Amed’de 2 Temmuz günü 70 avukatın bir araya gelerek oluşturduğu “Kürdistan Hukukçular Derneği”nin Diyarbakır Valiliği tarafından anayasaya aykırı bulunmasının arkasında, “bölünme fobisi”nin yattığı ortaya çıktı. Derneğin kuruluşu için Diyarbakır Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü’ne yapılan başvuru İçişleri Bakanlığı‘na gönderildi. Valiliğin dernek başvurusunu isminden dolayı Anayasa’ya aykırı olarak görmesinin ardından derneğin eşbaşkanlarına 25 Ağustos tarihinde gönderilen yazıda gerekçeler sıralandı. Kuruluş bildirimi yapılan derneğe ilişkin araştırma yapıldığı belirtilen yazıda, dernek tüzüğünün derneğin ismi başlıklı 1. maddesindeki “Kürdistan” kelimesinin Anayasa’nın başlangıç hükümlerinin 1 ve 5. fıkraları ile 3, 5 ve 14. maddelerine açıkça aykırılık teşkil ettiği savunuldu. Yazıda gerekçe olarak gösterilen anayasa maddeleri, derneğin isminin kabul edilmemesinin arkasında yatan nedenin devlet yetkililerinin yıllardır dilinden düşürmediği “bölünme fobisi” olduğunu ortaya koydu. Yine gerekçe olarak gösterilen maddelerden kimisi de yıllarca ötekileştirilen halklara karşı kullanılan tekçiliğin kendisi.


Kürdistan, bölüyor!

Gerekçe gösterilen maddelerden 3. maddenin Anayasa’daki karşılığı şöyle: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.”
Kürdistan isminin aykırı olarak görülmesine gerekçe olarak sunulan bir diğer anayasa maddesinde ise “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak” ifadesine karşılık geliyor.
Kürdistan isminin ülkeyi böldüğü için gerekçe olarak gösterilen bir diğer madde de “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz” ifadesi yer alıyor.
Gerekçe olarak sunulan maddelerden anlaşıldığı gibi devletin Kürtlere karşı “bölünme fobisi”nin halen bitmediği anlaşırken, çözüme dair tartışmaların güçlü bir şekilde dillendirildiği böylesi bir dönemde bu fobinin halen geçerliliğini koruması akıllara soru işareti getiriyor.

Eşbaşkanlık da aykırı!

Kürdistan ismini Anayasa’ya aykırı bulan valiliğin sadece bununla yetinmediği de yazının devamında ortaya çıkıyor. İlk kez Kürt siyasi hareketi tarafından hayata geçirilen ve sonraki dönemlerde siyasi partilerde genel başkanlık için resmileşmesinin ardından başta belediye olmak üzere STK ve çeşitli kuruluşlarca hayata geçirilen eşbaşkanlık da valilik tarafından yasalara aykırı bulundu. Valilik derneğin kuruluş tüzüğünde yer alan eşbaşkanlık ibaresinin Dernekler Kanunu’nun hükümlerine göre böylesi bir örgütlenme şekli olmadığı gerekçesiyle aykırılık teşkil ettiği sonucuna vardı.


HAYRİ DEMİR/DİHA/AMED