- 40 gün oğul.
- 40 gün sonra zengin olur muyuz baba?
- Yok oğul, alışırız.
***
Alışılıyor demek. Yoksa dünyada bunca yoksul isyan bayrağı çekmez miydi? Tokların da aklı, allak-bullak olmuyor demek. Vicdanı sızlamıyor, kanı donmuyor.
Dünya genelinde her 5 saniyede bir, 10 yaş altındaki bir çocuk açlıktan ölüyor. Açların bahtı mı, yoksa insanlığın vicdanı mı kara?
Yeni kimlikler edinmişiz kirlerimizden, sıfırı bol sayılardan tapınaklar yapmışız. Bono borsa, tahvil-taksit, arz-talep… ‘Yükselen değerler’den söz ediyoruz, bu arada alçalan insanlığımızdan bihaberiz...
İşte dünyanın bu vahşetinden bazı çarpıcı rakamlar; (Bu rakamlar, Amerikan Worldwatch Enstitüsü’nün “Dünyanın durumu” raporunda yer alıyor.) Eğer yeryüzünde bu yıl hiç kimse yatağına aç girmesin diyorsak, 19 milyar Dolara ihtiyacımız varmış. Buna karşılık sadece makyaj için yılda harcanan para 18 milyar Dolar. Dünyada herkesin sofrasında içilebilir, temiz, sağlıklı suyun olmasını arzu ediyorsanız, 10 milyar Dolar gerekliymiş. Herkes okuma yazma öğrensin diyorsanız, gereken ekstra para 5 milyar Dolar imiş. Buna karşılık parfümeri için 15 milyar Dolar harcanıyormuş. Silahlara harcanan parayı varın siz tahmin edin.
***
Evet. Dünya Açlıkla Mücadele Örgütü, Birkaç gün önce, Gıda Günü öncesinde Berlin’de 2013 Dünya Açlık Endeksi’ni açıkladı. Örgütün verilerine göre, her yıl dünya genelinde 842 milyon kişi açlık çekiyor, bunun 7 milyonu ise açlık nedeniyle hayatını kaybediyor. Almanya merkezli örgüt, her yıl 16 Ekim Dünya Gıda Günü vesilesiyle bir dizi etkinlik düzenleyerek, açlık krizinin sebeplerine ve yanlış yürütülen politikalara kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışıyor. Örgütün bu yılki sloganı ise “Dünya adil beslenmiyor”.
BM İnsan Hakları Konseyi üyesi Jean Ziegler, “Biz Onları Aç Bırakıyoruz: Üçüncü Dünya Ülkelerindeki Kitlesel Katliam” adlı kitabın da yazarı. İnsanların açlık çekmesini şöyle değerlendiriyor: “Çok absürt bir duygu. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün verilerine göre, dünya genelinde her 5 saniyede bir, 10 yaş altındaki bir çocuk açlıktan ölüyor. Hem de neredeyse dünya nüfusunun iki katını, yani yaklaşık 12 milyar insanın karnını, kolayca doyurabilecek bir gezegende. İşin tuhaf yanı da işte burası. İnsanlık tarihinde artık nesnel bir kıtlık söz konusu değil. Sorun, gıda maddelerinin üretimi değil, onlara erişimdir. Şu anda biz bunları konuşurken bir çocuk daha ölüyor, bu cinayet.”
Öte yandan heba edilen gıdalara da vurgu yapılıyor. Yıllık gıda üretiminin üçte birinin, 1.3 milyar ton ya da 750 milyar Doların her yıl çöpe atıldığına dikkat çekiliyor. “Bu gıdaların dörte biri ile, açlıkla boğuşan 842 milyon kişi beslenebilir” tespiti de yapılıyor. İnsanların tüketim alışkanlıklarının da durumu vahimleştirdiği, tüketicilerin de sorunun çözümüne katkı sağlayabileceği vurgulanıyor.
Tüketim çılgınlığı yorgun dünyamıza kaldırması güç yükler getiriyor. Bir tarafta aşırı tüketimden çatlayanlar, bir tarafta açlıktan ölenler.
***
Türkiye’de de durum çok farklı değil. Bu yılın ilk aylarında OECD’nin yaptığı bir çalışma, ABD’nin gelir eşitsizliğine sahip ülkeler sıralamasında birinci sırada yer aldığını gösterirken, bu çalışmada ABD’yi sırasıyla Şili, Meksika ve Türkiye takip ediyormuş.
Konunun uzmanlarına göre, ekonomideki büyüme rakamlarına rağmen reel olarak Türkiye’de yoksulluğun arttığı bir gerçek. Millî gelir düzeyinde bir artma olabilir, ama bu iyileşme maalesef yoksullara yansımamaktadır. Türkiye’de zengin giderek daha zenginleşirken, yoksul da giderek daha fakirleşmektedir. Sınıflar arasındaki uçurum giderek daha da artmaktadır. Ekonomideki büyüme bu uçurumu kapamaya yetmemektedir.
Dünya Bankası, Ekonomik Görünüm Raporu verilerini baz alarak hazırladığı analize göre Türkiye’nin 750 milyar Dolarlık milli gelirinin 220 milyar Dolarını, yani üçte birine yakınını 739 bin kişi elinde tutuyor. Küresel korsanlar dünya insanlığının kanını emiyor, insanlar açlıkla pençeleşiyor.
Victor Hugo, “Hakkın çalındığı yerde mücadele bir sorumluluktur” dese de bu konuda kayda değer bir mücadele de yok ortada.
Küresel korsanlar dünyası
- Yoksulluk kaç gün sürer baba?