Kürdistan’da kadına yönelik yürütülen özel savaş politikalarını değerlendiren SKM MYK üyesi Satiye Ok, “Yaşanan katliamlar, mücadeleyi daha ileri bir seviyeye taşımak zorunda olduğumuzu gösteriyor. Bir araya gelmeli ve demokratik tepkimizi güçlü ve örgütlü bir şekilde ortaya koymalıyız” dedi.
RENGİN AZİZOĞLU / JINNEWS/AMED
Kadına yönelik şiddet, kadın katliamları, şüpheli ölümler gün geçtikçe artıyor. Bir yandan kadınların kazanılmış haklarına saldırılar gerçekleşirken diğer yandan iktidarın bölgede yürüttüğü özel savaş politikaları ile kadını hedef alması dikkat çekiyor. Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Satiye Ok, kadın katliamlarını, bölgede yürütülen özel savaş politikalarını ve buna karşı ortaya koydukları mücadele hattını anlattı.
Kürdistan’da ayrı bir politika
Kürdistan’da artan kadın katliamlarının altında yatan sebebin siyasi iktidarın yürüttüğü özel savaş politikası olduğunu söyleyen Ok, “Emperyalist güçlerin Ortadoğu’da yürüttüğü savaş politikası sonucunda kadınlar göç, şiddet, tecavüz tehditleriyle yüz yüze kalıyorlar. Namus adı altında kadınlar katlediliyor, intihara sürükleniyor. Yasa nezdinde erkekler hep korunuyor. Kravat takarak iyi hal indirimi alan erkekler dışarı çıkınca başka kadınlara tehdit oluşturuyor. Bu politikalar sürekli olarak erkek şiddetini doğurdu” dedi.
Failler hep kolluk güçleri
Kürdistan’da uygulanan özel savaş stratejileri sonucu kadınların şiddetin farklı yüzleriyle karşı karşıya kaldığına dikkat çekerek, son süreçlerde Amed, Dersim, Mêrdîn ve Êlîh’te ortaya çıkan fuhuş, tecavüz, kayıp olaylarının faillerinin kolluk güçlerine dayandığını hatırlattı ve şunları ekledi: “Buna en yakın olarak Gülistan Doku örneğini verebiliriz. Gülistan’ın erkek arkadaşının bir polis çocuğu olmasının, bulunmaması üzerinde bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Dersim’de kurumlarla ve Gülistan’ın ailesiyle yaptığımız görüşmelerde meselenin sadece Gülistan olmadığını söylüyorlar. Polislerin genç kadınlara onlarla arkadaşlık edilmesi yönünde zorladığı ve bunun sonucunda da bu tür olayların yaşandığı aldığımız bilgiler arasında. Biz bunu basit bir duygusal ilişki olarak değerlendirmiyoruz. Bunun bir devlet ve iktidar politikası olarak özel tercih edildiğini düşünüyoruz. Genç kadınlar yaşamdan kopartılmaya çalışılıyor. Dersim’deki kadınların isyanı da bunadır.”
SKM olarak bugüne kadar birçok kadın katliamı davasının takipçisi ve sürdürücüsü olduklarının altını çizen Satiye Ok, Dersim’de kaybolan Gülistan Doku meselesinde birinci dereceden şüpheli olanların soruşturulması gerekirken muhatabı olmayan, kadın özgürlük mücadelesi ve kadın katliamlarına karşı mücadele edenlerden hesap sorulması manidar olduğunun altını çizdi ve demokratik kitle örgütleriyle birlikte Gülistan bulunana kadar sormaya edeceklerini söyledi.
Mücadeleyi daha ileriye taşımalıyız
Bugün Gülistan’ı, bundan 5 yıl önce de Özgecan’ı konuştuklarını söyleyen Satiye, kadın hareketlerinin dünyaya yaydığı “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sloganının çok önemli olduğunu belirtti. “Çünkü biz çok eksildik, çok katledildik, çok şiddete maruz bırakıldık. Biz ancak cins öfkesiyle, bilinçlenmesi ve aydınlanmasıyla toplumsal duyarlılığı arttırabiliriz” diyen Satiye, şunları dile getirdi: “Örgütlenerek, yan yana gelerek sorunlarımızı çözmeliyiz. Önümüzde 8 Mart var. Yüzyıllar önce kadınlar bazı bedeller ödeyerek haklar elde ettiler ve bunu bize miras olarak devrettiler. Biz bu mirasın sürdürücüsü olarak kadın özgürlük mücadelesini büyüten ve başka kazanımlara dönüştüren bir yerden örgütlenmek zorundayız. Yaşanan katliamlar, bu mücadeleyi daha ileri bir seviyeye taşımak zorunda olduğumuzu gösteriyor. Bir araya gelmeli ve demokratik tepkimizi çok güçlü ve örgütlü bir şekilde ortaya koymalıyız. Bu bakımdan da 8 Mart’a kadınların daha kitlesel, daha güçlü katılmalarını istiyoruz.”