“Kürdistan Kürtlerindir” cümlesi ise, Kürtler yararına planlanan, ama ters tepen trajik bir Oya Baydar belirlemesidir.
Baydar’ın, topraklara ulus isminin verilmesini reddeden sosyalist bilince sahip olmasını diliyordum.
“Kürdistan’in Kürtler’in” olmasını dilemek, Kürtler’e suç ișletme icazeti anlamına gelecektir. Egemenlik, suç ișleme cazibesine yakın bir aidiyettir.
Bunca kayıptan sonra, Kürtler bu payeye sahip olmamalıdırlar.
Geçiyorum:
Türkiye’nin biri “solcu” diǧeri Pașa varisi iki gözde yazarının yukarıda aktardıǧım belirlemeleri, bir hafta öncesine ait.
İki belirleme de, Türkiye’deki Kürdistan yangınına denk geliyor.
Türkiye’de bir türlü erimiyen “çelikten devlet politikası” sahasında yazıldıkları için “ılımlı” sözler.
Kürtler’e dost kalemler.
Gecikmeli de olsa;
İș ișten geçmiș, ve artık Kürtler’in engellenemeyecek güç olmaları gözönünde tutulsa bile;
Sempatik sinyaller.
Bir zamanların güzel dizilerini hatırladıǧım kadarıyla aktarıyorum:
Qasım Begê Kufrewî li Enqerê mehfûra pîra ewsûnkerê sivar bû;
Berê xwe da Qersê, çû û çû…”
(Küfrevi’li Kasım Bey Ankara’dan trene bindi:
Yönünü Kars seçti, gitti ve gitti…”
Ve on yıllar öncesine gidiyorum.
Musa Anter ve arkadașları, 49’lar, Șerafettin Elçi vd.
Sonrası Ankara’da çıkan onlarca Kürt dergisi.
O dönemin meșhur tüm “Kürtçü”leri.
Sosyalist lider Dr. Șivan.
Tümü Ankara önlerinde, durduruldular.
Birçoǧu defalarca hapishanelerde “islah” edilmek istendiler.
Olmadılar.
Her Kürt Ankara’ya “mecbur” edilmek istendi.
Olmadı.
Öcalan ve arkadașları, partilerinin kurulușunun temellerini Ankara’da attılar.
Yerleșemediler.
Ve hepsi, Ankara’dan ya bir trene, ya bir otobüse, ya da yürüyerek, yönlerini Kars’a deǧil, Botan’a verdiler gittiler ve gittiler.
Mısralardaki Milletvekili Kasım Bey, Ankara’ya, ama Meclis’e geri döndü.
Ancak Kürdistan adına Ankara’dan kopanlar, șimdi Ankara’ya geri dönüyorlar.
Mesud Barzani, Ankara’ya Kürdistan Hükümeti’nin Bașkanı olarak kabul gördü.
Salih Muslim, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okudu.
Bu yıl, Rojava Kürdistan’ı Partisi’nin Bașkanı olarak Ankara’ya konuk oldu.
Sabahat Tuncel, Kürdistan daǧlarından kopup Ankara’ya, Ankara’dan çekip gittiǧi gibi gelmedi.
Giderken kuvulmuștu, gelirken de “mecburen konuk” edildi.
Ankara’dan çekip giden Gerilla liderleri, kendileri çekip gitmekle kalmadılar, Ankara’daki “Türkler”i de aralıklarla Ankara’dan çekip aldılar.
Hasan Cemel kaçıncı kez Kandil’e gitti?
Yakında Kürdistan Ulusal Kongresi toplanacak.
Belki Kongre’nin konukları arasında Hasan Cemal ve Oya Baydar da olacaklar.
Ve Hasan Cemal’in sorusuna dönüyorum:
Kürdistan Devleti kurulur mu?
Tren Ankara’dan kalkıp gideli hayli zaman geçti…
Kürdistan kurulur mu?
Kürtler “baǧımsız devlet” isterlerse? Bu soru, Kürdistan son duraǧa varmak üzereyken Hasan Cemal tarafından kaleme alındı.