Kürdistani ve Kürtlük mücadelesindeyiz

Murat Karayılan
Karayılan: Hareket olarak Kürtlerin demokratik birliğini stratejik bir husus olarak ele alıyoruz
- Yürütülen mücadele, demokrasi ve demokratik sosyalizm mücadelesi olduğu kadar, ondan daha çok da Kürdistani ve Kürtlük mücadelesidir.
- Kürtler olarak kendi topraklarımız üzerinde özgür bir şekilde nasıl yaşayacağız? Şimdi bunun mücadelesi yürütülüyor ve herkesin bu hakikati görmesi gerekir.
Kürtlerin yasal statüye kavuşması ve Önder Apo’nun özgürlüğü gerçekleşmediği sürece mevcut 220 yıllık sorunun da köklü bir biçimde çözülemeyeceğini vurgulayan HPG Komutanı Murat Karayılan, "Önümüzdeki ay çok önemlidir. Türkiye devleti ve hükümetinin kararının ne olacağını beklemekteyiz. Bu durum, sürecin gidişatını belirleyecektir. Şunun da bilinmesi gerekir ki; biz seçeneksiz değiliz, seçeneklerimiz vardır. Çözüm olursa buna hazırız. Olmazsa, yani çözümsüzlük hali gelişirse o duruma da hazırız ve bunun üzerine de çalışıyoruz" dedi.
HPG Komutanı Murat Karayılan, ANF'nin sorularını yanıtladı. ABD-İsrail ile İran savaşında taraf olmadıklarını belirten Karayılan, Rojhilatê Kurdistan halkının böylesi önemli bir süreçte daha çok örgütlenmesi, bilinçli hareket etmesi, her türlü saldırı ve duruma karşı hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. Karayılan, "Rojhilatê Kurdistan halkımıza karşı saldırı gelişirse kuşkusuz onların arkasında olacağız. Tabii ki tüm Kürt halkının ulusal ruhla birbirini desteklemesi gerekir" dedi. İran halklarının kaderinin birbirine bağlı olduğunu; bu sürecin kendisiyle birlikte halklar ve Kürt halkı için yeni ve olumlu bir dönemi getireceğini inandığını kaydeden Karayılan, "Gelişmeleri örgütlü ve bilinçli bir şekilde ele almak, her yerde hareketi ve savunma sistemini güçlendirmek gerekir. Böyle olmazsa arada ezilme olur. Doğu Kürdistan halkımızın süreci doğru okuyup ne zaman ne yapılması gerektiğini bilerek hareket etme noktasında hakimiyet sahibi olduğuna, bilinçli davrandığına ve üzerine düşen görevleri yerine getireceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.
Kürt aklı ve stratejisi
Rêber Apo'nun Kürdistan'daki çıkışının, siyasi, askeri, toplumsal ve tarihi açıdan Kürt aklı ve stratejisini geliştirerek büyük bir derinlik ve hamleye yol açtığını vurgulayan Karayılan, 'demokratik ulus' fikrine yönelik saldırılara işaret etti. Dar milliyetçi yaklaşımların, Kürt halkının rol ve misyonunu daraltıp yalnız bırakarak güçten düşürmeye çalıştığını kaydeden Karayılan, şunları söyledi: "Bu yaklaşımın, Kürt halkına hizmet etmek bir yana, düşman tarafından yönlendirildiğini de biliyoruz. 'Kürtler kimdir ki Arap halkını ve Türkleri harekete geçirebilir' demek, Kürtleri her daim köle olarak görmektir. Önder Apo, bölgede Kürt halkını özgürlük, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesinde öncü kılmaya çalışıyor. Bu, büyük bir stratejidir. Yürütülen mücadele, demokrasi ve demokratik sosyalizm mücadelesi olduğu kadar, ondan daha çok da Kürdistani ve Kürtlük mücadelesidir. Biz Kürtler olarak bölgede kendi topraklarımız üzerinde özgür bir şekilde nasıl yaşayacağız? Şimdi bunun mücadelesi yürütülüyor ve herkesin bu hakikati görmesi gerekir. Önder Apo ve Hareketimizin Kürdistan için yürüttüğü mücadele birkaç cümle ile ifade edilemez. Bunların hepsi şehitlerin kahramanlığı, Önder Apo’nun emekleri, zindanda ve dağların doruklarında yazılan destanlarla geliştirildi. Kolay olmadı."
Birlik, halkımıza kazandırır
Bugün bölgenin kaynadığına; bölgeyi yeniden dizayn etme savaşının sürdüğüne dikkat çeken Karayılan, "Herkes kendi ülkesi için çalışıyor. Biz Kürtlerin de öyle yapması gerekiyor. Ülke ve halk çıkarlarının her şeyin üzerinde tutulması gerekir. Bu ciddi ve ulusal bir problemdir. Bunun aşılması gerekir. Bu sorun aşılmazsa daha ciddi tehlikeler oluşacaktır" dedi. Birlik konusunda siyasetin, halkın gerisinde kaldığını belirten Karayılan, şöyle devam etti: "Rojavayê Kurdistan’da birlik oluştu, geçen Nisan'da bir konferans gerçekleştirildi. Yine Doğu Kürdistan’da 6 parti birleşti. Bu değerli ve iyi bir gelişmedir. Her birlik girişimi uygundur ve kıymetlidir. Tarih boyunca Kürt halkının durumu göz önüne alındığında, birliğini kurmadığından dolayı kaybettiği görülmektedir. Bugün de aynı konu gündemdedir. Bu nedenle birlik amaçlı yapılan tüm girişimler olumludur. Birlik oluşmasından kimse zarar görmez, halkımız kazanır. Hareket olarak Kürtlerin demokratik birliğini stratejik bir husus olarak ele alıyoruz.
Ortak bir strateji temelinde
Ülkemiz ayaklar altına alınmış durumda. O zaman herkesten önce bizim birlik olmamız lazım. Fikirlerimiz farklı olabilir; zaten büyük bir halkız, az değiliz. İçimizde farklı fikirlerin olması ve her fikre dair bir partinin bulunması çok doğaldır. Önemli olan ulusal ve ortak çıkarlar temelinde birlik olabilmemizdir. Yine herkes kendi fikrini savunabilir ve mücadelesini yürütebilir. Nitekim bahsettiğimiz demokratik birlik böyledir. Çok düzenli, kongresi ve konseyi olan, başkanı bulunan, nizami bir birlik gelişmeyebilir şu anda. Tabii ki öyle olsa iyi olurdu fakat göründüğü kadarıyla bu çok çabuk gerçekleşmeyecek. O zaman ortak bir strateji temelinde birleşilebilir. Ulusal çıkarlar ortak bir şekilde savunulmalı ve herkes buna göre hareket etmeli. Sadece kendi örgütüne göre değil, ulusal çıkarlara göre hareket edilmesi, kendi içinde irtibatlı olması fakat yine de kendi işini yürütebilmesi gerekir. Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda ve genel bir duruş sergilenmesi gerektiğinde ise herkesin bu duruşu göstermesi elzemdir. Dış ilişkilerde ya da şimdi Rojava ve Rojhilat’ta olduğu gibi olağanüstü durumlar geliştiğinde ve önemli konular olduğunda, ulusal birlik içinde bir tutum göstermek önemlidir. Bunun dışında da herkes kendi programı doğrultusunda bulunduğu parçada siyasi, örgütsel ve ulusal çalışmalarını sürdürebilir. İlgili herkesi bir kez daha, bu tarihi dönemde Kürt halkının çıkarları için demokratik birlik çerçevesinde birleşmeye çağırıyoruz."
220 yıllık sorun çözülecek mi?
Rêber Apo'nun 27 Şubat 2025’te başlattığı süreç doğrultusunda gerekli adımları attıklarını hatırlatan Karayılan, Rêber Apo'nun 27 Şubat 2026 tarihli açıklamasında artık ikinci aşamanın başladığını duyurduğunu söyledi. İkinci aşamanın ise devletin yasal ve idari adımlar atması olduğunu kaydeden Karayılan, şunları ifade etti: "Kürt sorunu, hem Türkiye'nin en önemli sorunu hem de bölgesel bir sorundur. 220 yıldır sürekli sorunlar, isyan ve isyanlara karşı da katliam gelişmiştir. Şimdi Türkiye Meclisi bu konuda köklü bir karar alacak mı, almayacak mı? Bu sorunu çözecekler mi çözmeyecekler mi? Bu konuda Türk devleti adına Türkiye Meclisi karar verecektir. Bizler de Türk devlet yetkililerinin bu konuda gerçek çözüme dönük bir kararı geliştirmelerini bekliyoruz.
Silahsızlandırma yasası yetmez
Şu bilinmeli ki; sadece gerillanın silahsızlandırılmasına dönük kimi yasaların çıkarılması kesinlikle yeterli olmayacaktır. Eğer çözüm adına sadece bu halkadaki bir şey için çalışılıyorsa tabii ki bu olmaz. Önder Apo’nun özgürlük sorunu çözülmeden, bu sorun da çözülmez. Kürt varlığı söylemde kabul ediliyorsa yazılı olarak da kabul edilsin. Bu, yasal olsun. Bunlar, yani Kürtlerin yasal statüye kavuşması ve Önder Apo’nun özgürlüğü gerçekleşmediği sürece mevcut sorun da köklü bir biçimde çözülemez. Köklü bir çözüm için kesinlikle devlet bu çerçevede adım atmalı.
Sürecin gidişatını belirler
Gerilla güçleri içerisinde, başta HPG Komuta Konseyi’nin yıllık toplantısı olmak üzere kimi toplantılar gerçekleştirdik. Şu kararı paylaşmak isterim: Gerilla, Önder Apo’yu birebir görmek ve onunla diyalog halinde olmak istiyor. Nitekim fesih kongremizde de bu karar vardı. ‘Silahsızlanma aşamasının Önder Apo tarafından yönetilmesi gerekiyor’ biçimindeydi. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor: İşte gerilla da şimdi bunu istiyor. Türk devlet yetkililerinin de bu temelde stratejik bir karar vermelerini ve Kürt sorununun kökten çözümü için belki bir kerede olmasa da yol alınması için karar almalarını ve adım atmalarını umuyorum. Beklentimiz bu yöndedir, bu çerçevede önümüzdeki ay çok önemlidir. Türkiye Devleti ve hükümetinin kararının ne olacağını beklemekteyiz. Bu durum, sürecin gidişatını belirleyecektir.
Seçeneksiz olmadığımız bilinsin
Şunun da bilinmesi gerekir ki; biz seçeneksiz değiliz, seçeneklerimiz vardır. Böyle dediğimiz zaman kimse yanlış anlamasın. Biz tecrübeli, güçlü ve toplumsal bir hareketiz, ancak çözüm geliştirmek istiyoruz. Çözüm olursa buna hazırız. Olmazsa, yani çözümsüzlük hali gelişirse o duruma da hazırız ve bunun üzerine de çalışıyoruz. Biz acemi bir hareket değiliz, deneyimliyiz. Herkesin süreci ve bu konuyu doğru ele alması gerekir. Bu şekilde çözüme gidebiliriz ve biz çözümün gelişmesini istiyoruz.
İki ihtimal de var
Kuşkusuz rehavete kapılmamak ve saf yaklaşmamak gerekir. Her şey tersi bir biçimde de gelişebilir ve bize yönelik kapsamlı saldırılar yapılabilir. Biz örgüt olarak bunu da düşünüyor ve bu hususta da hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Evet, olumlu evrilmesi noktasında umudumuz var, ancak işin içinde birçok taraf bulunmakta. Sürecin tersine dönmesi ihtimali de çok uzak bir ihtimal değildir. Halkımızın da bizlerin de bu duruma hazırlıklı olmamız gerekmektedir. Dolayısıyla iki yönlü ihtimalin olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Her iki açıdan da hazırlık yapmamız lazım. Kürdistan’ın tüm parçalarında yaşanan gelişmeler gösteriyor ki; tarihi ve yeni bir durum gündemdedir. Bu tarihi ve yeni süreçte Kürt halkı ve Hareket olarak başarmalıyız." HABER MERKEZİ













