini arkadaşlarının yazdığı metinleri dikte ederek geçiriyor. Her saniye izlendiğini, etrafının kuşatıldığını bilmesine rağmen yaşama tutunmaya çalışırken, onu ezmek için yeni kurallar getiriliyor. O ise bütün bunlar karşısında adeta eriyor. Günden güne zayıflamaya başladı. Zayıf düşen bedenine rağmen yazmaya devam ediyor...”

Saint Helena adası şimdi 5 bin nüfusa sahip ve Napolyon’un kaldığı mekan dünyadaki birçok işkence merkezi ve cezaevi gibi bir müzeye çevrilmiş, halen İngiliz yönetiminde turistleri ağırlıyor!