• Sürgünde başlayan Kürt basın geleneği Kurdistan gazetesinden sonra da sürgünde varolmaya devam etti. Egemen devletlerin yasak, baskı, tutuklama ve katliamlarına rağmen yoluna devam eden Kürt basını, bugün Kürdistan’ın dört parçasında ve diasporada yüzlerce basın yayın kurumuna sahip.
Sürgünde başlayan Kürt basını, tüm ağır bedellere rağmen 122 yılı geride bıraktı. Botan’dan Mısır’ın başkenti Kahire’ye sürgün edilen Bedirxan ailesinden Mikdat Midhat Bedirxan’ın 22 Nisan 1898’de başkent Kahire'de Kurdistan gazetesini çıkarır. Kürt gazeteciliğinin miladı olarak kabul edilen gazetenin çıkarıldığı 22 Nisan günü ise “Kürt Gazetecilik Günü” olarak kabul edilir. Yeniden basımın öyküsü ve kayıp sayı Kürtler, yıllar sonra Kurdistan gazetesiyle Dr. Kemal Fuad sayesinde yeniden tanışır. Almanya’da Kürtçe el yazıları üzerine çalışmalar yaparken, Marburg Üniversitesi’nin kütüphanesinden tesadüf sonucu gazete ile karşılaşan Dr.Kemal Fuad, bulduğu sayıları Güney Kürdistan’a getirir, 1972 yılında Bağdat’ta orijinal baskısı gibi çıkarır. Daha sonra araştırmacı yazar Mehmet Emin Bozarslan ise Arap alfabesiyle yazılmış olan gazetenin tıpkı basımı üzerinden, bütün sayılarını Latinize eder. 1991 yılında İsveç’te Deng Yayınevi aracılığıyla iki cilt olarak basımını yapar. Toplamda 31 sayı olduğu bilinen Kürdistan gazetesinin, bu iki ciltte 26 sayısı bulunur. Yani 5 sayı eksiktir. Daha sonra 17 ve 18. sayıları da Malmîsanij Latinize edip tıpkı basımıyla beraber yayına hazırlar. 10 ve 12. sayıları da Prof. Celîlê Celîl tarafından bulunur. Geriye kayıp sayı olarak 19. sayı kalır. Bu kayıp sayı hâlâ bulunmuş değil. Ülke ülke dolaşır Yayımlanmaya başlandığı ilk dönemlerde politik içerikten ziyade dil ve eğitime önem veren gazete, Cenevre'ye taşındığı dönemde ise daha çok Abdülhamid aleyhtarı liberal-demokrat düşünceleri savunur. İlk beş sayısı Kahire’de yayımlanan gazetenin ilk üç sayısı El Hilal Matbaası’nda, 4. ve 5. sayılar ise Çapxaneya Cerîdeyî Kurdistan’da, yani Kurdistan Gazetesi Matbaası’nda basılmıştır. Gazetenin basım yayımı 6. sayıdan itibaren Mikdat Midhat Bedirxan’ın İstanbul’a dönmesinden ötürü kardeşi Abdurrahman Bedirxan tarafından devam ettirilmiştir. Abdurrahman Bedirxan’ın yönettiği dönemde gazetenin basımı, Londra, Folkestone, Cenevre ve Kahire'de yapılmak zorunda kalınmış ve yayın aksamıştır. Gazetenin 6-18. sayıları Cenevre'de, 20-23. sayıları Kahire’de, 24. sayısı Londra’da, 25-29. sayıları Folkestone'da, 30. ve 31. sayıları Cenevre'de basılmıştır. 22 Nisan 1898 tarihinde yayın hayatına başlayan Kurdistan gazetesinin bilinen son sayısı 31. sayıdır ve 14 nisan 1902 tarihlidir. Gazete 1898’den 1902 yılına kadar 3 ülke ve 5 şehir değiştirmiş ve en yüksek tirajına ilk sayılarında ulaşan gazete, en fazla 2000 adet basılmıştır. Gazetenin dili Gazetenin üç sayısı sadece Kürtçe iken sonraki sayılarında Türkçe de yer alır. Kürtçesi hakkında Mehmet Emin Bozarslan, ''Kurdistan’ın Kürtçesi, sade bir Kürtçe değil, çok sayıda Arapça ve Farsça sözcük kullanılmış. Zaten o dönemler Kürt aydınları arasında cümle ve yazıları Arapça ve Farsça sözcüklerle süslemek modaydı. Kürtçeye, Arapça ve Farsça sözcükler katmakla gururlanır ve bunu bir aydın ve bilgili olmanın nişanesi olarak görürlerdi'' der. (Hazırlayan: Mehmet Emin Bozarslan, Kurdistan, 1991, Deng Yayınevi, Uppsala) Gazetenin periyodu Her sayısı dört sayfa çıkan gazetenin 1-23. sayılarında ''15 günde bir neşrolunur Kürdçe gazetedir'' ibaresi yer alırken 24. sayıda ''ayda bir neşrolunur Kürdçe gazetedir'', 25-31. sayılarda ise ''ayda bir neşrolunur Kürdçe ve Türkçe gazetedir'' biçiminde değiştirilmiştir. Fakat ilk beş sayıdan sonraki sayılar gecikmeli çıkmıştır. (Mamîsanij, İlk Kürt Gazetesi KURDİSTAN’ı Yayımlayan Abdurrahman Bedirxan, Vate Yayınevi, 2011, İstanbul) Gazetenin 1., 2., 3., 8., 9., 11., 15. ve 16. sayıları Kürtçe, diğer sayılar ise Kürtçe ve Türkçe olarak yayımlanmıştır. Dili Kurmancî olan gazetede, Soranî lehçesiyle şiirler de yayımlanmıştır. Sürgünde devam etti Sürgünde başlayan Kürt basın geleneği Kurdistan gazetesinden sonra da sürgünde varolmaya devam etti. Rojî Kurd, Hetawê Kurd, Hawar, Bangî Kurd, Jîn gibi süreli yayınlar sürgünde başlayan dergi ve gazeteler olarak tarihe geçti. Kamiran Âlî Bedirxan’ın Beyrut’ta çıkardığı Stêr, Roja Nû, kardeşi Celadet Bedirxan’ın çıkardığı Hawar ve Ronahî de sürgünden Kürtlere seslenmeye çalıştı. Kürtler gibi devletsiz bir ulus için basın yayın asimilasyona ve inkara karşı Kürt aydınlanmasının birer direnç merkezi hâline geldi. Zira Hawar dergisinin modern Kürt dili, basını ve edebiyatı üzerindeki etkisi büyük. Sonrasında Avrupa ve Kürdistan’da birçok Kürtçe dergi ve gazete çıktı. İlkin haftalık, daha sonra günlük çıkan Azadiya Welat ile Kürt basını yönünü Kürdistan’a çevirdi. Egemen devletlerin yasak, baskı, tutuklama ve katliamlarına rağmen yoluna devam eden Kürt basını, bügün Kürdistan’ın dört parçasında ve diasporada yüzlerce basın yayın kurumuna sahip. Riya Teze’nin 90. yılı 1930 yılında yayın hayatına başlayan Riya Teze, Kürt basınının ez uzun ömürlü yayını. 90 yıllık süreçte birkaç kez kapatılan gazete hâlâ maddi zorluklara karşı Ermenistan’ın başkenti Erivan’da çıkıyor. Şu an bağımsız bir gazete olan Riya Teze, Sovyetlerin çöküşüne kadar Ermenistan Komünist Partisi'nin Kürtçe yayın organıydı. Bu yıl 90. yılını kutlayan Riya Teze, Kürt basınının mihenk taşlarından biri.

Kürt basını hep TC'nin hedefindeydi

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği 'Kürt Gazetecilik Günü’ vesilesiyle açıklama yaparak, Kürt Gazetecilik Günü'nü kutladı. Ayrıca HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, Kürtçe yayınların durdurulması, Kürt basını üzerindeki baskılar, yaşanan hak ihlalleri ve sorunların tespit ile tedbirleri için Meclis’e araştırma önergesi verdi. OHAL ile Kürt/Kürtçe basın kurumlarını hedef aldı HDP Basın Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, yaptığı açıklamada 15 Temmuz darbe girişimini sonrası kapatılan kurumları hatırlatarak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi. ''15 Temmuz darbe girişimini 'Allah’ın bir lütfu' olarak değerlendirip yeni baskıcı rejimi inşa etmeye çalışan AKP-MHP iktidarı, OHAL ile Kürt/Kürtçe basın kurumlarını hedef aldı.İlan edilen OHAL ile birlikte yayın yapan gazeteler, dergiler, ajanslar ve TV kanalları hukuk dışı bir şekilde kapatıldı'' DTK da yaptığı açıklamada halka kendi gazetelerine ve gazetecilerine her koşulda sahip çıkması ve dayanışma içinde olması çağrısında bulundu. Kürt basınında kadının rengi Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu da Kürt basınında kadın rengine vurgu yaparak: ''Kürt basını geliştirdiği özgün kadın basını ile hem kadın mücadelesinin mirasının hem de basın geleneğinin taşıyıcılığını üstlendi.'' dedi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği de açıklamasında Kürt basınının sürgün hayatında olsa da hakikat yayıncılığı açısından dünyada sembol haline geldiğini aktardı. İki yüze yakın basın-yayın kuruluşu kapatıldı HDP) Van Milletvekili Murat Sarısaç da OHAL kapsamında 29 Ekim 2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazeteleri ile Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Jin Haber Ajansı (JINHA) gibi kuruluşların kapatıldığını hatırlatarak önergede şunları belirtti “OHAL sürecinde sadece Kürt basını değil, muhalif basının tamamı cezalarla ve sansürle tasfiye edilmek istenmiştir. Bu süreçte iki yüze yakın basın-yayın kuruluşu kapatılmış, binlerce gazeteci işsiz durumuna düşmüştür. Bunun sonucu olarak Türkiye bugün Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke içerisinde 157’nci sıradadır. Ülkemizde basın özgürlüğü konusunda Kürt basın-yayın çalışmaları, ciddi bir baskının ve sansürün hedefi konumundadır. Kürtçe yayın, ancak iktidarın ‘makbul olma’ talebi karşılandığı sürece yapılabilmektedir. Kürt sorununda farklı perspektiflere yer vermek ve farklı muhataplara mikrofon uzatmak bir soruşturma veya gözaltı sebebi olabilmektedir. Dolayısıyla Türkiye’de Kürtçe yayın yapan basın kuruluşlarının kapatılmasının sonuçlarının, Kürt basın-yayın faaliyetlerinin karşılaştığı engellerin ve basın emekçilerinin yaşadıkları zorlukların tespit edilerek gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Meclis Araştırması açılması yerinde olacaktır.” HABER MERKEZİ