Konferansın açılış konuşmasını yapan Mezopotamya Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Mızraklı, “Kürt halkı yekpare olduğu zaman 20. yüzyılda başına getirilenlerin 21. yüzyılda işe yaramayacağı görülecektir” dedi. Mızraklı, Kobanê, Xanekin ve Kerkük’teki direnişçileri selamlayarak tüm Kürtleri yekvücut olmaya çağırdı.


Dicle: Kefen yırtıldı
Konferansın onur konuğu olan Amed Milletvekili Hatip Dicle, Kürtçe yaptığı konuşmada, Kürt halkı için biçilen kefenin Kürt halkı tarafından kabul edilmediğini ve yırtıldığını söyledi. “Kazanacağız” diyen Dicle, herkesi mücadele etmeye çağırdı.

Muslim: Tarihi bir dönem

İngiltere’nin Başkenti Londra’dan video-konferans yöntemiyle katılan PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, katılımcıları selamlayarak konuşmasına başladı. “Kobanê düşerse tüm Kürt halkının iradesi düşer, o yüzden verdiğimiz mücadelenin önemin farkındayız” diyen Muslim, tarihi bir dönem yaşadıklarının altını çizdi.

‘Haricilik bir zihniyettir’

Müslim’in ardından “Akademik Perspektifler; İslam tarihinde, demokratik İslam ve Saidi Nursi Modeli” konulu konuşmasını gerçekleştiren Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kadri Yıldırım, “Haricilik bir zihniyettir. Bunlar İslama rağmen İslam için savaştığını iddia ediyorlar. El Kaide, El Nursa ve IŞİD’i bu kategoriye koymak uygundur. Kürtleri ve diğer halklara uyguladıkları bu zulümden dolayı er ya da geç ortadan kalkacaklardır” dedi.

Vali: Kürtler demokratik kanattır

İkinci oturum Prof. Dr. Mahmut Toğrul’un moderatörlüğünde başlarken, ilk konuşmayı Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abbas Vali gerçekleştirdi. “Irak ve Suriye’de yaşayan Kürtler demokratik kanadı temsil ediyorlar. Kalıpları ve sınırları değiştirmek istiyorlar. Kürt halkının başarısı bu kalıpların tutmayacağını gösterir” diyen Vali, İran’ın bir yandan ABD’ye karşı olup diğer taraftan Irak ve Suriye konusunda birlikte çalıştığına dikkat çekti. PKK’nin Güney Kürdistan’a aktif olarak destek verememesini anladığını dile getiren Vali, peşmerge güçlerinin, partilerin bünyesinden çıkarılıp ulusal birlik çerçevesinde revize edilmesi gerektiğini de vurguladı.

‘Kürt sorunu politiktir’

EHESS Üniversitesi’nden Dr. Cuma Çiçek, ulusal, dinsel ve sınıfsal dinamiklerden kaynaklı bölünmelerin “Politik Kürt Bölgesi” konusunda bir mutabakatın inşasını engellediğini söyledi. Tek bir Kürt sorununun bulunmadığını, farklı toplumsal sorunların varlığına dikkat çekerek açıklayan Çiçek, hazırladığı sunum üzerinden Kürt halk mücadelesinin Türkiye’deki durumunu özetledi. Kürt sorununun “terör sorunu” değil politik bir mesele olduğunun altını çizen Çiçek, Kürtler ile Türkler arasında bir eşitliğin oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Demokratik Özerklik sunumu

Çiçek’in sunumunun ardından Boğaziçi Üniversitesi’nden Yrd. Dr. Bülent Küçük, “Demokratik Özerklik” konulu sunum yaptı. Demokratik Özerklik fikrinin, ulusal ve sosyal hayata ilişkin olan soruların tümüne cevap olduğunu söyledi. Ulus devletin un ufak edilerek egemenliğin hem yerelleşmesi hem de toplumsallaştırılması ile Demokratik Özerkliğin tanımlanabileceğine dikkat çekti.

‘Ciddi ayrışmalar yaşanıyor’

“Ortadoğu’da Bağımsız Kürdistan meselesi: Irak ve Suriye üzerine analiz” konulu konuşmasını yapan Uluslararası Barış Araştırmaları Merkezi (IMPR) Başkanı Doç. Dr. Veysel Ayhan ise Arap baharı ile Ortadoğu’da bir güç boşluğunun oluştuğunu ve bunun hala devam ettiğini söyledi. 1914 yılına geri döndüklerini kaydeden Ayhan, ülkelerin parçalandığını ve sınırların yeniden çizilmeye başlandığını ifade etti. Ayhan, “Bölgesel anlamda ciddi ayrışmalar yaşanıyor. Hem uluslararası hem de bölgesel ölçekte bağımsız Kürdistan koşulları vardır” diye konuştu. Ayhan, Irak ve Suriye’de bağımsız Kürt devletine karşı çıkacak bir bloğun olmadığına dikkat çekti. “Kürtler bir daha Arapları birleştirme hatasını tekrarlamak istemiyor” diyen Ayhan, Türkiye’de de Güney Kürdistan’ın bağımsızlığı konusunda bir sıkıntının yaşanmadığını söyledi.
Konferansın 2. gününde “Kürtlerin Birlik, Birlikte Yaşama ve İttifak Perspektifleri” konulu ilk oturumun moderatörlüğünü Mezopotamya Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Av. M. Emin Aktar yaptı. Katılımcılardan ilk olarak Mardin Artuklu Üniversitesi’nden Dr. Naif Bezwan “Kürtlerin siyasal sistem tercihleri ve self determinasyon hakkı” başlıklı konuşmasını yaptı. Bezwan, uluslararası hukuka göre, ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı konusunda sunum yaptı. Kürtlerin tarihinin hiçbir döneminde kendi siyasi statüsünü belirleme ve kendi kaderlerinin efendisi olmaya bu denli yaklaşmadıklarını kaydeden Bezwan, Kürt siyasetinin bir bütün olarak son yıllarda ezber bozucu hamleler ile önemli mevziler ve saygınlık elde etmeyi başardığını vurguladı.
Ardından “Kürt Birliğinin Yeni Dinamiği: Kürdistan Milliyetçiliği” konulu konuşmasını yapan Ankara Üniversites’inden Arzu Yılmaz, Kürt ve Türk milliyetçiliği arasındaki farklara dikkat çekti.

‘Kerkük Kürtlerin Kudüs’üdür’

Yılmaz’ın ardından “Türkiye - Kürdistan ittifakı ve yeni Ortadoğu” başlıklı konuşmasını yapan Muş Alparslan Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Abdullah Kıran, Ortadoğu’nun etnik ve siyasi çelişkilerin derin olduğunu belirtti. Son gelinen durumda, yeniden yapılaşmanın önemine işaret eden Kıran, eskiden Kürdistan’ın bağımsızlığından bahsedildiğinde Türkiye’nin çok büyük bir tepki gösterdiğini hatırlattı. “Ortadoğu’da neler oluyor” sorusunu soran Kıran, Kerkük denince herkesin oturup düşünmesi gerektiğini ve Kerkük’ün Kürt halkının Kudüs’ü olduğunu vurguladı.

‘Ulusal kongre bir an önce toplanmalı’

“Bölge’de ‘Yeni Kimlik’ arayışları bağlamında siyasal meşrutiyet krizi ve yükselen ‘Geleneksel aidiyetler’ sorunu. Kürtlerin bölgesel faktör olma şartları” konulu konuşmasını gerçekleştiren Sofya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yaşar Abdulselamoğlu, ulusal kongrenin bir an önce toplanması gerektiğinin altını çizerek, “Kürt aydınlar sürekli bunun üzerinde durmalı. Rojava’nın geleceği Güney Kürdistan’ın kaderi bir birine daha yaklaşmaktadır. Kürt siyasetini yeni bir kader bekliyor” dedi.
Öğleden sonra “Kürdistan, Sınırlar, Parçalar ve Ortak Gelecek” konu başlığıyla 2. oturum devam etti.

DİHA/AMED