Seyit EVRAN Sarp kayalıklar, uçurumlar, sık ormanlık alanlar, derin vadi ve platoların bulunduğu Qendîl’de, bu coğrafik yapı içinde dağılan yüzlerce köy, onlarca ilçe, kasaba ve birçok il yer alıyor. Alanda resmi sayım yapılmamış olsa da yüzbinlerle ifade edilebilir bir Kürt nüfusu bulunuyor.

Türk devletinin oluşturduğu algı nedeniyle Qendîl denince akla sadece bir dağ geliyor. Oysa gerçekte Qendîl, enine ve boyuna yüzlerce kilometrelik bir alandan oluşuyor. Qendîl, Kürdistan’ı sömürgesinde tutan İran, Türkiye ve Irak üçgeninde bulunan onlarca dağ silsilesi, akarsu ve binlerce derin vadinin bulunduğu bir alandır.

Qendîl bölgesi nereleri kapsıyor?

Zagros Dağları’nın en yüksek zirvelerinden biri olan Qendîl, Doğu Kürdistan’ın Kamyaran, Pavê, Revanser şehirleri ile Başurê Kürdistan’ın Şarezor,  Helepçe, Pêncwîn il ve ilçeleri arasında bulunan Şaho Dağı’ndan başlayıp, Merîwan sınırları içindeki Kosalan olarak adlandırılan silsile ile devam ediyor, Asos Dağları ile birleşip oradan Mamendê olarak adlandırılan sıradağlarla devam ediyor. Asos Dağları doğuda Merîwan, Sine, güneyde ise Süleymaniye’ye bağlı Pêncwîn, Qeladizê ve Ranya’ya kadar olan alanın sınırları içinde yer alıyor. Mamendê‘den sonra doğuda Serdeşt, Pîranşar, Şîno şehirlerinin alt tarafından dolanarak Sideka, Diyana ilçeleri üzerinden devam eden silsilesi ile Deşta Heyatê olarak bilinen küçük ovaya -ki bu alan Bakur’un Şemzînan ve Çelê ilçeleri arasında kalan bölgedir-, buradan Tepe Xwedê ve Govendê’ye, en son Asuri ve Süryanice adı Julyeta olan asi, kayalıklı silsile olan Çarçela, Cîlo, Garê dağları ile birleşiyor. Qendîl, batıya doğru bir şekilde enine boyuna silsile, vadi ve akarsular boyunca devam edip Cîlo, Çarçêla ve Govendê ile birleşirken, doğuya doğru da Xakurkê’den Dalamper zirvesine, Rojhilat‘ta Urmiye sınırları içinden Maku, Salmas, Xoyê, Dambat’a kadar, Bakur tarafında ise Şemzînan’dan Elbak‘a, oradan da Van sınırları boyunca Agirî, Bazîd ve Îdir’a kadar uzanır.

Coğrafik yapısı

Kürdistan’ı sömürgesinde tutan Türkiye, İran ve Irak üçgeninde bulunan Qendîl, yer yer bin kilometreye kadar yükselerek, 5 yüz kilometreye kadar genişler. Bu coğrafik konumu, jeostratejik önemini de beraberinde getiriyor. Bu nedenle Qendîl, sömürgeci devletler için olduğu kadar, Kürt halkı için de stratejik önem taşıyor.

Sarp kayalıklar, uçurumlar, sık ormanlık alanlar, derin vadi ve platoların bulunduğu Qendîl’de, bu coğrafik yapı içinde dağılan yüzlerce köy, onlarca ilçe, kasaba ve birçok il yer alıyor. Alanda resmi sayım yapılmamış olsa da, yüzbinlerle ifade edilebilecek bir Kürt nüfusu bulunuyor. Qendîl dağlık, ormanlık bir arazi yapısına sahip olduğu için, tarım ve hayvancılık bölgede yaşayan halkın temel geçim kaynağı. Buradaki köylerin yakılması ve üretilen malların pazar bulmamasından ötürü halk kendi üretimi yoluyla ihtiyaçlarını karşılıyor. Dışarıdan karşılaması gereken ihtiyaçları için ise farklı bir gelir kaynağının olması gerekir. Savaş koşulları ve düşman saldırıları nedeniyle sürekli yerinden olan halkın üretimden kopması da bunun temel etkenlerinden biridir. Özellikle KDP etkisindeki bölgesel yönetimin üretim dışı politikaları da bunun sebepleri arasında yer alıyor.

Tarihsel direnişin merkezi

Qendîl, Kürtler ve bölge genelinde jeostratejik ve politik konuma sahip olması nedeniyle tarih boyunca direniş alanı oldu. Irak ve İran merkezli Kürtlük mücadelesi yürüten parti ve örgütlerin hemen hepsine mesken oldu. Sadece Kürt parti ve örgütlerine değil, aynı zamanda Irak ve İran’ın sistemlerine karşı mücadele eden komünist, sosyalist partilere de kucak açtı.

İsyanlardan sonra partiler olarak ortaya çıkıp Kürtlük mücadelesinin başlatıldığı Rojhilatê Kurdistan’ın İ-KDP’si için baştan beri merkez üs bölgesi olma rolü üslendi. Qendîl, aynı zamanda İ-KDP’nin öncü kadroları ve Süleyman Moini gibi birçok kurucusunun İran’ın talebi üzerine tasfiye edildiği, yine İ-KDP’nin genel sekreteri olarak Viyana’da suikastle katledilen Dr. Abdurrahman Qasimlo’nun karargahının bulunduğu bir yer. Dr. Qasimlo Zelê’den başlayıp Diyana ile Ranya arasında kalan geniş bir bölgeye güçlerini konumlandırarak İran’a karşı verdiği mücadelede buraya dayandı. YNK de kuruluşunu Qendîl’in Balayan Vadisi‘ndeki Xezînê Köyü‘nde ilan etti. Daha sonra 1978 yılında Zelê ve Nokan bölgelerine geçerek, orada Kürdistan Sosyalist Partisi ile de birleşerek mücadelesini sürdürmek istemiş, ancak bu birleşmeden kısa süre sonra alttan Irak, üstten ise İran’ın saldırılarına maruz kaldığı için Sosyalist Parti önderlerinden Ali Askeri, Şengalli Êzîdî Hüseyin Babaşêx, Dr. Seîd Xalid komutasında 700 peşmerge ile Zelê’den hareket ederek Şemzînan’a kadar gitmiş, Şemzînan ve Bêşebab (Beytüşşebap olayı olarak da Kürt tarihine geçen Elî Eskerî ve 700 peşmergesinin tasfiyesi yaşanmıştır.

Qendîl halkı yıllarca bu direniş içinde doğup büyüdü. Çocukluklarından beri tanıklık ettikleri bu direnişi büyüklerinden dinlediler. Henüz gençlik çağında gelirken kendilerini bu direnişin içinde buldular. Saddam’a, İran’a karşı bu direnişin birer parçası oldular.

İ-KDP, YNK dışında Irak Komünist Partisi, Pasok gibi örgütler başta olmak üzere Irak’a karşı mücadele eden daha birçok örgütün sığınarak direnişini sürdürdüğü bir alan oldu. Qendîl, hem direniş merkezi olması hem de direnişte bulunmak isteyen güçlere kucak açması nedeniyle sürekli İran ve Irak’ın saldırılarına maruz kaldı. Bu saldırılarda  Zelê’den başlanıp Alîreşê, Şênê, Bestê, Soregulê, Elkê, Meredo, Bêpalan, Suredê, Kaskan, Qirnekê, Sinemokê ve daha onlarca köy sürekli hedef oldu. Qendîl’le birlikte Xakurkê’deki 36 köy, Xinêre’deki 86 köy Irak ve İran’ın hedefi olmaktan kurtulamadı. Yine Saddam Hüseyin’in 1978 yılında başlayan ve peş peşe 1982 ve 1986 yılları arasında gerçekleştirdiği her üç Enfal’den en fazla nasibini alan bölge oldu. Qendîl’in günümüz Soran İlçesi’nin Balitsa Vadisi’ndeki köyleri de Saddam Hüseyin’in ilk kimyasal silah kullandığı alanlardan. Her üç enfal ile adı geçen bölgede yüzlerce köy peş peşe üç kez yakılıp yıkıldı. Halkı Hewlêr ve Silêmanî çevresinde hazırlanan kamplara yerleştirildi. Ancak Qendîl halkı bu kamplardan kaçıp ölüm, soykırım ve zindanlara atılmayı göze alarak köylerine döndü. İran ve Irak, direnişin kırılması için bu şekilde yönelmelerine rağmen Qendîl teslim olmayıp, direniş göstermek isteyen güçlerin hiçbir zaman eksilmediği bir alan olmayı südürdü. İran ve Irak her türlü silahla yönelmesine rağmen direnişi kırılmayan Qendîl, bu kez 1979 yılı sonlarında başlayan ve 8 yıl süren İran ve Irak savaşının merkezi oldu. Bu savaşta da Qendîl halkının köyleri hedef alındı. Buna rağmen halk göç etmedi, bu toprakları bir gün bile bırakmadı.

 İran ve Irak yıllarca Qendîl’deki direnişçilere yönelik saldırılarını sürdürse de hiçbir zaman Qendîl’e tümüyle giremedi. Halkın direnişi işgal planlarının sonuca ulaşmasını engelledi. O yüzden Qendîl her zaman bir direniş kalesi olarak kaldı. Bu durum günümüze dek böyle sürdü.

Qendîl’in köyleri

Qendîl halkı yıllarca bu direniş içinde doğup büyüdü. Çocukluklarından beri tanıklık ettikleri bu direnişi babaları, dedeleri, nineleri, annelerinden dinlediler. Henüz gençlik çağına gelirken kendilerini bu direnişin içinde buldular. Saddam’a, İran’a karşı bu direnişin bir parçası oldular. Elleri silah tutmaya başladığı andan itibaren de bu direnişin birer savaşçısı oldular. Oradaki halkla ayaküstü yapılan sohbetlerde dahi bu direnişin örnekleri verilir.

1963 yılından 2003 yılına kadar YNK peşmergeliğini yapan Qalatuka köyünden Şivanê İbrahim, yanına uğrayanlara Qalatuka köyünden Mamendê Dağı’na, oradan Ranya’nın arkasındaki Pilingan olarak bilinen Qendîl’in uzantısı dağlara yayılan direnişi anlatır. Bolê köyünden Mam Ebubekir, yanına uğrayanlara Dr. Qasimlo ile geçirdiği günleri, Qasimlo’nun karargahının olduğu dönemde köylerine olan saldırıları, sadece Qasimlo değil, diğer Kürt örgüt, parti ve yapılarının Qendîl’deki direnişlerini yanına uğrayan herkese aktarırdı.

Şu anda 70’li yaşlarda olan Enzê Mam Mihemed, Qendîl’e yönelik saldırılar ve bu saldırılara karşı gösterilen direnişi şu sözlerle anlatıyor: “Ben çocukken bu dağlardan silah sesi geliyordu. Büyüdüm. Gelen silah seslerine ben de silahımı alarak katıldım. Çocukluğumda bu dağlardan duyduğum silah seslerini, doğan çocuklarım da duymaya başladı. Onlar da benim gibi büyüdü; gelen silah sesine kendileri de katıldı. Şimdi 70 yaşına geldim, hâlâ bu dağlardan silah sesi geliyor. Bu da şunu gösteriyor: Özgür olmadığımız sürece dağlarımızdan silah sesi eksik olmayacak.”

Lewcê Köyü‘nden Hecî Elî, ‘80’li yılların başında Qendîl‘de yaşananlara tanıklık etmiş. O dönemde Saddam rejimi ile İran’a karşı mücadele eden Qendîl’i merkez tutan Kürt komünist ve sosyalist örgütlerin varlığını gözleriyle görmüş, bu örgütler arasında yaşanan sorunlara şahit olmuş ve çözüm gücü olarak alana giden ilk özgürlük hareketi gerilla ve komutanlarıyla tanışmış.

Xakurkê‘nin Silê Köyü‘nden 70 yaşındaki Ömer Hamid, 1978 yılında Saddam’ın iktidara getirdiği ve daha sonra darbe ile devirdiği Irak Cumhurbaşkanı Hasan Bekir’in Xakurkê ve Lolan, Xinêre vadisindeki köyleri nasıl boşalttığına tanıklık ettiğini, şimdi köylerinin boş olduğunu ancak her bahar başından itibaren köylerinin olduğu yaylalara giderek topraklarına sahip çıktığını gözleri dolarak anlatıyor.

İran ve Irak yıllarca Qendîl’deki direnişçilere yönelik saldırılarını sürdürse de hiçbir zaman buraya tümüyle giremedi. Halkın direnişi işgal planlarının sonuca ulaşmasını engelledi. O yüzden Qendîl her zaman bir direniş kalesi olarak kaldı. Bu durum günümüze kadar böyle sürdü.

Kürt Özgürlük Hareketi Qendîl’de...

Kürt Özgürlük Hareketi, direniş kalesi olan Qendîl‘e 1980’li yılların başında girdi. Rojhilatê Kürdistan üzerinden Dr. Qasimlo ile iletişim kuran Hilvan Siverek direnişinin komutanı Mehmet Karasungur, Qendîl’e ilk giren gerilla oldu. Kürt Özgürlük Hareketi 1982 yılında Xinêre-Xakurkê arasında kalan Lolan’da ilk kampı kurdu. 1983 yılında Lolan kampında Yaşar Organ şehit düştü. 3 Mayıs 1983 yılında Kürt Özgürlük Hareketi‘nin Qendîl’e girişinin hazırlıklarını yapan, altyapı çalışmalarını sürdüren gerilla komutanı Mehmet Karasungur ve arkadaşı İbrahim Bilgin, Qendîl’in Kani Cengê’de bölgesindeki Kürt güçleri ve diğer güçler arasındaki sorunları çözmek için arabuluculuk yaptığı esnada şehit düştü. Karasungur ve Bilgi‘nin mezarları 20 yıl boyunca Qendîl’in Bergirkê Köyü‘nde kaldı. 20 yıl sonra 2003 yılında cenazeleri Bergirkê köyünden alınarak Qendîl’de adına yapılan şehitliğe taşındı.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin Qendîl’e geçip zamanla yerleşmesiyle birlikte mücadelenin rengi ve seyri değişti. Mücadele daha çok ulusal yöne kaymaya başladı. Başta ABD olmak üzere, uluslararası güçler mücadelenin küçük, parçalı, bölgesel kalarak kendilerine bağımlı olmasını istedikleri için Kürt Özgürlük Hareketi‘ne karşı Kürt güçlerini de harekete geçirdi. 1992 yılında yaşanan Başur savaşının bir nedeni de buydu. Ancak buna rağmen mücadelenin ulusallaşmasının önüne geçilemedi. Savaşla bir şey elde edilemeyince Kürt Özgürlük Hareketi‘ne teslimiyet dayatıldı. Xakurkê’deki Özgürlük Hareketi güçleri, dayatılan ihanet sonucu varılan bir anlaşmayla Zelê’ye aktarıldı. Türkiye 52 savaş uçağı ile Zelê’de bulunun Kürt Özgürlük Hareketi gerillalarına saldırdı. Türk devleti bu saldırısıyla İran ve Irak ardından Qendîl’e saldıran üçüncü sömürgeci güç oldu. Türkiye daha sonra bu saldırılarını sistematik hale getirdi. Ancak buna rağmen Kürt Özgürlük Hareketi mücadelesinin ulusal boyutta gelişmesinden vazgeçmedi, bunu daha da ilerletti. 1999 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik geliştirilen uluslararası komplo da bundan ötürü devreye sokuldu. 2000’li yılların başında bir kez daha Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğünde Qendîl merkezli gelişmekte olan direniş darbelenmek istendi. Bununla Kürt Özgürlük Hareketi tasfiye edilmek istendi. 2000 yılında YNK’nin Qendîl’de Kürt Özgürlük Hareketi‘nin üzerine sürülmesinin nedeni buydu. Bu savaştan beklenen sonuç elde edilmediği gibi Kürt Özgürlük Hareketi 1980’li yıllarda girdiği Qendîl’e daha fazla yerleşmeye başladı. Sadece Qendîl’e yerleşmekle kalmadı, Başurê Kürdistan halkı içinde de büyük bir prestij ve sempati kazandı. Dolayısyla ulusal mücadelenin öncülüğü Başurê Kürdistan halkı tarafından da kabul görmeye başladı.

Saldırılara rağmen mücadele büyüdü  

Türkiye öncülüğünde uluslararası ve bölgesel planlar ve Qendîl’e yönelik Türk işgal güçlerinin saldırıları sistematik olarak devam etmesine rağmen Kürt Özgürlük Hareketi, dört parça Kürdistan’ın savunması ve ulusal birliği için bu alandaki direnişini sürdürdü. Direniş Kürtleri yeni arayışlara sürükledi. Ulusallaşmaya başlayan mücadele Kürtler arasında siyasi birlik arayışına da ivme kazandırdı.

İşte böylesine ulusal ve enternasyonal öncülük görevi üslenmiş bu stratejik alan, şimdi de faşist AKP-MHP iktidarının hedefi haline gelmiş bulunuyor. İran ve Irak sömürgeci güçlerinin yapamadıklarını faşist TC devleti yapmaya çalışıyor. Bu nedenle Qendîl halkı ve coğrafyasından uçak sesleri, roket ve bomba sesleri hiç eksik olmuyor. Ancak ona rağmen Qendîl halkı kararlı ve bunu şöyle ifade ediyor: “Şu ana kadar hiçbir güç bizi topraklarımızdan söküp atamadı, Türkiye de bunu başaramayacak. Sonuna kadar topraklarımızda kalıp ona karşı direneceğiz“ diyor. Geçtiğimiz günlerde Qendîl’de Yurtsever Gençlik tarafından başlatılan canlı kalkan çadırını ziyaret eden eski bir peşmerge, "Türk devleti uçaklarıyla her gün saldırıyor. Helikopterlerle askerlerini indirerek de gelebilir. Ancak nasıl gidecekler onu bilmiyorum" diyerek, Qendîl’e işgal amaçlı girenlerin sonlarının sürekli hüsran ve kaybetmek olduğunu söylüyordu.

Uluslararası ve bölgesel planlarla Türk işgal güçlerinin Qendîl’e yönelik saldırıları sistematik olarak devam etse de Kürt Özgürlük Hareketi, dört parça Kürdistan’ın savunması ve ulusal birliği için bu alandaki direnişini sürdürdü. Ulusallaşmaya başlayan mücadele Kürtler arasında siyasi birlik arayışına da ivme kazandırdı.