
Kürkçü, bugünkü süreç ile geçmiş isyanlar arasındaki tarihsel bağın görülebileceğini, bugün yaşananların “Durup dururken olmadığını” isyanı besleyen kaynakların 1000 yıldır bu topraklarda akmakta olduğunu söyledi.
Kürkçü devamla “Egemen sınıfın isyanlar hakkındaki arşivi daha geniş, bilgisi kuşaktan kuşağa naklediliyor ve birikiyor. Ancak iktidarla karşı karşıya gelen kuşaklar önceki sosyal ve kültürel evrenden habersiz olarak her defasından baştan başlıyor. İsyan edenlerin de muhasebe yapabilmesi için bilgilerin birbirine eklemlenmesini hep istemiştim” dedi.
HDP Eşbaşkanı Kürkçü, “İlk isyanların ardından ilk kaybedilen, ilkel, eşitlikçi, göçebe demokrasisiydi. Ortak hafızamızda eşitlik, efendisizlik, sınıfsızlık var. O yüzden hep arzuladığımız da o uzak geçmişti. Ama geleceği kurabilmek o uzak geçmişten kopabilmekle mümkün. Tüm gerilim ve çelişki de burada. Hem o isyanın bir parçası olacaksınız hem de ondan ayrılarak yeni bir dünyayı başka türlü kurmak için, içinde yaşadığınız çağın itirazlarına kulak kabartacaksınız” diye konuştu.
Son makale “Che” Si!
Kürkçü, Gezi isyanının da “Sivil bir kisve altında süren 12 Eylül rejimine başkaldırı olduğunu” ifade etti.
Kitaptaki son makale olan “Che” Si!’nin kendisinin de en beğendiği makale olduğunu vurgulayan Kürkçü, “Bugün bir ikon olarak herkesin bildiği Che Guevara’nın düşüncelerinin pek az kişi tarafından bilindiğini” söyledi. Ertuğrul Kürkçü, “Kendisini Bolivya’da bekleyen mermiye götüren yeryüzü devrimine olan inancıydı, silahlı mücadeleye olan şahsi arzusu değildi. Gezi direnişinde kıymetli olan şey de eskinin, geleneğin tekrarı olması değil, bizzat muhalefet etmenin kendisiydi. Che, koşullara teslim olmayı değil, koşulları değiştirerek yeni bir muhalefet ortaya çıkardı. Gezi’nin de yaptığı buydu” dedi.
Kürkçü, “Tüm bunları biliyor olmak açık bir zihinden başka bir şey kazandırmaz. Her devrimin bilgisi ancak o devrimden elde edilir” yeklinde konuştu.
AYÇA SÖYLEMEZ/BİANET