AKP hükümeti katliamlarına devam ediyor. Bir yandan HDP heyetlerinin hükümet temsilcileriyle görüşmelerini sürdürdüğü söyleniyor, bir yandan AKP hükümeti kamu güvensizliğini giderek derinleştiriyor, hatta kamunun belleğindeki farklılıkları ayrılıkçı uçurumlara dönüştürüyor.
Cizre’de özel harekat polisleri sokak infazları yapıyor. Plakasız araçların Cizre’de dolaşması da yapılan katliamların takibinin olmaması için özel planlamaların olduğunu gösteriyor. Bu faşist uygulamalar DAİŞ saldırılarından daha kirli uygulamalardır. Kuzey Kürdistan’da dozajı azalmayan Kürt düşmanlığı, hızından hiç kaybetmeyen faşizm ve DAİŞ saldırılarıyla yarışırcasına bir katliam sürüyor.
En son Nihat Kazanhan adlı çocuğun direkt başından vurulmak suretiyle katledilmesi DAİŞ’in de yaygın olarak uyguladığı özel savaş yöntemlerinden biridir. Türk özel savaş tarzının DAİŞ adlı kirli yapı tarafından uygulanıyor olması şaşırtıcı değildir. Türkiye devleti, Kürdistan’da Kürtlere karşı DAİŞ tarzı bir savaşı sürdürürken DAİŞ’e verilen destek de her gün yeni ispatlarla kamuoyuna yansıyor. Bu gerçeğe rağmen Türk başbakanın gidip Fransa’daki katliamı kınaması, çirkin bir hegemonya oyunundan başka bir şey değildir. Yapılan tam da devletçi yapılara yaraşır bir ikiyüzlülük, yalan ve sahtekarlık örtüsüdür.
Bu olayla birlikte Türkiye devletinin öldürenlere değil, öldürülenlere bakarak terörü kınadığı bir kez daha görülmüştür. Öldürülenler Kürt olunca hak görmektedir. Ortadoğu’da TC desteğini kazanmak için Kürt düşmanlığı yapmak yeterli olmaktadır. Çünkü TC’nin Kürt düşmanlığı hızından hiçbir şey kaybetmemiştir. "En iyi Kürt ölü Kürt'tür” şeklinde somutlaşan faşist ırkçı anlayış öz olarak zerre kadar değişmeden sürmekte ve her gün bir çocuğun katledilmesiyle kendini süreklileştirmektedir.
Cizre’de asayiş adı altında çocuklar katlediliyor. Devletin asayiş anlayışı doğalında kendi güvenliği için zararlı gördüğü herkesi yok etmektir. Çocukların enselerinden vurularak öldürüldüğü bir zamanda barış ya da çözümden nasıl söz edilebilir ki.
Cizre çocukları kültürel soykırımın tüm şiddetine, kirliliğine, baskısına, katliamlarına rağmen faşist devlet sisteminin başarısız olduğunu kanıtlarcasına Kürtçe konuşuyorlar, Kürtçe sloganlar atıyorlar, devlet dışı toplum olmanın tüm adımlarını atıyorlar. Ve her an Türkiye cumhuriyetinin Cizreli çocuklar somutunda yenildiğini, Kürdistan toplumsallığını yok edemediğini ve özgür Kürtlük gerçeğinin bugün PKK öncülüğünde tüm toplumun ortak belleğine dönüştüğünü haykırıyorlar. Bu yönüyle Küçük çocuklar büyük devletleri yenmiştir. Türk devletinin Cizreli çocuklara tepkisi bundandır.
Cizre somutunda Botan halkının belleğinde ne yaratılmak isteniyor? Botan halkı, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi'ni ilk yıllarından itibaren sahiplenmiş, tarihsel özgürlük bilincini PKK ile bütünleştirerek 15 Ağustos Atılımı gibi bir diriliş eylemini kucaklamış, tüm baskı ve işkencelere karşı kendi varlığını, kimliğini ve özgürlüğünü koruma mücadelesini de temel yaşam biçimine dönüştürmüştür. Bu saldırılara ve ırkçı uygulamalara rağmen belleğine milliyetçilik tohumunun ekilmesine izin vermemiş, tüm süreçlerde Önderliğimizi sahiplenen onurlu bir duruşu sergilemiştir. Cizre’ye saldırmak, onurlu ve özgür Kürt duruşuna saldırmaktır. Cizre’ye saldırmak, kültürel soykırıma direnen Kürdistan gerçeğine saldırmaktır.
Hüda Par gibi yapıların saldırılarının AKP eliyle yaptırıldığı, en son TC devletinin özel harekat polislerinin resmi infazlarıyla da kanıtlanmış oldu. Kamu güvenliğine gerekçe yapılmak istenen durum giderek netleşti ve Kürtler arasında savaş değil de devletin Kürtlere bir saldırısı olduğunu gösterdi. Devlet direkt ve resmi olarak özel harekat ekipleri ve plakasız araçlarla devreye girdiğinde de devletin kirli bir araç olarak kullandığı bu tarz yapılar bir inzivaya çekilmiş oldular.
Nihayetinde katliamların amacı birdir: Kürdistan toplumsallığında uyanışı bastırmak, kültürel soykırıma direnen ve kendi varlığını korumayı hedefleyen Kürdistan duruşunu zayıflatmak ve hatta çökertmek. Bu amaçla çocukların gözleri önünde çocuklar infaz ediliyor. Ve artık başbakan olmayan ama kendini hep başkan sanan, son törenlerdeki ortaçağı aratmayan asker görüntüleriyle yapılan mizansenlerle birlikte akli muvazenesinde sorun olduğu ispat olunan Tayyip Erdoğan, yeni katliam talimatlarını yağdırmaya başladı.
Çözüm sürecinin Kürt tarafında sorun olduğunu söyleyenler Küçük Nihat’ın otopsi raporuna ve onu vuran özel harekat polisine bakmalılar. Çözüm sürecinin bir amacı da katliamların durmasıdır ama bu katliamlar hızından hiçbir şey kaybetmeden, her gün çocuklarımız sokak ortasında infaz edilirken de çözüm sürecinin gelişmesi zordur. Devlet kamu güvenliği diyerek sürdürdüğü infazları durdurup, güvenliğin kamulaştırılmasını esas alarak Cizre başta olmak üzere tüm Kürdistan’da çözüm için atılacak ilk adımın bu infazları durdurmak olduğunu bilmelidir. Ey.....