Güney Kürdistan'ın Hewlêr kentinde, bir dergide çıkan makalede Allah'a hakaret edildiğini ileri süren binlerce kişi, imamların Cuma hutbesinde ayaklanma çağrısından sonra önceki gün sokaklara döküldü. Parlamento binasını taş yağmuruna tutan göstericiler daha sonra içki satan bir işyeri ile bir kulübe saldırarak ateşe verdi. Bir televizyon binasına da saldıran göstericilerilerden 100'ü gözaltına alınırken, 15 güvenlik görevlisinin yaralandığı belirtildi.
Hewlêr'de yayınlanan bir dergide yer alan "Allah'ın kızları" adlı makalede Allah'a hakaret edildiğini ileri süren binlerce kişi, geçen Cuma namazında imamların, 'ayaklanın' çağrısı üzerine önceki gün öğlen saatlerinde Hewlêr'de sokaklara çıktı. Parlamento binasını taş yağmuruna tutan ve daha sonra içki satan bir işyeri ile bir kulübe saldırarak ateşe veren göstericiler, bir televizyon binasına da saldırdı. Peşmergelerin havaya ateş açarak dağıtmaya çalıştıkları göstericilerin eylemi saatlerce sürdü. Yaşanan olaylar nedeniyle 15 güvenlik görevlisi yaralanırken, yaklaşık 100 gösterici gözaltına alındı.

Vali açıklama yaptı
Hewlêr Valisi Nevzat Hadi, televizyon ve gazetelere konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yapılanların kabul edilemez olduğunu belirterek, olay çıkaranların Parlamento'ya saldırmak ve bazı özel yerleri yakmak suçundan mahkemeye çıkarılacağını söyledi. Bir çok yerin hedef olduğunu kaydeden Vali Hadi, "Resmi izin alınmadan yapılan eylemde, Parlamento binasına ve Aile Kulübü Awez, Otel Vya Royal ve Zagros televizyonuna saldırı düzenlenmiş" dedi.

Kerkük ziyareti günü
Vali Nevzat Hadi, olayların Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin Kerkük'e geldiği gün çıkmasına da dikkat çekerek, "Irak Başbakanı Nuri Maliki, Kürt bakanların boykot ettiği bakanlar kurulu toplantısını yapmak üzere Kerkük'te bulunuyordu. Bu nedenle bugün yaşananlar manidardır" diye konuştu.

Asıl amaçları başka
Kürdistan Parlamentosu Başkanı Diyanet ve Din İşleri Komisyonu Başkanı Beşir Halil ise, saldırgan göstericiler ve onları örgütleyenlerin ne istediklerini ve hangi amaçla bu eylemi yaptıklarını anlayamadıklarını söyledi. Halil şöyle konuştu: "Parlamento'nun önüne geldiklerinde, komisyon olarak ve bazı parlamenter arkadaşlar onları karşılamaya gittik. Onların taleplerinin ne olduğunu veya ne istediklerini anlamak için çok uğraştık. O da yetmedi, megafonla onlara seslenerek taleplerinin ne olduğunu ve istediklerini öğrenmek ve yardımcı olmak için onları dinmeye hazır olduğumuzu söyledik. Ancak bize niye geldiklerini kimse söylemedi. Bize Çirpe dergisinde çıkan yazıdan bahseden oldu. Biz de onlara derginin kapatıldığını ve editörünün tutuklandığını söyledik. Ayrıca daha önce bir yasa hazırlanması talebinde bulunulduğunu ve şu anda bu yasa için hazırlık yaptığımızı söyledik. Ve başka bir talepleri olup olmadığını sorduk ancak kimse niye, hangi amaç orda toplandıklarını söylemedi. Bu da şunu açıkça gösteriyor ki gelenlerin ne bir amacı, ne de bir talepleri vardı. Bir çok polis ve Parlamento güvenlikçisi yaralandı. Ardından Parlamento binasının önünden ayrıldılar ve bazı yerleri ateşe verdiler. Bu da asıl amaçlarını gösteriyor zaten."

AZİZ KÖYLÜOÐLU - HEWLÊR




İran operasyonu mu ?

Hewlêr merkezli siyasetin Ortadoğu’daki gelişmelere cevap olamadığı bir kez daha ortaya çıktı. Hewlêr’deki şiddet olayları Ortadoğu’daki gelişmelerden bağımsız değerlendirilemez zira detaylara bakıldığında bu net bir biçimde ortaya çıkıyor.
Önce neler yaşanmıştı ona bakalım: Çırpe dergisi en son sayısında Helmet Goran imzalı bir makale yayınlandı. Bölgenin din alimleri bu makalede İslam dinine ve onun peygamberine hakaretler yapıldığını söyleyerek halkı tepki vermeye çağırdı. Başbakan ile görüşen alimler siyaseti de bu olayların içine çekti. Tepkiler karşısında Çırpe dergisi kapatıldı ve başyazarı da tutuklandı. Bunun üzerine birkaç gün bölgede küçük çaplı eylemler olmaktaydı. İslami reflekslerin güçlü olduğu bölgede şimdiye kadar büyük çaplı eylemler Cuma günleri yapılırdı. Fakat bu sefer öyle olmadı ve eylemler Salı günü yapıldı.
Yaşanan olayları veya operasyonu, bölge siyasetinden bağımsız olarak görmemek gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde İran’ın Hewlêr Konsolosluğu bir açıklama yaparak, Güney Kürdistan’da İsrail ve Siyonizm’in etkili olduğunu söylemiş ve Güney Kürdistan yönetimini İsrail ile işbirliği yapmakla suçlamıştı.

Maliki'nin Kerkük çıkarması
Gelişmeler bununla sınırlı değil. Irak Başbakanı Nuri Maliki, 20 bakanıyla Kerkük’ü “yeniden işgal” çıkarması yaptı. Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı üzerinden tartışmalar yaparken, Nuri Maliki’nin bakanlar toplantısını ilk kez Kerkük’te yapması ve Kürt bakanların katılmaması Irak’taki krize yeni bir boyut kazandırdı.
Bir yandan İran, Kürdistan'ı İsrail ile işbirliği suçlamakta, diğer yandan İran ile stratejik ittifak halinde olan Nuri Maliki Kerkük’te bakanlar toplantısı yapmakta. Aynı gün Hewlêr’de böyle olayların gelişmesi iç içe geçmiş politik atakların ortak noktası olmaktadır.
Olayların geliştiği saatlerde Federal Kürdistan Başkanı, İran’ın Irak Konsolosu Hasan Danayifer ile bir görüşme yapıyordu.
Hewlêr, Maliki ve İran arasında dün yaşananlar, Güney Kürdistan'ın aslında nasıl bir dengede varlığını koruduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Maliki üzerinden denetim
İran ile Güney Kürdistan arasındaki ilişkiler çok hassas bir dengede ilerlemekte. Kürdistan, bir yandan İran ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürmek istemekte, diğer yandan ABD eksenli İran karşıtı politikalara ters düşmemeye çalışmaktadır. Fakat İran, bu dengeye zaman zaman ağırlığını koyma girişiminde bulunmakta ve Nuri Maliki hükümeti üzerinden Kürdistan'ı tamamen denetlemek istemektedir. Hewlêr’deki olaylar, buna yönelik bir operasyonlar olarak görülmektedir. Maliki’nin Kerkük’ü yeniden işgal eylemine karşı,  Güney Kürdistan'ın aşırı tepki vermesini engellemek için Hewlêr merkezli olaylar çıkartmak, yıllardır devletler tarafından uygulanan bir taktik olarak dikkat çekiyor: İçte karışıklık olduğunda dışa karşı zayıflarsın.

Neden zemin buluyor?

Bu noktada bölge siyasetinin de ciddi zaafları görülmektedir. Bir dergide yayınlanmış bir yazı çok gündem yapılmış ve bu olayların zemini hazırlanmıştır. Güney siyasetinin siyasal İslam’ın bölgede güçlenmesine neden olduğu açık. Bir yandan sınıflar arasındaki ekonomik uçurumun derinleştiği, diğer yandan yolsuzlukların herkesin dilinde olduğu bölgede siyasal İslam ciddi zemin bulmaktadır. İran’ın bölgedeki siyasi partilere ciddi maddi destek sunduğu yönünde iddialar var.