PKK, arkasında bıraktığı kırk yıllık zaman zarfında Kürtlerin yeni yaşam ruhu haline gelmiştir. Nasıl ki ruhsuz bir bedenin yaşaması mümkün değilse, PKK’siz bir Kürtlüğün de içinde bulunduğumuz zamanda ayakta kalması, yaşamını özgür temelde sürdürmesi mümkün değildir. Çünkü PKK artık Kürtler için özgür ve iradeli bir yaşamın tek garantisi haline gelmiştir. Salt bedensel, örgütsel bir varlık olmaktan çoktan çıkmıştır. Kürtlerin gönlünde yer edinmiştir. Kürtlüğün yeni yaşam tutkusu haline gelmiştir. Yeni bir yaşam kültürüne dönüşmüştür. Bunların üzerinde yeşerdiği yeni bir değerler sistemi haline gelmiştir. Yeni bir zihniyet dünyasına, yeni bir duygu ve düşünce dünyasına, temel yaşam kaynağına dönüşmüştür.

PKK, sadece Kürtlüğün yeni bir yerel zihniyeti ve kültürü haline gelmekle sınırlı kalmamakta, evrensel düzeyde de yeni bir demokrasi anlayışını geliştirmeye çabalamaktadır. Kürdistan’ın her tarafında inşa etmeye başladığı demokratik toplumsal kurumlaşmalarda, adına doğrudan demokrasi de diyebileceğimiz demokratik konfederal bir tarzı geliştirmenin mücadelesini yürütmektedir. Yepyeni radikal bir demokrasinin anlayış ve uygulamasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan sömürgeci soykırımcı faşist saldırılara maruz kalıyor, diğer taraftan ise eski geleneksel toplumdan kalma bir yığın geri anlayış ve yaklaşımın geriye çeken gerçeği ile çarpışıyor. Dipdiri bir kadın özgürlük felsefesini, yeni eş yaşam ve eşit temsil anlayışı temelinde kurumlaştırmaya çalışıyor.

Örgütlü, iradeli ve mücadeleci yeni bir özgür kadın duruşu geliştirmenin savaşını veriyor. Yaşamın kaybettiği etik ve estetiği yeşertmeye çalışıyor. Canlı doğa anlayışına yaslanan ekolojik bir endüstriyi mümkün hale getirerek, hızla yitirmeye başladığımız ekolojik denge kaybının önünü almayı amaçlıyor. Kısacası dünya insanlığı için yaşamı, daha demokratik adaletli ve yaşanılır kılmaya çabalıyor. PKK’nin gerek sömürgeci soykırım saldırılarına karşı gerekse de geri geleneksel toplumsal yanlarla mücadele süreci, onu sürekli dinamik kılan yanı oluyor. Kendini sürekli yenileme kabiliyeti kazandırıyor. Statikleşmesini önlüyor. Aslında onu, yeni bir sosyal bilim yöntem ve anlayışına bile sürüklüyor. Bu yüzden bölge ve dünya insanlığı için yepyeni bir radikal demokrasi modeli haline geliyor. Önüne koymuş olduğu mücadele gündemleri, kapitalizmin yaşadığı büyük tıkanmaya çare üretir bir pozisyon kazanmasına neden oluyor. Hem içinden doğduğu kendi demokratik ulusal toplumu, hem de dünyanın her yerindeki halklar ve kadınlar, PKK’nin yaşama kazandırdığı bu meziyetleri görmeye ve ilgi duymaya başlıyor.   

İlginç olan, Avrupa Adalet Divanının bile artık fark etmeye başladığı PKK’nin bu hakikatini, kendini her konuda dünya hakimi olarak gören ve tanıtan ABD’nin hala görmeye yanaşmamış olmasıdır. Bu da ABD’nin geliştirdiği 21.yy Kürt siyasetinde ciddi hatalar yapmasına yol açıyor. 20.yy’lın Kürtleri ile 21.yy’lın Kürtleri arasında gelişen büyük farkı ve bu farkın ortaya çıkmasında PKK’nin oynadığı belirleyici rolü görmemek, bu açıdan çok ciddi bir siyasi zaaftır. Zaten ABD’nin Kürt siyaseti konusunda kendi içinde yaşadığı çatlaklar buradan geliyor. Bazı Avrupa ülkelerinin de durumu benzerdir. En temel hataları, PKK üzerine yapılacak her türlü hesabın pratikleşmesi halinde bile, Kürtlerin çıkarına olmayan bu hesapların hiçbir zaman tutmayacağını görmemeleridir. Çünkü Kürtlerin artık ruhuna, gönlüne, duygu ve düşüncesine sinmiş olan PKK’yi, bu çağda hiçbir gücün silmesi mümkün değildir.

PKK ve Kürtler gelinen aşamada etle tırnak misali bütünleşmiştir. Kürtlerin bulundukları her yerde illa da örgütsel organik bir bağla bağlı olmasına, gerek bile yoktur. Çünkü örgütsel organik bağın yerini artık büyük aşk ilişkisi almıştır. Çünkü artık Kürdistan’da PKK öncülüğünde yarım asırlık bir mücadele zamanı geçmiştir ve bütün bu zaman içerisinde Kürtlerle PKK arasındaki bağ, çok güçlü çok derin anlamlar kazanmıştır. Yeni bir değerler sistemi oluşturmuştur. Yeni bir sosyoloji oluşturmuştur. Yeni bir dost ve düşman algısına yol açmıştır. O kadar bütünleşmiştir ki, ciddi bir aşk ilişkisi gelişmiştir. Bu yeni aşkın adı, „Kürt Aşkı“dır. Kürdün özgür yaşam aşkıdır. Örgütlü, direngen, mücadeleci, onurlu ve iradeli Kürdün yeni aşkıdır bu. Unutulmasın ki, Kürtlerin aşk anlayışı uğruna ölünecek düzeydedir. Kürt tarihinde geçen tüm ünlü aşk destanlarında, birbirinin uğruna ölümlere gitme vardır. Bu gün de Kürtlerin bu yeni aşkı uğruna ölüm dahil her şeyi göze almaları, Kürtlerin toplumsal gen olarak geliştirdikleri aşk diyalektiğinden kopuk değildir. Ancak PKK’nin geliştirdiği yeni „Kürt Aşkı“nda eskisinden farklı olarak, kaderine boyun eğmeme, teslim olmama, amaca ulaşma ve kesin başarı vardır. Direne direne kaderini değiştirme ve aşkı başarma vardır. Yani mutlaka kavuşma vardır. Bu yüzden kendi Kürt siyasetini belirlerken, herkesin doğru hesap yapması gerekmektedir.