Alevi İnancında ulu, veli, aşık, sadık, ermiş, derviş, eren, evliya, pir, mürşit mertebeleri vardır. Bu dereceye ulaşan kişi yaşamı, eylemi, söylemi ile Hak ve hakikate için insanlığa hizmetin erbabıdır.  

İbrahim Halil, Nemrut’un katliamından kurtulmuş, yokluk, yoksulluk içinde bir “Mağarada” büyümüş ve içinde bulunduğu koşulları sorgulayarak hakikate aramıştır. Alevilikte “İnsanı kamil” olmaya giden yol dergahta, cemde görülen derslerin yanında benlik savaşından geçer. Benliğinden geçmeye, benliğini aşkın deryasında eritemeyen can Hakkın ve hakikatin umanına ulaşamaz. Yunus Emre “Beni bende demen, bende değilem/ Bir ben vardır, bende benden içeri” deyişinde, Hakka ulaşmanın aşkıyla varlığında olanı ortaya çıkarmanın eylemini yaşamaktadır. “Miskin Yunus biçareyim/ Baştan ayağa yareyim/ Aşk elinden avareyim/ Gel gör beni aşk neyledi?” deyişinde aşk ile hak ve hakikate varmıştır. Günümüzün modernist zelzelesinde kavramsal hakikat tartışması çok da anlamlı değildir. Dünya tarihi “Hakikat nedir?” sorusuna aranan cevaptır. Bu tartışma sonuca ermeyen soyut bir “Hiç” olgusu değildir. Hakikat, Hak için Hakka yürüyen ermişlerin yaşamında ve eyleminde yansıyan somut bir olgudur. İbrahim Xalil bu somut olgunun insanlık tarihindeki en büyük eylemcilerinden biridir.     
İbrahim Xalil’ın Hak ve Hakikate ulaşma çabası “Mağarada” kendine karşı benlik savaşıyla başlar. İnsanlarla etkileşim, iletişim, paylaşım kuşkusuz çok değerlidir! Ama ermişin okulu yalnızlıktır! Ermiş için yalnızlık “Bir mahkumiyet” değil Hak ve Hakikate ulaşmak için bir tercihtir. “Erbain çıkarmak” çileye girmek ermişin varmak istediği menzilde etapların en zorudur. İbrahim Xalil’in ikinci eylemi doğayı, kainatı tanımak ve bunun insandaki tezahürünü anlamaktır.
Güneşi, gün batımıyla birlikte gecenin mutena vaktinde karanlığı ve mehtabı izler, bu döngünün sırrını çözmeye çalışır. O’nun üçüncü eylemi itiraz edebilme, karşı koyabilme becerisidir. Neye itiraz? Neye karşı koyabilmek? Bilmeden, anlamadan hüküm yürütene! Mevcut statik, durağan yapıya ve mutlak, tartışmasız egemenliğe! Sonra mazlum ve masumları zulmün girdabına mahkum edenlere itiraz etmek, karşı koymak. İbrahim Halilullah için bunca çaba ve bedelle ulaşılan mertebede “Kendine mahsusluk” aşılmıştır. O artık bireysel biri olamaz! Kendini ve toplumu aşmış, ışığa ermiş, irşat makamı olmuştur. Mürşidin ışığı güneşe benzer, gölgeyi tercih eden ondan yararlanamaz, cahil kalır!    
Mevcut yaşamın statik, durağan yapısını kabul etmek sıradanlıktır. İnsanlık tarihinin bir yönü de sıradan olanlarla, mevcuda itiraz edip yeniyi yaratanların hikayesidir. Mazlum ve masum olanların zulüm gördüğü ortamda sessiz kalmak hakikate ihanettir, karşı çıkmak Hak yolunda ibadettir! İbrahim Xalil, anlama çabası ile hakikat yoluna girmiş, statik, durağan yaşama itiraz ederek, Nemrut gibi bir zalime karşı durarak, ibadetlerin en kutsalı ile Hak yoluna ermiştir. O’nun dördüncü eylemi zalimi ve zulmü tüketmektir!
O artık döneminin evrenseli, tüm zamanların zalime karşı Hak ve hakikati simgeleyen ermişidir. Nemrut’u hükümdar yapan gücün ve hırsın, ermişin ışığı karşısında ne hükmü olabilir ki? O ışık ki babasının amansız “Düşmanına” Anzılha’yı aşık edecek kadar cezp edicidir! O’nun beşinci eylemi Anzılha’nın varlığında insani emdin hakikatlerinden birine daha ulaşmaktır.
“Bilinmez diyarları” çölleri aşan Ermiş için ermişlik de “Aşılması gereken bir etaptır!” İbrahim Xalil’in yaşamı bir etaplar merdivenidir. Merdivenin vardığı zirve Hak ve hakikatin ışığında, insan yerine “Koç kurban” ederek, yoksullar, kimsesizler ve açlar için Halil İbrahim Sofrası açmaktır! Yoksulluğa ve açlığa mahkum edilmiş insanları doyurmaktan öte bayram olur mu? Aleviler, İbrahim Xalil’in eylemini, Şah Hüseyin’in, Hallacı Mansur’un, Hacıbektaş Veli’nin, Pir Sultan Abdal’ın insanlık için yaptığı hak ve hakikat mücadelesine benzettikleri için sever, sayar kendinden bilirler.   
İbrahim Xalil, (Kaynaklar Urfa, Harran’lı olduğunu söyler!) Üç semavi dinin mürşidi, İshak ve İsmail’in babasıdır. Rivayet o ki, “Yahudiler İshak’ın, Araplar İsmail’in soyundan gelir.” Bugün İbrahim Xelil’in “Torunları“ Ortadoğu’da hala “Allah Yolunda” insan kurban ediliyor!!! Rojava’da Kürtleri, Lazkiye’de Alevileri “Cihat için” katleden soysuzların soyu İbrahim Xalil’den geliyor olabilir mi??? Bayramın insanlığa mutluluk getirmesi dileğiyle!...
Ruhumu yitirdim bir ıssız çölde
Bedenim yanıyor Balıklı Göl’de
Kalbimi ortadan ikiye böl de
Birini alsana mazlum insanlık (Bülbüli Şeyda)