Hristiyanlar Nasıralı İsa’nın doğduğu mağarayı ve Meryem Ana Kilisesi’ni, Müslümanlar Kâbe’yi, Yahudiler Ağlama Duvarı’nı, Ezîdîler de Laliş’ı kutsal mekânları olarak kabul eder. Ezîdîlerin Laliş dışında kutsal saydıkları bir mekân da Ermenistan’da bulunan Şamîram köyüdür. Kars’a 15 kilometre uzaklıkta bulunan Şamîram, 20. yüzyılın başında Kafkasya’ya sürgün olmuş Kürtlerin dini merkezi.

Ezîdîler, köyün ortasında bulunan heykeli kutsarlar. Önünde eğilir, öper ve dua ederler. Heykel; kutsal kitap Mezhefa Reş, Zerdüşt, Güneş ve Melekê Tavus’un görüntülerinden oluşuyor. Heykelin Laliş gibi dört köşe olması da dikkat çekiyor. Sanki Laliş’ın küçük bir örneği. Meleke Tavus’a söz veren, adak adayan herkes buraya gelip dua ediyor. Her yıl binlerce Ezîdî buraya gelerek Hac görevini yerine getirir. 


Köyün her yerinde ziyaretgah gibi

Şamîram aslında bir ziyaretgah yatağı gibi. Köyün her yanında kutsanan yerlere rastlamak mümkün ve kutsallık Ezîdîlerle birlikte başlamıyor. Daha önce burada yaşayan değişik inançtan insanlar için de burada ziyaretgahlar bulunuyor. Bu kutsal yerlerden biri Zinarê Kun (Delik Kaya)’dur. Zinarê Kun köyün batısında bulunuyor. Bu kayada iki delik var. Dini inançlarına göre hiçbir yerde çare bulamayan hastalar, hastalıklarına bu delikten iki defa geçtikten sonra derman buluyor ve iyileşiyorlar. Bu kaya kutsal olarak görülüyor ve daha önceden burada yaşayan Müslüman Kürtler arasında da burası kutsal olarak görülüyormuş. Zinarê Kun’un yanında yer alan bir çeşme de aynı şekilde kutsal sayılıyor. Hıristiyanlar da bu taşın hemen altında Meryem Ana’nın küçük bir heykelini yapmışlar. Biraz yukarısında da bir çeşme bulunuyor. Bu çeşme de kutsal sayılıyor. Köyün suları kesildiği zaman kadınlar omuzlarına uzunluğuna bıraktıkları bir çubuğa bağladıkları kovalarla buradan su çekiyorlar. Su hem ihtiyacı karşıladığı, hem çok temiz ve sağlıklı olmasından köylüler için ayrı bir önemi bulunuyor.

 

Asuriler, Müslüman ve Ezîdî Kürtlerin türbeler

Şamîram’da surlarla çevrili bir de kale var. Restore edilmediği için harabe haline gelmiş. Bu kalenin Asurilerin mi, Müslüman Kürtlerin mi olduğunu kimse bilmiyor. Ancak buraya “Şamîram Kalesi” deniliyor. Siyah ve büyük taşlardan yapılmış olan kalenin etrafı köyü saldırılara karşı koruması için surlarla örülmüş. Ancak geçmişten bugüne surun taşları kalmış. Köyün yukarısında Asurilerin, Müslüman ve Ezîdî Kürtlerin türbeleri de bulunuyor. Ezîdî Kürtlerin türbelerinde çok sayıda heykel dikkat çekiyor. Ermenistan’daki ilk Kürt parlamenteri Yusuf Bey’in  türbesi en yukarıda olduğu için köyün nöbetini tutarcasına kuşbakışı bakıyor.

 

Asimilasyon politikası

Şamîram’da bazı Şexler “Kürt” kelimesi kullanmıyor. Kullanıldığı zaman şiddetli bir refleks gösteriyor ve anında şu cevabı veriyorlar: “Biz Kürt değil Ezîdîyiz”, “Milletimiz Ezîdîlik, dinimiz Şerafettin’dir”. Halk bu tür anlayışlara büyük bir şiddetle karşı çıkıyor. Ermenistan devletinin Kürtlere yönelik sistematik bir asimilasyon politikası olarak görüyor. Şamîram’da yaşayan Miraze Remoş, “Biz Kürdüz, Kurmancız. Dinimiz Ezîdîlik. Bu Şexlerin Kürt olmadığına inanıyorum. Çoğunun Arap olduğunu düşünüyorum. ‘Kürt değiliz’ demeleri, Kürtlüğü kabullenmemeleri bunu gösteriyor. Dinimizi değiştirip Hıristiyan da olabiliriz. Fakat ulusumuzu değiştirip ‘biz Kürt değiliz’ diyemeyiz. Şamiram’daki bu şexler sadece Ermenistan’da ‘Biz Kürt değiliz’ diyorlar. Başka yerlerde Kürt olduklarını söylüyorlar” diye konuştu.

 

70 yıl Kürtçe eğitim verildi

Şamîram, 1990’a kadar 600 hanelik bir köymüş. Ancak Sovyetler Birliği dağılınca Ermenistan’ın diğer bölgelerinde de yaşandığı gibi burası da yavaş yavaş boşalmış. Şimdi köyde 20-30 hanelik bir nüfus kalmış. 

70 yıla yakın bir zaman köyde Kürtçe eğitim veriliyordu, ancak 20 yıla yakın bir süredir ne dil eğitimi ne de doğru dürüst okul kaldı. Köyde yaşayanların çoğu Rusya ve Avrupa’ya göç ettiler. 

Şamîl Beko dengbejler ve Erivan radyosunun sorumluluğunu yapan Ahmedê Goge Şamîram köyündendi.

Şamîram; dağı, boğazı, deresi, ağaçları, bahçeleri ve kayalıklarıyla Kürdistan’dan bir parçayı andırıyor. Sanki Kürdistan’dan getirilen bir parça buraya yerleştirilmiş gibi. Fakat Şamîram’ın yavaş yavaş sahipsiz kalıyor. 

Onlar ilk geldiklerinde “5 yıla kadar her şey düzelir ve geri gideriz Kars’a’’ dediler. Sonra buraya yerleştiler. Nesiller gidip gelmeyi, diğerleri diğer taraftakilerin adlarını unuttu. Bir çoğu da soğuğun cehennemi Sibirya’ya sürgün gitti. Bir yüzyıl geçti. Şamîram, acının çığlığa dönüştüğü bir mekan şimdi. n KÜLTÜR SERVİSİ