Dünyanın her yerinden kişilerin imzalarıyla uluslararası bir katılımın sağlandığı kampanyada, tutsakların taleplerinin temel insan haklarına dayandıklarının altı çizilirken hükümete acilen demokratik diyalog çağrısında bulunuldu.

Butler ve Chomsky'den destek 

İmza kampanyasına Judith Butler ve Naom Chomsky gibi dünyaca ünlü akademisyenler destek verirken, kampanya Türkiye’deki akademik çevreden de büyük ilgi gördü.
Kampanyaya destek verenler arasında bulunan ve Sabancı Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Dr. Leyla Neyzi, gazetemize şunları söyledi: "Ülkemizde yaşananlardan hepimiz sorumluyuz. Yaşananlardan acı duymamak mümkün değil. Özellikle Kürtlerin son 30 yılda yaşadıklarından bu deneyimi yaşamamış olan ülkenin bireyleri haberdar olmakla sorumlu ve bu konuda ana akım medyasının ötesine geçip hem alternatif medya hem de bu deneyimi yaşamış bireylerle konuşarak yaşadıklarını anlamaya çalışmalı ve kendi algılarını değerlendirmelidir. En önemli diyaloğun bireyler arası diyalog olduğunu, toplumda değişimin buradan başladığını politikacılara baskı yapması gerekenin sivil bireylerin ve sivil toplumun olduğunu düşünüyorum.”

Yalnız bırakmayacağız

Boğaziçi Üniversite’sinde görev yapan Doç. Dr. Nazan Üstündağ da imza kampanyasına verdiği desteğin gerekçesini "Arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız ve hepimiz üstümüze düşeni yapacağız" şeklinde özetledi.
Amerika'da Missouri State Üniversitesi'nde görev yapan Doç. Dr. David Romano, imzaladığı bildiriye şunları yazdı: "Türk hükümeti, ülkedeki Kürt meselesini çözmek istiyorsa açlık grevinde olan mahkumlarla dialog içerisine girmelidir. Dialog da öncelikle, diğer bireylerin temel haklarına saygı duyup, onlara adil ve vicdanlı davranmakla başlar."

Anadil temel haktır

Almanya’da Max Planck Enstitüsü'nde görev yapan Doç. Dr. Lale Yalçın-Heckmann, kampanyaya verdiği desteği "Bir sürü zaman ve insan yaşamının kaybına yol açan çatışmalara ve gerilimi düşürmeye yardımcı olmak için umut dolu bir çaba" olarak niteledi.
Amerika’da John Hopkins Üniversitesi'nden Prof. Dr. Niloofar Haeri de, "Kendi anadilinden konuşmak, yazmak ve düşünmek bir insanın sahip olabileceği en temel haklar arasında yer alıyor. Devletlerin kendi vatandaşlarının anadillerini kullanmasını tehditkar bulmaları o ülkede kesinlikle iyi bir yönetimin olmadığı anlamına gelir" şeklinde konuştu.

ÖZLEM GALİP / LONDRA




Vicdan hareketidir
Görüşlerine başvurduğumuz, Avrupa ve ABD'deki farklı kurum temsilcileri açlık grevlerinin devletin Kürtlere yaklaşımının bir sonucu olduğunu belirtti.

Nicki Jadwiga (Polish Secretary of the European Association of Churches /Polonya Kiliseler Birliği Avrupa Sekreteri):

Hiç kimsenin kendisini her ne sebeple olursa olsun cezalandırması bir çok inanç ve dinde olduğu gibi kabul edilemez. Aynı zamanda birilerinin kendisini cezalandırmasına her ne sebeple olursa olsun seyirci kalması yine bir çok din ve inançta olduğu gibi kabul edilemez. Evet bu bir kişinin kendisiyle vicdan haraketidir. Evet bu bir çaresizliğin en son halidir. Tarihten bu yana kişiler anlatmak istediklerini çeşitli yöntemler kullanarak anlatmaya çalışmışlardır. Biz onların ne anlatmak istediklerini anlamakla ilgili olmayız. Onların işaret ettikleri yeri görmek onları bu cezada kurtarmak olacaktır. Tüm inançların gücü onların üstünde olsun.

Pört Yevgeniy (Association of Russian Foreign Policy Watch/Rusya Dış politika İzleme Derneği):

Türkiye kendi iç sorunlarını çözmekten ziyade sorunların kaynağını sürekli dışarıda arayarak bastırmaya çalışmakta. Kürt sorunu da Türkiye'nin önemli sorunlarından bir tanesidir. 80 yıllık Cumhuriyet bu sorunlarla birlikte sırtında bir kambur taşıyor. AKP ve Recep Tayyip Erdoğan, Kürtleri dıştalayarak aslında kendisini dışlayan Cumhuriyet'in sözcülüğünü yapıyor. Sayın Öcalan ve Kürtler mevcut sistematik yapının kırılma noktasını oluşturuyor. Bu nedenle Kürtlere veya PKK'ye fazlasıyla yükleniliyor. Aslında AKP iktidara gelirken asker kendisine "İstediğini yapabilirsin ama Kürtler konusunda 80 yıl önce durduğumuz yerdeyiz. Bu bizim hassasiyetimizdir" gibi laflar etti. Sayın Erdoğan şimdi bunun gereklerini yapıyor. Bu nedenle ben açlık grevlerini Kürt sorununun geldiği aşama olarak görüyorum. Bu eylem Kürtlerin son ruh halini gösteriyor. Açıklık grevindeki bir gurupa yaklaşım radikal Kürtlerin bunda sonraki ruh halini belirlemede önemli bir kilometre taşı oluşturacaktır. 

Lai-Yuen (ABD FOX TV Ortadoğu Direktörü): 

Geçtiğimiz gün Berlin'de açlık grevlerine ilişkin sarf ettiği sözler, açlık grevlerin Erdoğan ve iktidarını ne kadar zorladığını gösteriyor. Kürt sorunu doğal olarak bu ve benzeri zorlamalara ilişkin sürekli kendisini gündemde tuttu. Açlık grevlerinin akibeti ne olursa olsun Kürt sorunu sıcaklığını korumaya devam edecektir. Mevcut politik ve siyasal yaklaşımlarla Türkiyenin Kürt sorununu aşacağı yakın bir dönem içinde görünmüyor ama bu hususta her şeyin her an olabileceği de bir gerçek.

Coralie Adorollee (Européenne France Rédacteur en Chef du Think Tank Libéral/Fransa Liberal Düşünce Kuruluşu Avrupa Editörü: 
Açlık grevleri başta olmak üzere Kürtlerin talepleri Fransa'da görülmezden geliniyor. Aynı durum Almanya'da yaşanıyor. Kişisel olarak şunu belirtebilirim ki, hangi uluslararası ilişki olursa olsun bu ilişkilerde neler vadedilirse edilsin ya da mevcut politik ve siyasal yaklaşımlar ne olursa olsun Kürtlerin doğal insan hakları için verdiği mücadele bu ilişkilerin üstündedir. 

ALİ ONGAN/BASEL