Binlerce yıldır birçok uygarlığa ve medeniyete ev sahipliği yapan Kürdistan coğrafyasında her geçen gün yeni tarihi kalıntılar keşfedilmeye devam ederken, mevcut kaşiflerle ilgili çarpıcı bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor. Ani harabeleri ise binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor.
Kürdistan, binlerce yıldır birçok coğrafya ve medeniyete beşiklik etti. Mezopotamya’da kurulu şehirler, kaleler, Sur’lar, mağaralar, mağaralardaki resimlerle her adımı tarih bir coğrafya. İnsanlığın ilk yerleşim yerlerine ev sahipliği yapan Kürdistan’da her geçen gün yeni tarihi kalıntılar keşfedilmeye devam ederken, mevcut keşiflere dair çarpıcı bilgiler de ortaya çıkmaya başlıyor. Adıyaman’da keşfedilen tripleks mağaralar, Tatvan Antik Kentinde ortaya çıkan bilgilerin yanında, “1001 Kilise Şehri” diye adlandırılan Ani harabelerine ise ilgi oldukça yoğun.
Adıyaman’da Tripleks mağaralar
Adıyaman’da sarp kayalıklara oyulmuş 1800 yıllık tripleks (3 katlı) mağaraların içine dağcılık teknikleri kullanılarak ilk kez girildi. Adıyaman’ın Kahta ilçesi Teğmenli (Kergürog) köyü sınırları içerinde bulunan ve daha önce içerisine girilemeyen mağaralara yetkililer ilk kez girdi. Dağcılık teknikleri kullanılarak girilen mağaralar, en az 100 metre uzunluğundaki sarp kayalara oyulmuş. Yerden yaklaşık 40 metre yükseklikte başlayan mağaraların zeminin katının diğer katlardan bağımsız olduğu, zemin kat üzerindeki 3 katlı mağaraların içten merdiven ile birbirine bağlı olduğu görüldü. Bin 800 yıl önce zemin kat hariç 3 katlı yapılan mağaraların 2 farklı yerinde 2 farklı yazıtın olduğu gözlendi. Geniş odalar ve farklı yazıtların bulunduğu mağaraların kraliyet kültü (tapınma alanı) olabileceği tahmin ediliyor. Adıyaman müzesi yetkilileri, var olan yazıtlar nedeniyle mağaraların kült alanı olabileceğini dile getirdiler. Yapının 2.yüzyıla ait olabileceği belirtiliyor.
Tatvan Antik Kent’te önemli arkeolojik kalıntılar
Bitlis Eren Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü ile Bitlis ve Yöresi Tarih ve Kültür Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (BİTAM) birlikte yürüttükleri bilimsel çalışmalar neticesinde Tatvan Antik Kenti’nde çok sayıda arkeolojik buluntu tespit edilerek kayıt altına alındı. Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yunus Levent Ekinci ile Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkan Yardımcısı ve BİTAM Müdürü Doç. Dr. Fatih Gencer başkanlığında bir ekibin jeo-radar cihazı ile yaptıkları yüzey araştırmasında çeşitli bina kalıntıları ile arkeolojik yapılar tespit edildi.
Dünyanın ilgi odağı olacak
Doç. Dr. Yunus Levent Ekinci konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, bu tür çalışmaların devam edeceğini ve antik kentin tamamen gün yüzüne çıkarılması için gayret göstereceklerini belirtti. Doç. Dr. Fatih Gencer ise, Tatvan Antik Kenti’nin Türkiye’deki en önemli antik kentlerden biri olduğunu ifade ederek, Antik Kentin, yapılacak bilimsel kazılarla ortaya çıkarılması halinde ülke için büyük bir kazanç olacağına ve dünyanın ilgi odağı haline geleceğine inandığını söyledi.
Gencer, ayrıca yöre halkı tarafından yüzme ve piknik alanı olarak kullanılan bu bölgenin aynı amaçlarla kullanılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığını dile getirdi. Tatvan Antik Kenti, 1986 yılında Antik Kent olarak tescil edilmiş ve I. Derecede Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilmişti.
Ani harabelerine ilgi yoğun
Yaz ayları olması nedeniyle Kars’ta bulunan Ani harabeleri ziyaretçi akınına uğruyor. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak mekanı Ani, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış tarihi bir kent.
Birçok savaşa tanıklık eden Ani, bir zamanlar bölgenin önemli merkeziydi. “1001 Kilise Şehri” olarak da anılan Ani’de, bugüne kadar 40 kilise, şapel ve anıt mezar tespit edildi. Kars’a 45 kilometre uzaklıkta, Türkiye-Ermenistan sınırına yakın Arpaçay Nehri kenarında bulunan kent, Ermeni Bagratuni hanedanlığı döneminde önemli bir güç ve kültür merkezi idi. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Ani Harabeleri’nin, şimdilerde kalıcı listeye girebilmesi için uğraş veriliyor. Sayısız depreme ve savaşa tanıklık eden kent, 2011’den bu yana kazı ve restorasyon çalışmaları ile ayağa kaldırılıyor.
Birçok kültüre ait izler
Ani’yi çevreleyen surların iç kısmında, tarihi şehrin geniş bir alana yayılmış Bagratuni Ermenilerinden Bizanslılara, Selçuklulardan Gürcülere ve Osmanlılara kadar birçok kalıntıyı görmek mümkün. Ani’nin etrafını çevreleyen ve Bagratuni hanedanlığının savunma amaçlı yaptığı surlar, önce Bagratuni ile Bizans daha sonra Bizans ile Selçuklu arasındaki kanlı çatışmalara tanıklık etti. Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Ani, Ermeni mimarisinin seçkin örnekleriyle birlikte, Gürcü ve Selçuklu mimarisinin de örneklerini taşıyor. İpekyolu üzerine kurulmuş olması Ani’yi döneminin zengin kentleri arasına girmesine ve öneminin artmasını sağladı. Ani, 1319 yılındaki depremde ağır hasar görmüş, daha sonra Timur tarafından ele geçirilerek tahrip edildi. Buna rağmen 1535 Osmanlı-İran savaşında tamamen terk edilinceye dek kentte bir nüfusun barındığı anlaşılmakta.
Nüfusunun 100 bini geçtiği tahmin ediliyor
1877-78 Osmanlı-Rus savaşında Rusların eline geçen bölge, Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlılar tarafından geri alındı. Ani platosu daha sonra yeni kurulan Ermenistan Cumhuriyeti sınırlarına eklendi. Ani, 1920’de son bir kez daha el değiştirdi ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dahil oldu. 78 hektarlık bir alanı kaplayan ve 4 bin 500 metre boyunca surla çevrili kentin en parlak dönemini yaşadığı 2. Smpat (977-989) ve oğlu Gagik (989-1020) döneminde nüfusun 100 bini geçtiği tahmin edilmekte. Kırmızı taşlarla yapılmış Ani Katedrali’nin 1319’daki bir depremde tavanı, daha sonraki bir depremde ise başka bir köşesi yıkılsa da bugün bile anıtsallığını koruyor.
KÜLTÜR SERVİSİ