Fransa Gündemi

Mohamed Merah’ı hatırlayanınız var mı? Bundan birkaç ay önce 21 Mart günü bin polisle yapılan operasyon sonucu Fransa’nın Toulouse kentinde katledilen Mohamed Merah... Dünyanın “terörist” ilan ettiği... Merah! Sonrasında Fransız istihbaratı tarafından bir süre kullanıldığı, dahası ölümlerden sorumlu olup olmadığı konusunda belirsizlikler basına yansımıştı.
Bu haberlerin ardından susturulan basın, bugün herkesin belleğinden öylece silinip giden 23 yaşında Cezayir asıllı Mohamed Merah’ı tekrar gündeme taşındı. TF1 televizyon kanalı Pazar günü yayınladığı bir programda baskın sırasında Merah’ın polisle yaptığı diyalogları yayınladı. Genel Polis Müfettişliği, ses kayıtlarının basına nasıl sızdığı konusunda anında soruşturma başlattığını açıkladı. İçişleri Bakanlığı, “kurbanların ailelerine saygı” diyerek Yüksek Görsel-İşitsel Yayınlar Konseyi’ni göreve çağırdı. TF1 televizyonunun  yaptığı yayın diğer kanallar tarafından gösterilince Salı sabahı TF1-LCI, BFMTV ve i-Télé - à venir televizyon kanallarının şefleri Yüksek Görsel-İşitsel Yayınlar Konseyi tarafından olağanüstü toplantıya çağrılarak uyarı aldılar.
Merah’ın konuşmaları, basın tarafından “soğukkanlı ve polisle dalga geçen katil” olarak yorumlandı. Merah konuşmasında alaylı bir dille “Benim elinde silah var” diyor. Ardından, “ben ne olacağını biliyorum. Müdahalelerin nasıl işlediğini biliyorum” diyerek öldürüleceğini bildiğini belirtiyor. “Önünüzde ölümden kormayan bir adam var. Yaşam sizin için ne ise ölüm de benim için öyle. Ölümden korkmuyorum. Parkistan’da gördüm ben yanlız değilim, çok sayıda kardeşim var...”
Olağanüstü bir tepkiyle karşılanan belgesel tarzındaki görüntülerin internet ortamından kaldırılması için tüm girişimler başlatıldı. Bunun en önemli gerekçesi ise “kurbanların ailelerinin acısına saygı“ gösteriliyor. Merah’ı yaratan zihniyet kendi yarattığı eserinin sesinden “kurbanlar” için tedirgin oluyor...
Kurbanlar Merah’ın mı? Aslında Merah onlardan önce kurbandı. Terörün silahlı eylemleri ve yapılanmalarına karşı nasıl etkin mücadele edilmeli, terörün beslendiği sosyo-kültürel zemin, güvenlik ve güvenlik stratejileri, suçlu önleme, suçlu ile mücadele algısı yaratma... söylemleri ulusal güvenlikten küresel güvenliğe diye diye, tıpkı ABD gibi Fransa’da kendi “teröristi”ni yaratmış oldu. Neden emperyalist devletler sürekli bir güvenlik krizi yaratır, bunun ekonomik-sosyal-politik altyapısı elbet daha geniş bir yazı konusu. Burada panik yaratan, rahatsız olunan asıl olarak kendi yarattıkları silahın kendilerine nasıl döndüğüdür.
Merah’ın polisle yaptığı bütün diyalog boyunca sakin tavrı, ölüme gittiğini bile bile polisle dalga geçişi... daha şimdiden Fransa’da yaşayan sistem dışılaşan yabancı gençliğe esin kaynağı olmaya başladı. Gençler tarafından Merah için binlerce site oluşturulmuş durumda. Fransa’da seçim öncesi tezgahlanan oyun şimdi devletin korkularını büyütüyor. Yabancı gençleri kendi toplumlarına karşı kullanma, onları ajanlaştırma, kimliksizleştirme siyaseti konusunda Fransa birinciliği hala başka ülkeye kaptırmış değil. Kolonilerinden bu konuda epey deneyim elde etmiş Fransa’nın en büyük başarısı Cezayir örneğidir. Binlerce Cezayirli’yi işbirlikçileştirerek Cezayir direnişçilerine karşı onyıllarca kullanmış Fransa, Cezayir’i terketmek durumunda kaldığında ise bu işbirlikçileri kendi ülkesine getirerek korumaya almıştı.
Fransa tıpkı Bin Ladin ve Saddamları yaratan zihniyet gibi kendisine, bir Mohamed Merah yaratmış oldu. Şimdi Merah’ın görüntülerini büyük bir telaşla silmeye çalışıyorlar... neden mi? Kendi kontrollerinde olmayan Merah potansiyelini taşıyan onbinlerce genç Fransız banliyölerinde öbeklenmeye başlamış... Yeni İçişleri Bakanı’nın göreve gelir gelmez Val D’oise Camisi’ne gidip kardeşlik mesajları vermesini de aynı bağlamda okuyabiliriz...