Geçen haftaki yazımda Kürdistan izlenimlerimi bu hafta yazacağımı söylemiştim. Yazmaya başlıyorum.

İlk tespitim Kürdistan’da artık kimlik sorunu diye bir sorun yok. Ne TC yetkilileri Kürt kimliğini inkar ediyor, ne de Kürtler kimliklerini eskisi gibi saklıyorlar.
Kürdistanlılar kimliklerini saklamadıkları gibi, Kürdistanlı olduklarınıda açık bir biçimde ifade ediyorlar. Kürtler yıllarca altında ezildikler korku duvarlarını yer ile bir etmişler.
Şüphesizki kimlik inkarının ortadan kalkması öyle kolay olmadı. Kürtler kimliklerini özgürce ifade edebilmek, Kürdistanlı’yım diyebilmek için 40 yıllık zaman sürecinde çok ağır bedel ödediler. Halen de bedel ödemeye devam ediyorlar.
İşkence gördüler, hapis gördüler, sürgün gördüler, faili belli cinayetlere tanık oldular, köyleri, yurtları viran edildi, bütün bunların karşılığında inkar edilen kimliklerini, ülkelerini buldular.
Bundan böyle hiç kimse onların kimliklerini inkar edemiyecek, vatanlarında vatansız, özgürlüksüz yaşamıyacaklar.
Bundan kırk yıl önce Kürdistan’ın şehirlerine, yerleşim birimlerine gittiğiniz zaman, şehirlerde yerleşim birimlerinde Kürtlüğün esamesi okunmazdı. Şimdi ise Kürt şehirlerinin çarşılarında gezdiğiniz zaman, dükkanların levhaları, evlerden, kahvelerden, düğünlerden yükselen Kürtçe müzik sesleri, çarşıda alış-veriş yapılırken kullanılan dil buraların Kürtlerin vatanları olduğunu açıkça anlatıyor.
Bu gelişmelere rağmen kültürel kolonyalizm şüphesiz ki yine koyu despotluğunu devam ettiriyor. Kuzey Kürtleri halen bir statüye sahip değiller. Ulusal, demokratik hakları halen hukuki ve anayasal teminat altına alınmamış. Ancak otuzbeş yıl içerisinde kendi kimliğini bulabilen Kürtler verdikleri, vermeye devam ettikleri radikal demokratik mücadeleleri ile yakın bir gelecekte ulusal, demokratik haklarınıda anayasal ve hukuki teminat altına almasını bileceklerdir.
Kürt çocukları şehirlisi, köylüsü ilkokula başlayıncaya kadar aralarında kendi ana dilleri ile konuşuyorlar, oyunlarını ana dilleri ile oynuyorlar, asimilasyon politikası okul çağlarında kendisini gösteriyor. Ancak bu koyu asimilasyon politikasına karşın Kürt çocuklarını asimile etmek o kadar kolay olmuyor. Son kırk yıllık mücadelenin kadrolarının bu okullarda okuma fırsatı bulan fakir halk çocukları olduğu hiç bir zaman unutulmamalıdır.
Yukarıda belirttiğim gibi Kürtlerin artık kimlik sorunları yoktur. Bundan böyle Kürtlerin en önemli sorunları radikal demokratik mücadelelerini yükseltecek öncülerin, kadroların yetiştirilmesidir. Siyaset okullarının önemi kendisini burada hissetirmektedir. Kürdistan’da her Kürt evi bir siyaset okuluna dönüştürülebildiği zaman, kitleler sadece bilinçli değil örgütlendirildikleri zaman Kürtler siyasal bir statüye sahip olabileceklerdir.
***
Kürt Özgürlük mücadelesinin canlı tanığı sayın Hatice Altun ana doksanüç yaşında sürgünde Hak’a yürüdü. Ben onu 1991 yılının Aralık ayında soğuk bir Eskişehir sabahında Eskişehir E-Tipi Cezaevinin önünde tel örgülere hücum ederken tanımıştım. Kim bu yiğit ana diye sorduğumda şehit Haydar Altun ile Rıza Altun’un annesi olduğunu söylemişlerdi. Hatice Altun ile daha sonra sürgünde etkinliklerde karşılaştım. İlkönce şehit anası idi, sonra şehit ninesi de oldu. Ömrü hep sürgünlerde geçti. Ülkesine dönecek, kendisini yolculamayı çok isterdim. Ancak yirmi beş gündür çektiğim ayaklarımdaki rahatsızlığım nedeniyle son yolculuğunda yanında olamayacağım. Yolun açık olsun Hatice Ana. Kürt halkının, yakınlarının sevenlerinin başı sağ olsun.
***
İzlenimlerimi gelecek hafta anlatmaya devam edeceğim. Kalın sağlıcakla!


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 15 Temmuz 1951 tarihinde, Kürt siyasetçi, Kürdolog, Xoybûn örgütü kurucusu ve ilk G.Başkanı, Kürt Latin alfabesinin kurucularından Hawar ve Ronahi dergilerinin sahibi  ve yazarı Celadet Mir Bedirxan Şam’da vefat etti.
* 15 Temmuz 1985 tarihinde Dicle Talebe Yurdu ve Kürtleri Koruma komitesi üyesi 1950-1954 Diyarbekir milletvekili M.Remzi Bucak sürgünde Paris’te vefat etti.
* 19 Temmuz 1987 tarihinde Kürdistan’da Olağanüstü Hal Valiliği kuruldu. Diyarbekir, Van, Siirt, Hakkari, Elazığ, Çewlik ve Dersim’de Olağanüstü Hal ilan edildi.