Türkiye Cumhuruyeti (TC) devleti ve özelde de AKP medyası Kürdistan’da vurulan asker ve polisleri şehit diye çarşaf çarşaf işliyor. Bu yetmiyor, üstelik milliyetçiliği ve dini duyguları istismar etmekten de asla geri çekilmiyor.
Önce şehitlik kavramının ne anlama geldiğini yazmalı ki, Kürdistan’da vurulan her asker ve polisin ne kadar şehit olup olmadıklarını tespit edebilelim.
Şehitlik kavramını sözlükler: “Allah yolunda canını fedâ eden, dinini, vatanını, bayrağını, namusunu müdafaa ederken ölen, haksız yere öldürülen Müslüman” diye tanımlıyor.
Bugün Kürdistan’da kaç tane polis, özel hareket, subay derken asker Allah yolunda canını feda etmektedir?
Ya da kaç tane böyle ölmüş ya da öldürülmüş olan asker, polis başka bir ülkede o ülkenin insanlarını öldürerek kendi vatanını koruyor?
Bayrak meselesine gelelim. Bugün asker ve polislerin öldürüldüğü ülkede ki bu ülke üstelik işgal edilmiş bir ülke olduğu halde, bayraklarına kim ne demiş ki, bayrağını koruyor?
Başka bir ülkede, başka bir toprakta hem de oraları yerle bir ederken öldürülen bir asker ya da polis haksız yere öldürülmüş bir Müslüman mıdır?
Ülkene saldırı yok, bayrağına saldırı yok, Müslümanlığına bir saldırı yok, Allah yolunda ise yürürken ölmemişsin o zaman nerenin şehit askeri ve polisisin?
“Kutsal bir ülkü veya inanç uğruna savaşırken ölen kimse” deniliyor ancak haksızlığa karşı verilen bir mücadele de olduğuna göre, senin haklılığın nerededir diye sormazlar mı?
Dahası, bugün Kürdistan’a gelen her asker ve polis bir kere Müslüman bir ülkeye gelip, orayı yakıp yıktığı için İslam dinine karşı savaş açan bir asker ve polis olduğu için ancak ve ancak din karşıtı bir savaşçı olabilir. Birer muhacim olabilir.
Kendi ülkesini ve bayrağını savunmak için savaşmamış, tam tersine ağırlıklı olarak Müslüman bir ülkeye saldırdığı için de şehit değil bir işgalci olabilir.
Hem de paralı bir işgalci. Yani paralı bir lejyoner, bir Gurka, bir Falanj, bir Condottieri, bir Çarkacı.
Yani birer MÜTECAVİZCİ! Yani birer saldırgan ve kan emici...