Uygarlık savaşları yoğunlaştı
İslam uygarlığı başlangıçtaki tüm kurtuluşçu temalarına rağmen çok kısa süre içinde (Emevi Hanedanlığında M.S. 650-750) bir hegemonik uygarlığa dönüşmüştür. İslamiyet aslında son dönemlerinde iyice yozlaşan, kâr getirmeyen ve bölge halklarını, toplumsal örgütlerini çok yıpratan Bizans, Sasani çekişmesinin yüzyıllarca süren çıkmazına, çözümsüzlüklerine bir çıkış, çözüm olarak kendini sunmuştur. Adından da anlaşıldığı üzere bu mesaj Selam (İslam’ın köken kavramı) yani barış dinidir. Fakat gelenin gideni aratması türünden Emevi Hanedanlığıyla (Muhammed’in Medine Mukavelesi -sözleşmesi- M. S. 620-650’ye dek sürmüş. Muaviye-Ali çekişmesiyle Kureyşten Emevi hanedanlığı başaran taraf olmuştur.) Ortadoğu’daki uygarlık savaşları daha da yoğunlaşmıştır. Bizans ve Sasaniler defalarca yenilmiş, Kostantinopolis kuşatılmış, Sasani kentleri tümüyle ele geçirilmiştir. Ancak Çin sınırlarında (M.S. 750) durdurulabilmiştir. Hindistan’dan İber Yarımadasına, Afrika çevresine kadar yerleşilmiştir. Türk boylarının İslamlaşmasıyla Kuzey yarım kürede Orta Avrupa’dan tüm Güney Sibirya, Orta Asya’ya kadar yayılma sağlanmıştır. İktidar-devlet-uygarlık alanlarında büyük bir genişleme sağlanmıştır. Abbasi Hanedanlığı döneminde (M.S. 750-1250) hegemonik zirveye tırmanılmıştır.
Cihan İmparatorluğu kavramı çokça seslendirilmektedir. Grek, Hint hatta Çin kültürü hızla tercüme ve telif edilerek İslam için bir kültürel üstünlük yaratılmak istenmiştir. Ticaret kapitalizmi tarihin en gelişkin aşamasına erişmiştir. Aslında daha sonra karşısında hegemonik yenilgi alacağı Avrupa’yı istese kontrolü ve hatta işgali altına alabilecek güçtedir. Kârlı olmadığı için Avrupa’nın fethini sınırlı tutmakla yetinmiştir. Sanıldığının aksine Avrupa işgali karşı direnişten ötürü değil, tıpkı Roma işgallerinde olduğu gibi verimsiz olduğu için yarım bırakılmıştır. Yine Hun ve Cengiz Han istilaları da benzer nedenle yarım bırakılmıştır.
Avrupa Rönesansı hamle yaptı
15. yüzyıla kadar Avrupa’nın şansı henüz büyük güçlerin iştahını kabartacak kadar verimli, kârlı bir saha haline gelmemiş olmasıdır. Bu duruma geldiğinde de karşı hamleyle kendi hegemonyasını gerçekleştirmeyi ve kalıcı kılmayı bilmiştir.
Uygarlık anlamında İslam’ın hegemonik çöküşü çözümlenirken dıştan Moğol, Cengiz Han Hanedanlığının istila ve işgalleriyle içte mezhep çatışmaları baş sebep olarak gösterilir. Eksik bir anlatımdır. Belirtildiği gibi asıl neden kültürel Rönesans’ı gerçekleştirememesidir. Abbasi dönemi bu gerçeğin farkındadır. Kurtuluş ve barış mesajı olarak İslamiyet’in sadece dinsel fonksiyonuyla imparatorluğu ayakta tutamayacağını iyi bilmektedirler. M.S. 800-1200 döneminde gerçekten İslami Rönesans’a yaklaşan çabalar yoğunca sergilenmiştir. Bilim ve felsefe de ciddi açılımlar sağlanmıştır. Tıp, biyoloji, matematik, fizik, kimya, tarih, toplum bilimlerinde Avrupa’nın önündedir. Felsefenin hikmet, tasavvuf, mantık, ilahiyat, adalet konularında oldukça açılımları söz konusudur. Fakat sonuçta dinsel dogmatizmin ağır basmasıyla bu çalışmalar dumura uğramış, hatta lanetlenerek devre dışı bırakılmıştır. Ortadoğu’da kesintiye uğrayan Rönesans, tersine Avrupa’da hamleye geçmiştir.
Sonuçta 19. yüzyılın başlarına geldiğimizde Avrupa’da kültürel (zihniyet) devrimin zaferi kesin olmuştur. İslamik uygarlığın hegemonyasını yitirişi ve Avrupa’ya kayışın da bu kültürel devrimin zaferi belirleyici rol oynamıştır.
Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü kitabından alınmıştır.
Kültürel Rönesans gelişmeyince Ortadoğu uygarlığı Batı’ya kaydı
Ortadoğu merkezi uygarlının son evrensel hamlesi İslami uygarlık momentinde ve sentezinde gerçekleştirilmiştir. İslam adı altında sanıldığının aksine rafine bir din ideolojisi değil, o döneme kadar tüm ideolojik varyasyonların bir sentezi söz konusudur. İslam bir orijinal değil, Ortadoğu’nun evrensel kültür akışında ve uygarlığında bir dönem; bir momenttir. Aynı zamanda çok karmaşık bir ideolojik sentezdir. Talihsizlik şuradadır ki, Batı Avrupa Hıristiyanlık sentezini yeniden çözümleyerek bilim ve felsefede evrensel tarihi bir hamleye yol açarken, İslam sentezinde başlayan bilimsel felsefe çözümleri sonuca tam vardırılmadan bastırılarak Ortadoğu merkezi uygarlığının Avrupa’ya kaymasında en önemli nedenlerden birini teşkil etmiştir.