RENGİN AZİZOĞLU / JINNEWS / AMED
Anneler Günü’ne çocukları olmadan giren annelerden biri de Gülistan Güven. İki çocuğu cezaevinde 1 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Güven, “Biz Kürt annelerine ne zaman Anneler Günü yaşattılar ki! Yıllar önce olduğu gibi şimdi de çocuklarımızın direnişinin yanındayız” dedi.
Gülistan’ın hikayesi mücadeleyle geçen yaşamların bir özeti. Amed’in Farqîn ilçesine bağlı Reşik köyünde doğan Gülistan, 5 yaşındayken annesini 2 yıl sonra da babasını kaybetti. 13 yaşında evlendirilen ve 12 çocuğu olan Gülistan’n yaşamı yoksulluk, zorluk ve bir o kadar da mücadeleyle geçti. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde Türkiye’ye getirilmesi ise Gülistan için bir dönüm noktası oldu. Abdullah Öcalan’ın tutuklandığını duyunca soluğu Amed’de alan Gülistan, protesto amaçlı başlatılan açlık grevi eyleminde yer aldı. Evde küçük çocukları onu beklerken Gülistan, açlık grevi eylemine baskın yapan polisler tarafından gözaltına alındı ve 15 günlük gözaltı süresinden sonra serbest bırakıldı. Şimdi yaşı ilerlediği için mücadelede yer alamamanın burukluğunu yaşayan Gülistan’ın iki çocuğu tutsak ve 1 Mart’tan bu yana tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevi eyleminde.
Öcalan önderimdir dedim
Ziyaretimizin amacını öğrendikten sonra gözleri yaşlarla dolan Gülistan, “Bu gördüğünüz yıllardır yaşadıklarımın yansıması” deyip evine davet etti.
Kendisini kısaca tanıttıktan sonra 1999’da yaşadıklarını şöyle anlattı: “Duydum ki Önderlik Türkiye’ye getirilmiş. Haberi duyar duymaz Amed’e gittim. Onu özgürleştirmek için gidip diğer yoldaşlarımla mücadele ettim. Açlık grevindeyken gözaltına alındık, 15 gün gözaltında tutulduk. Çocuklarımız nasıl bugün açlık grevine girdiyse biz de o zaman Önderliğimiz için açlık grevine girdik. Cezaevindeyken çok işkence gördüm. Çıktıktan sonra durmadık, Ankara’ya gittik. Çocuklarım o zaman çok küçüktü, onları bırakıp Ankara’ya gittim. Korkmak aklıma bile gelmedi. Orada da neden geldiğimizi sordular biz de nedenini söyleyince darp ettiler. Sonra, ‘Öcalan senin önderin mi?’ diye sordular, ben de ‘evet önderimdir’ dedim.”
İyi ki onurumuzdan taviz vermedik
Devletin kendilerine yaşattığı bunca zulme rağmen asla pişman olmadığını söyleyen Gülistan, özgürlük mücadelesini yürüttüklerini dile getirdi. Gülistan, “Özgür olmadan yaşayamazdık. Şimdi dönüp bakıyorum, ‘iyi ki onurumuzdan taviz vermedik’ diyorum. Biz pişman olacak hiçbir şey yapmadık. Şimdi yaşlanmışım, bir şey yapamıyorum ama tekrar bu dünyaya gelsem daha fazlasını yapar, daha fazla direnirdim. İnsanın cesareti olursa, o cesaretin peşinden gider. Bu yol dar bir yoldur, amacımız bu yolu genişletmek. İradem sayesinde ben bu yaşıma kadar geldim. Bir kızım ve oğlum cezaevinde. Onlar için de kendime iyi bakmalıyım” diye konuştu.
Neredeyse her sene evlerine polis tarafından baskın yapıldığını kaydeden Gülistan, “Kapılarımızı kırıyorlar. En son geldiklerinde silahı kafama dayadı, ‘sıkarım’ dedi. Ben de ‘sık, ne bekliyorsun’ diye cevap verdim. Eşimi de ‘senin evinde bir silah olsaydı görürdün seni öldürüyor muydum öldürmüyor muydum’ diye tehdit ettiler” ifadelerini kullandı.
Kızım çok işkence gördü
Kızı Sudan (44) ve oğlu Metin’in (48) yaşam mücadelesinin de kendi yaşam mücadelesine benzediğini ifade eden Gülistan, Sudan’ın çocukken ateş parçası gibi cesur olduğunu söyledi. Sudan’a 12 yıl ceza verildiğini belirten Gülistan, “Kürt olduğu için hapse girdi. HDP yöneticiliği yapıyordu. Onların yöneticileri kral oluyor, bizimkileri de hapse atıyorlar. 4 yıl cezası kaldı. Ona ceza veren de FETÖ’cüydü. Cezaevinde kaldığı süre boyunca çok işkence gördü. İki yıl önce Elazığ Cezaevi’nde ayakta sayımı kabul etmedikleri için onlara saldırdılar. Sudan, ranzanın üzerinde olduğu için ayağından çekip yere fırlatıyorlar. 1 Mart’ta açlık grevine başladı ve greve başlamasıyla Elazığ’dan Alanya’ya sürgün edildi. 44 saatte Alanya’ya götürüldü. Çok fazla işkence ve hakaret edilmişti. Gittikten sonra da açlık grevine devam ettiği için 15 gün hücreye konuldu” diye anlattı.
Metin 90’larda da açlık grevindeydi
Metin’in (48) 1992’de tutuklanıp müebbet ceza aldığını, birçok cezaevine sürgün edildiğini ve şu an Karabük Cezaevi’nde olduğunu aktaran Gülistan, “Oğlum PKK’ye katılmıştı. Ona hiçbir zaman kızmadım. Sonra tutuklandı. Amed’de kalıyordu ardından sonra Amasya’ya, sonra da Sincan’a sürgün ettiler. Şimdi de Karabük Cezaevi’nde. Cezaevinden çıkmasına 3 yıl kaldı. 95’te Diyarbakır Cezaevi’ndeyken de açlık grevine girdi. O zaman da işkence ve kötü muameleye maruz kaldılar. Görüşlerde anadilimizle konuşamıyorduk. Çocuklarımızın suratına bakıp çıkıyorduk. Dışarıdan onlara kıyafet yollayamıyorduk. Bu tür uygulamalara karşı açlık grevi başlattılar ve kazandılar. Metin şimdi de açlık grevinde. 1 Mart’ta açlık grevine başladı. Onlara işkence yapıyorlar, zulüm uyguluyorlar, hakaret ediyorlar. Eğer bir insan haksızlığa uğruyorsa ona destek olmak gerekir. Ben de çocuklarımı ruhumla, canımla destekliyorum” dedi.
Çocuklarımızın taleplerinin arkasındayız
Bir Anneler Günü’nde daha çocuklarından ayrı olduğunu belirten Gülistan, hislerini ve taleplerini şöyle paylaştı: “Çocuklarımız için özgürlük ve barış istiyoruz. Biz Kürt anneleri ne zaman Anneler Günü yaşayabildik ki şimdi yaşayalım. Cezaevi kapılarında, çocuklarımızın mezarları başında, çocuklarımız için endişelenerek, onları özleyerek geçiyor o gün de. Bir anne için mutluluk günü olması gerekirken, acılar günü oluyor. Bu günümüzde bile huzur vermiyorlar bize. Biz sonuna kadar çocuklarımızın haklı talebinin arkasındayız.”